Osman Ayradilli: Son derece hızlı yapıldı ve başarısız olundu!

Haberso.com 'dan herkese merhaba. Bugünkü röportaj konuğum Cumhuriyet Halk Partisi Nilüfer ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Sözcüsü Sn. Osman Ayradilli.

Muhammet Ali İlbeyi: Hoş geldiniz.


Osman Ayradilli: Hoş bulduk.

Soru 1:

Osman Ayradilli kimdir?


 
 
Cevap:
 
1958 Yılında Bursa'da doğdum. Merinos ilkokulunda, Bursa Erkek Lisesinde ve Yıldız Üniversitesinde sonrada teknik üniversitede okudum. Mimar ve şehir plancısıyım. 30 yıl önce ilk meclis üyeliğimi 89'da shp den başladım sonra aralıklara büyükşehir belediye meclisi ve Nilüfer belediye meclisinde 3. Dönemim. Kent adına hizmet etmekteyim.
 

 


Soru 2:
 

Büyükşehir yasası ile köylerin mahalleye dönüşmesinden bugüne eksi ve artılar nelerdir?


Cevap:
 
Büyükşehir yasası ile il genel meclisleri Türkiye'de büyükşehir olan yerlerde kapatıldı. İl genel meclisi çalışmaları büyükşehir belediye meclisi çalışmalarının içine dahil edildi. Bunun artılarını da eksilerini de güzelce değerlendirmek lazım. 
 
Benim öncelikle söyleyeceğim eleştiri, bana göre de olumlu bir değişiklikti ancak gerekli altyapı yani kadrolaşma ve diğer hiyerarşik yapılaşmayla alakalı gerekli altyapı hazırlanmadan son derece hızlı ve acele yapıldığı için geçiş döneminde 3-5 yıl içinde çok büyük aksaklıklar oldu. Eskiden köylere olan hizmetler gerek iller bankası gerek köy hizmetleri gerek kara yolları ve ilgili bakanlıkların müdürlükleri eliyle yapılıyorken birden bire bunlar kesildi ve büyükşehir belediye bünyesi içinde yapılmaya çalışıldı. Ancak bu süreç o kadar hızlı geçildi ki bu surecin öncelikle 3-5 yıl deneme değil ama kadroların birbirine olan entegrasyonu birbirleriyle olan ortak çalışmaları sonucu yapılması gerekirken maalesef AKP'nin her zamanki aceleciliğinden vede bana göre iş bilmezliğinden dolayı son derece hızlı yapıldı ve başarısız olundu. 
 
Birden bire bir kent bir küçük yerleşmeyi bir büyükşehirin içine normal Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer vari bir mantıkla ve anlayışla yürütemezsiniz.


Maalesef bu konuda mağdur ve muzderip olan bu yerlerde yaşayan vatandaşlarımızdır. Sorun sadece su, elektrik, doğal gaz ve başka hizmetlerin gelip gelmemesi bunların ücretlendirilip ücretlendirilmemesi asla değil. Bazı arkadaşlarımız bunu böyle değerlendiriyor olabilir ama bu son derece yetersiz ve eksik bir yaklaşımdır. Buradaki sıkıntı planlamayla alakalı olsun diğer bütün sosyal kültürel sosyal ekonomik yatırımlarla alakalı olsun büyükşehir belediyesinin mevcut çalışma düzeninin yani büyükşehir belediye meclisinin ve ilgili kadrolarının bu konuda deneyimsizliği il genel meclisinin yıllar içinde olan deneyimlerinden bir yarar göremeden, görmeden paldır kuldur alelacele yapılmasıdır. Bakıyoruz ki şimdi büyükşehir belediye meclisinde de öncelikle büyük ilçelerin yani merkez ilçelerin Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer gibi yerlerin sorunlarının çok daha rahat, rahattan kastım gündeme getiriliş ve kamuoyuna getiriliş sekliyle kolay olması, ama maalesef gözden ırak olan gönülden de ırak olur düsturuyla uzaktaki bölgelerimizin yeterli ve gerekli hizmeti alamaması sonucunu doğurmuştur. Düşününki birden bire su ile alakalı kısımda BUSKİ çok değerli ve çok birikimli bir kuruluştur en azından DSİ kadar olmasa da çok birikimli bir kuruluştur. BUSKİ bütün Bursa'nın suyunu kanalizasyonunu, arıtmasını birden bire bir hafta içinde üstlenmiştir. Böyle bir şey olmamalıydı. Yıllar içinde yavaş yavaş gitmeliydi. Bakıyorsunuz şimdi göletler veya başka yerlerde BUSKİ'ye devrediliyor. DSİ ile protokoller yapılıyor ediliyor. Bunlar yapıldıktan sonra bir çok çalışma ve organizasyonla beraber iş üretme biçimi öngörüldükten sonra yapılmalıydı. Aceleye gelmiştir. Burada mağdur olan maalesef bu belde belediyeleri de kalktıktan sonra birden bire büyükşehirin bu yükü taşıyamamasıdır. Bunu bütçeyle de görebilirsiniz. Bunu bir çok şeyle de görebilirsiniz. Burada devletin maddi anlamda maalesef kazancı vardır ama yerel yönetimlerin ve bil hassa bu bölgelerde il genel meclisinin eskiden bünyesinde olan yerlerde yasayan vatandaşların kesinlikle mağduriyeti vardır.
 
