İntihar Oranının Ülkemizde de Artması

Global olarak ekonomik çöküntüler, manevi huzursuzlar, işsizlik, iç savaş ve psikolojik sorunlar sebebiyle saniyeler içerisinde bile birilerinin intihar ettiğini bilmek ürkütücü geliyor. 2018 yılı içerisinde yapılan bir istatistiğe bağlı olarak 40 saniyede bir intihar vakasının görüldüğü bildiriliyor. Gerçekten çok üst düzey bir sayıdan söz ediliyor. Ancak günümüz gerçeğiyle geçmişin bilgisini üst üste koyduğumuzda bunun gayet mümkün olabileceğini de anlıyoruz.

 

Psikanaliz denildiği zaman akla gelen ilk isim olan Sigmund Freud'un ruh sağlığı üzerine iki temel faktör üzerinde durduğu söylenebilir. Bunların ilki çalışmak iken ikincisi sevmek idi. Yani bir insanın sağlıklı bir psikolojiyle hayatını sürdürebilmesi için bu iki faktöre ihtiyaç duyduğu açık.

 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanan bilgiler ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. Örneğin dünya gelenide intihar etme oranı son 45 yılda %60 oranında artış göstermiş. Türkiye için intihar verilerine bakıldığında ise son 40 yılda %50 oranında arttığını görüyoruz. Paylaşılan bu veriler sorunlu gidişatın herkes tarafından fark edildiğini gözler önüne seriyor.

 

Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından yapılan araştırma bazı demografik bilgilere ulaşmamızı da sağladı. Örneğin Türkiye'de intihar girişimlerinin son 17 yılda 50 bin kişinin canına mal olduğu ortaya çıktı. Erkekler ve kadınlar arasında ise bariz bir intihar eğilimi farkı olduğunu savunabiliriz. Mesela kadınlarda en çok intihar edilen yaş 17-19 arası olarak görülüyor. Erkeklerde ise bu yaş grubu 80-84 olarak görülüyor.

 

Fakat yüksek bir hızla artış devam ettiği için 15-24 yaş arası insanların intihar etmelerindeki ivme ciddi bir hızla artıyor. İçerisinde bulunduğumuz yıl itibariyle tüm intiharların %25'i 15-24 yaş arasını kapsıyor. Her dört kişiden birisinin bu kadar genç bir nüfusa ait olması ise gelecek açısından pek olumlu değerlendirilmiyor.

 

Yinede Türkiye'yi global ölçekte değerlendirirsek intihar konusunda arka sıralarda yer aldığını söylemek mümkün. Burada hem dini inanışın hem de halk tarafından halen daha intihar gibi kasti olarak kendi hayatına son vermenin bir tabu olarak görülmesinin etkisi olduğunu düşünmekteyiz. Mesela dünya üzerinde en çok intihar vakası yaşanan ülkeler listesinde Türkiye'nin %7,3 ile 100.sırada yer aldığını görüyoruz.

 

İlk sırada bulunan Litvanya ise muazzam bir intihar durumuyla karşı karşıya. İlk sırada bulunmasını sağlayan yüzdelik dilim tam %31'e tekabül ediyor.

 

Fakat burada şeffaf bilgilere ulaşılıp ulaşılamadığına ilişkin soru işaretlerine dikkat çeken bazı Klinik Psikologlar var. Türkiye'de intiharın dini açıdan ciddi bir günah olduğunu, ailelerin bunun lanse edilmesinden hoşlanmadığını, toplumsal baskı sebebiyle en yakınlarından bile gizlendiğini göz önüne almak zorunda olduğumuz bir gerçek. Bilhassa bu şekilde gizli tutulan intihar vakalarını hesaba kattığımızda Türkiye'nin bu listede çok daha üst sıralarda da yer alabilmesinin mümkün olduğu aşikâr.

 

İntihar ile mücadele konusunda global anlamda çeşitli etkinlikler düzenleniyor. İntihara meyilli insanlar için psikolojik seanslar düzenleniyor. Ve hatta çok daha üst seviyede olan kişilere özel olarak bu durumla ilgili çeşitli eğitimler sunulabiliyor. Yinede intiharı önleme yüzdesinin son derece zayıf olmasının bariz bir sebebi var.

 

İntihar çoğu zaman planlı bir eylem gibi gözükmesine rağmen insan bilinci bunu sürekli olarak erteleyip önlemeyi düşünüyor. Ancak intihara karar verip uygulama eşiğinin çoğunlukla anlık olması, hızlıca uygulanması bunu önlemenin önündeki en büyük ket oluyor. Çoğu intihar vakasında sabah hiçbir şeyi olmayan, gayet neşeli bir biçimde hayatına devam eden insanların öğlen ya da akşam vaktinde hayatlarına son verdiklerine şahit olunabiliyor. Bu durum global anlamda da bu şekilde gerçekleştiği için kişinin intihara meyledebilme potansiyelini arttıracak detayların belirlenmesi ve bu durumun ortadan kaldırılması hayati önem taşıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Agah Başgan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sokağa Çıkma Yasağı Gelmeli mi ?