Deprem İçin Bilimsel Çözümler ve Türkiye'nin Afet Karnesi

 Deprem ülkemizin gerçekleri arasında yer alıyor. Bunun sebebini acı bir şekilde 17 Ağustos 1999'da gördük. Ayrıca sonrasında da Van depremi bize bazı...

 Deprem ülkemizin gerçekleri arasında yer alıyor. Bunun sebebini acı bir şekilde 17 Ağustos 1999'da gördük. Ayrıca sonrasında da Van depremi bize bazı şeylerin halen daha hiç düzelmediğinin sinyallerini veriyordu. Uzmanlar büyük bir depremin metropol olan İstanbul'u vuracağını yıllardan beri dile getiriyorlar. Her ne kadar bu konu üzerine çalışmalar yapılmıyor olsa da beklentiler hep İstanbul üzerindeyken İzmir herkesi şok etti.
 
İzmir depremi ciddi bir bilançoyu ortaya koydu. Özellikle yeni İzmir olarak adlandırılan ve yapılaşmanın çok yoğun olduğu Bayraklı ve Bornova adeta yıkıldı. Fakat fay hattının geçtiği alanlarda genellikle deprem etkisi yakın ölçeklerde hissedilir. Bakıldığında ise çok ilginç manzaralarla karşılaşıldı. Örneğin yan yana üç bina var ve bunların yalnızca birisinin yıkıldığına şahit olduk. Bazı bölgelerde bir kısım binalar yıkılırken bir kısmında ufak çatlaklar bile oluşmadığına rastladık.
 
Bunun nedeni ise bilimden uzak, kâr güdümünde hareket eden yapılaşmadır. Türkiye ciddi bir deprem kuşağının tam göbeğinde yer almaktadır. Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı, Güneydoğu Anadolu Deprem Kuşağı ve Batı Anadolu Deprem Kuşağı olarak üç büyük tehlikeden söz edilebilir.
 
Örneğin 7,4 şiddetinde yaşanan ve 17 Ağustos'ta merkez üssü Gölcük olan deprem KAF yani Kuzey Anadolu Deprem Kuşağındaydı. Fakat bu yeni bir durum değil. Örneğin aynı deprem kuşağı 32 yıl önce Bolu'yu 7,0 ile vurmuştu. Tam 50 yıl öncesinde yıl 1949'u gösterirken ise 7,9 ile Bingöl'ün Karlıova ilçesini yıkıp geçmişti.
 
1939 Erzincan depremi yine 7,9 şiddetindeydi ve yine Kuzey Anadolu Deprem kuşağındaydı. Aynı kuşakta gözlemlenen depremler 6,5 ile 7,9 arasında 1939'dan bu yana 13 farklı afet yarattı. Tüm bu afetler ise yıkımlara, maddi kayıplara ve binlerce cana mal oldu.
 
Bunun için bilimsel açıklamalara uyup insan sağlığını odak noktasına alan önlemler almak ise hiç akla gelmedi. Ki halen daha muntazam kayıplar vermeye devam ediyoruz. Deprem ile yatıp kalkan Uzakdoğu ülkelerine bakıldığında benzer şekilde 7,0 ya da 7,9 şiddetinde depremler olurken insanlar panik bile olmuyor. Çünkü gereken çalışmalar yapılmış, önlemler alınmış ve insan sağlığı için tüm unsurlar ortak paydada toplanmış durumda. Gökdelenin tepesinde olsanız dahi burnunuzun bile kanamayacağı düşüncesinden eminsiniz.
 
Türkiye'de ise maalesef ki İzmir depremi bize pek çok soru işaretini miras bıraktı. On yıllarca önceden verilmiş ruhsatlarla yapılan binalarda imara açık olmayan, konut için uygun olmayan arsaların imara açıldı anlaşıldı. Bu imara açılan arsalar ise bazı belli başlı müteahhitler tarafından inşa edilen dayanıksız binalarla doldu.
 
Deniz kumu kullanılarak yapılan evler, kolonlardan çalınarak dikilen binalar, malzeme kalitesini aşağıya çeken inşaatlar kaçınılmaz bir hal almış. Yapı tekniğine hiç uymayan ve hatta inşaat yönetmeliğine aykırı olan konutlara bile ruhsat verilmiş. Bu ruhsatlar ise günümüzde can kaybı yaşayanların adeta mezar taşı olmuştur.
 
Ovalık bölgelerde hiç elverişli olmayan kaygan toprakların üzerine kat kat binalar dikilirken rant hilafetinin boyutlarını gözlemlemek daha da kolay oldu. Normal şartlarda yapılar öncesinde yönetmeliğe uygun şartlarda yapılmalı, sonrasında ise incelemelere tabi tutularak dayanıklılıkları arttırılmalıdır. Bir binanın belli aralıklarla incelenmesi ve depreme uygunsuz bir durum söz konusu ise tahliye edilmesi şarttır. Tahliye sonrasında yıkılarak yenilenmesi ve deprem yönetmeliğine uygun şekilde inşa edilmesi ise bir görevdir. Bilhassa Türkiye gibi deprem kuşağında olan ülkelerde bunun bürokratik bir yanının olmaması gerekiyor. Fakat yaklaşmakta olan İstanbul depremi akla geldikçe bu önlemleri almakta çok geç kaldığımızı afet karnemize bakarak anlayabiliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Agah Başgan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ramazan'da 21 Günlük Kapatılmayı Destekliyor musunuz ?