 
Nasıl olduğunu çok basitçe anlatalım. Burada nüfus üzerinden gelirler sağlanırken birden bire bu yapı bozulmuş iller bankası veya devlet kanalıyla nüfus gerektirmeden yörenin özelliklerine uygun yapılaşma yapılmışken büyükşehir belediyesinin hiç bir bütçesi bu konuda ayrı değerlendirilip farklı aktarılmamış iken yani devlet yerel yönetimlere büyükşehir belediyelerine ekstradan ek bir ödemeler krediler veya daha başka şeyler vermeden sadece nüfus ortamında orada yaşayan beş bin kişiye göre bir ödeme yapmaya devam etmiştir. Burada çok ciddi bir husus yanlış söz konusudur. Yanlışın sebebi şudur Nilüfer, Osmangazi, Yıldırım bölgesindeki çok yoğun nüfusa gelen hizmetle bu hizmeti kişiye böldüğünüz zaman belki bu hizmetin fazlalığı bile söylenebilir. Tartışılabilir ama çok düşük yoğunluğa sahip yerlerde birden bire o yaşayan kişi sayısına göre yatırım geldiği taktir de burada çok büyük bir hata ortaya çıkmaktadır. Çünkü o zaman insan sayısı az olduğu için yatırımda kişi sayısına göre endekslenmektedir. Böyle bir şey asla mümkün değildir. Yani çok daha basit bir örnek vermek gerekirse buradaki arıtmasından tutun altyapı, üstyapı bütün yatırımlarının bölgenin metrekaresine, bölgenin yerleşme metrekaresine veya yerleşmenin gelişme metrekaresine göre yapılması gerekirken kişi üzerinden endekslenmiştir. Bu son derece büyük bir yanılgıdır ve hatadır. Bu bölgelerimizin acı çekmesinin bu bölgelerimizin gerekli yatırımları alamamasının yegane nedeni devletin kurnazlık yapıp net bir şekilde üzerine basa basa soyluyorum devletin kurnazlık yapıp bu isi yerel yönetimlerin sırtına bu şekilde yüklemesi ama gereken maddi desteğin asla sağlanamamasıdır. Bu çok büyük bir handikaptır. Umarız ve dileriz ki bundan sonra AKP yönetiminden sonra gelecek iktidarlar bunu göz önüne alır bu bölgelere çok daha farklı bir anlayışla hizmet ve yatırım yapmak zorunda olmalarının görülmesidir.
 
Soru 3:


Bursa'da kentsel dönüşüm ne durumda?


 
 
Cevap:
 
 
Çok acı çok üzücü mesleğimiz adına planlama adına kentsel dönüşüm adı altındaki bu rezalet Bursa’ya çok büyük zararlar vermiştir ve biz bunların izlerini bunların kente olan olumsuz yansımalarını olumsuz katkılarını 10-20-30 yıl boyunca sürekli o bölgelerde izleyeceğiz. Maalesef son derece çıkarcı, son derece basit son derce öngörüsüz hiçbir şeyin üzerinde planlama adına hiçbir şekilde çalışılmadan verilmiş karar 0-50 emsal adi altındaki kentin o bölgelerindeki bir planlama çalışmalarının en ufak bir kırıntısını dahi görmeden son derece kötü bir şekilde kent acımasız bir bağış operasyonuna alet edilmiştir.

Bağış operasyonu üzerine basa basa soyluyorum. Bu kentsel dönüşümleri yapıldığı dosyaların mal sahiplerine ve müteahhitlerinden üzerine basa basa tekrar soyluyorum yüz binlerce lira bağış adı altında alınmıştır. Belli yerlere belli usullerle aktarılmıştır. Bunun cevabını bu bağışları alan yöneticiler vermediği sürece kentsel dönüşüm hep bir muamma olarak kalacaktır. Bundaki tek amaç budur. Buradaki amacın dışında efendim deprem gerçeği deprem olmasın güvenlikli olmayan yapılar yıkılsın yerine çabuk yenisi yapılsın dan ziyade devletin ve yerel yönetimin başı o anda büyükşehir belediyesinin Recep Altepe ve ekibinin bu konuda kafa yorması bu konuda uzun uzun çalışmalar yapması gerekirken sadece parsel bazında yık yap iki misli inşaat yap bu kadar bunun altyapı üstyapı sorunlarının hiçbir tanesi çözülmeden sadece bağışa endeksli her birinden teker teker çok ciddi miktarlarda bağışlar alınmıştır. Bu bağışların belki bazı çeteleleri AKP il başkanlığında da bulunabilir. Bulunmaktadır. Bulunmak zorundadır. Çünkü bu bağışlar resmi bağış adı altında alınmıştır deniyor. Bu acı gerçeği kimse görmezden gelip bunun üstünü örtüp biz kentsel dönüşümün zararlarından yararlarından bahsediyoruz. Bu işin en üzücü ve incitici kısmıdır.

Kentsel dönüşüm tabi ki olmalı, kentsel dönüşüm neredeyse bütün Bursa’da olmalı ne şartla bütün mevcut planların iyileştirilmesi bütün mevcut planların sağlıklı bir şekilde yeniden güne uygun çağımıza uygun 30-40 senelik planların çağımıza uygun bir şekilde revize edilmesi yenilenmesi gençleştirilmesi şehircilikte bu diller bu terimler bulunur. İyileştirilmesi sağlıklaştırılması sıhhıyeleştirilmesi bölge bölge plan plan pafta pafta, olması, parsel bazında değil ada bazında dahi değil yapılması gerekirken son derece basit AKP mantığıyla bu kadar yaptık kabilinden bireysel insanları çözümlerini öne alıp genel anlamda kollektif bir planlama kollektif bir çalışma anlayışından tamamen uzak günlük geçici bir çözümler yoluyla ve de bağıslar yoluyla kentsel dönüşüm yapılmıştır, yapılmaktadır. Bu çok üzücü bir şeydir. Bir plancı olarak bir mimar olarak son derece üzücu ve acı verici bir durumla tavırla karşı karşıyayız. Bu AKP zihniyeti maalesef bu şekilde tedavur etmiştir.

Yeni yönetimde görev alan Alinur Aktaş ve ekibinin bunun dışında olmasını bize ispat etmeleri gerekmektedir. Baktığınız zaman her ne kadar yeni bir kentsel dönüşüm bu tarz bu anlayışla olan kentsel dönüşüm çalışmaları olmadıysa da yasal zorunluluktan dolayı mahkemeler böyle bir zihniyet anlayışını kesinlikle iptal etmiştir. Sivil toplum kuruluşlarına bu konuda hepimizin teşekkür etmesi gerekmektedir. Çok büyük bir yanlıştan dönülmüştür. Üzerimize bütün ilçeler olarak ve büyükşehir olarak düşen görev her planı sonuna kadar son derece dikkatli bir şekilde irdeleyip araştırıp bütün altyapı çalışmalarını yapıp ondan sonra kentsel dönüşüm çalışmaları süreklilik arz ettirecek bir şekilde devletinde ekonomik desteğiyle bir yol haritası çizerek devam edilmesi gerekmektedir. Çünkü planlama çok zor bir çalışma biçimidir. Çok uzun uğraşlar ve çok dikkatli çok nitelikli çalışmalar gerektirir. Ben yaptım oldu mantığıyla göz ardı edemezsiniz. Çok ciddi analizlerin olduğu çünkü çok ciddi bir kent ekonomisinin yönetilmesi söz konusudur. Buna sadece rant demekte çok yeterli bir cevap olmaz. Rant topluma yayıldığı zaman bunun adi rant olmaz toplum yararı kamu yararı olmaya baslar.

Bu konuda dileriz ki önümüzdeki günlerde bu sureci büyükşehir belediyesi yeni yöneticileri yani Alinur Aktaş ve seçilmiş ekibi geçen 1 buçuk sene zarfında atanmıştı yani Recep Altepe’nin bir şekilde bizimde pek tasvip etmediğimiz bir şekilde gerekçeler haklı olabilir ama tasvip edilmeyecek bir şekilde görevden alınması ve devamında Alinur Aktaş’ın göreve gelmesi şuanda secimle geldiğinden dolayı 8 aydır 31 mart seçimlerinden dolayı secimle geldiğinden dolayı son derece dikkatli ve bu konuda akılcı çalışmalar yapmak zorundadırlar. Bunu yapmazlarsa bunun vebalini tekrar hep beraber bütün bursa olarak çekeriz. Dileriz ki bu yanlıştan dönülür daha nitelikli çalışmaların başlangıcını hep beraber görürüz.
 
Soru 4:

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve diğer ilçelerin kültür ve turizm hizmetlerini nasıl buluyorsunuz?


 
Cevap:
 
Kültür ve turizmde maalesef olması gereken arzuladığımız seviyede değildir. İstanbul’dan çalabildiğimiz rol kadar kültür ve turizmimizi öne çıkartabiliyoruz. Turist çekebiliyoruz. Bunun ticari anlamdaki karşılığı anlamında bize bursa dışından gelen nüfusla bunu da ölçmek gerekir. İlçeler olarak daha çok Nilüfer Belediyesi sınırları içinde yasayan vatandaşlarımızın sosyal kültürel gelişmişlik düzeyine oranla bu ilçede ona göre hizmetler veriliyor. Yıldırım, Osmangazi ilçelerinde de durum bu her ilçenin kendi sosyo kültürel sosyo dinamik göstergelerine göre hizmetler belediyeler tarafından hepsi tarafından neredeyse bolca yapılıyor.

Çünkü maalesef burada en çok tartışmamız gereken devletin artık bir şekilde ama ekonomik kaygılarla ama başka sebeplerle ama becerememe mantığıyla becerememeden kasıt biraz sonra açacağım onu bunlardan imtina edip bu noktalardan geri doğru çekilip sadece neredeyse devlet yönetimini, yol, su, elektrik gibi algılayıp sosyo kültürel hizmetlerde oldukça geri durması, sağlık hizmetlerinde bile orayı özelleştirip sadece özel hastaneleri şehir hastaneleri adı altında dünyada fiyasko sonuçlanan bir anlayışı buraya getirmek istemesi ki sağlık bakanı bile bunu söylemiştir aynı paraya iki tane hastane yapılabilecekken biz bir tane hastane yapabildik becerebildik kültür anlamında bence Bursa'da yapılması gereken ilk çalışmalardan biri Osmangazi ilçe sınırlarımızda tarihi bölgemizde hanlar bölgesinden daha da eski daha da öne çıkması gereken şey Hisar Muradiye sınırları içindeki Osmanlı Payitahtının bir şekilde canlandırılıp biz bunu bu projeyi CHP olarak sosyal demokrat olarak son derece bilerek ve birleşik bir şekilde savunuyoruz. Ama kendilerini muhafazakar adleden kesimler maalesef bu noktada parmaklarını bile kımıldatmayıp sadece olayı faaliyetif çözümlerle çalışmaktadırlar. Çok net açılımı Osmangazi Belediyesi sınırları içindeki Bey Sarayını biran önce bütün iktidarlar destek verip büyükşehir belediyemize bunu yaptırtmak durumundadır.

Eğer belediyede bu konuda bir çalışma bu konuda bir hareketlilik yoksa harekete geçirmek zorundadır. AKP’li CHP’li MHP’li İYİ Parti’li bütün milletvekilleri bu konuda kafa yorup biran önce İstanbul’dan bu konuda rol çalmak durumundayız. İstanbul sadece turizmin merkezi olmak durumunda çıkarılmalıdır. Bursa’nin Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu Osmangazi’nin Orhangazi’nin mezarlarının olduğu bölgeye tamamen yapılaşmaya ve her turlu turizm dışı çalışmalara kapatılıp bir an önce aynen Sultan Ahmet’te bir zamanlar yapıldığı gibi Payitaht ve onun izlerinin tamamen ortaya çıkartılması ve de dünyanın bütün İmparatorluklarında yapıla geldiği gibi imparatorluğun doğuşunun olduğu yeri en öne çıkartıp aslan payının Bursa’ya verilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.
 
Bu konuda maalesef gerekli bir bilinci, gerekli arzuyu ve isteği görüyoruz dersek kendimizi kandırmış oluruz. İlk yapılması gereken şey doğal güzelliklerimizin yanında tabi güzelliklerimizin yanında denizimizle coğrafyamızla dışında bunu da bir öncelik olarak alırsak önce bir yerel turizm olarak, is turizm olarak Bursa’nın bu bölgesinin bütün Türkiye’ye Türkiye’nin şeyini çekecek turizm potansiyelini güçlendirecek ve de görülmesini sağlayacak çünkü 700 yıla yakın bir imparatorluk surecinde imparatorluğun kurulduğu yerin bir kebapçı olması kebapçıyla komşu olması ve acı bir şeydir bunu üzerine basarak soyluyorum o kebapçının tuvaletlerinin Bey Sarayının duvarlarında olması ironidir acıdır. Ben bu anlamda Bursa’da yaşayan bir vatandaş olarak üzüntü ve utanç duyuyorum. Başımızı kuma gömmüşüz. Bir deve kuşu gibi elimizdeki değerlerin maalesef bilincinde değiliz. Bunları öne çıkarmak kendisini kendilerine milliyetçi muhafazakar sayan kesimlerin neredeyse hiç ilgisini çekmemektedir diyebiliriz çünkü bu konuda en ufak bir çalışma görmeyince aksini söylemek mümkün değil acı ama maalesef gerçek.
 
Soru 5:


Cumhuriyet Halk Partisi'nde genel merkez, il ve ilce kongreleri hangi tarihte gerçekleşecek ve süreç nasıl ilerleyecek?


 
Cevap:
 
Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilçe kongreleri halen sürmektedir. Bu ay sonu büyük bir çoğunluğu tamamlanır. İlçe kongreleri bittikten sonra yeni yılda mart ayı civarında il kongresi olacak. Daha sonrada kurultay delegeleri de oluştuktan sonra kurultayımız devam edecek.

Bu aslında bütün partilerin biat kültürüne teslim olmadan yani tek adam yönetimine tek adamın yönlendirdiği, belirlediği ve seçtiği insanlara bağlı kalmadan bu demokrasinin bu şekilde islenmesi belki CHP’de belli tartışmalar kasıtlı olarak kavga gibi gösterilmekteyse de diğer partilerde göremediğimiz suskunluk sessizlik bizim partimizde asla olmaz ve bu bir kültürdür.

Maksadını aşan şeyler her yerde her partilerde olur ancak zenginlik odur ki olabildiğince diğerlerinin de sesi olmak diğerlerinin de başkalarının da sizin dışınızdaki insanlarında görüşlerinin ortaya çıkması hele hele bu devirde kaçınılmaz bir sondur. Hiç bir baskı hiç bir biat kültürü artık yeşermeye dahi şans bulamayacaktır ve bulamamalıdır.

Herkes kendi aklını bilir bu gayet doğaldır ama bir kişiyi bile geçenlerde bir sahte peygamber isimli İskender Evrenesoğlu oldu. Cenazesine 3 bin kişi katıldı. Adam kendine vahiy gelip kendini peygamber dahi ilan edecek bir şeydeydi ve buna biat eden buna inanan cenazesine gelen 3 bin kişi varken bu tur zihniyeti bir anlayışı neredeyse tüm partilerde görmek toplum adına 21. Yüz yılda böyle zihniyetlerin anlayışları görmek ama politik anlamda ama diğer anlamlarda üzücü ve acıdır.

Bundan çok çabuk sıyrılmak durumundayız. Gelişmiş toplumlara baktığımız zaman seçilen ve yöneten insanların yönetilen insanlardan farkı olmak yine tam tersine onlara bu hizmetler sadece gönüllü oldukları için tevdiğ edilir yoksa daha zeki daha akıllı daha kültürlü daha bilgili daha yönetici becerisi vardır diye değildir. Bizde bu noktaya yavaş yavaş geleceğiz. Ama çok uzun bir sürec kentleşme çok zor bir süreç 3-4-5 nesli barındıran bir süreç. Biz bu süreçte daha yeniyiz. Türk toplumu bir imparatorluk sonrasında bunu daha 100 yılı bulamadık imparatorluğun bitişinin cumhuriyetin ilan edilişinin daha 100. Yılını bulmadık. Bu süreci görüyoruz ki son derece doğru şekilde ama kavgalara ama eksiklerimizle bitirmeye devam ettirmeye tamamlıyoruz. Önümüzdeki yıllar bu ülkenin coğrafyasında yaşayan tüm insanlar için daha güzel olacağına inancımız hepimizin olmalıdır. Benim inancım kendi adıma tamdır.


Muhammet Ali İlbeyi: Röportajın sonuna geldik. Röportaja konuk olduğunuz için teşekkür ederim.


Osman Ayradilli: Bu röportajı yaparak bildiklerimizi ve düşüncelerimizi kamuoyuna aktarma açısında aracı olduğunuz için teşekkür ederim. 


Muhammet Ali İlbeyi: Rica ederim. Ben teşekkür ederim. Başka bir röportajda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın...

Reklamı Kapat

01 Ara 2019 - 21:00 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Bu sene Tatil Planınız var mı ?