Tefekkür, Kamil İnsan, mevcud Sırrı, Sevgi üzerine...

Akıl hastalığının ( itikada ilişen ) tedavisi :


Tefekkürü terk etmek ( çünkü hastalıklı bir aklın tefekkürü de hastalıklı olacaktır ve bataklığa düşen birinin hareket etmesi neticesi daha da battığı gibi itikadı daha da bozulacaktır. )


Allah'ı zikir ile meşgul olmak ( Kelime-i tevhid okumak , La havle vela kuvvete illa billah zikrini çekmek , salavat okumak )


Uzlete çekilmek ( insanlardan uzak olmak , insanlarla fikir telakkisine girmekten kaçınmak , boş , melayani sözler dinlemekten ve konuşmaktan kaçınmak , sükut etmek )


Allah'ın salih kulları ile beraber olup , onların sohbet meclisinden faydalanmaya gayret göstermektir.

————————————————

Genelde , ifade edilmek istenilen bir mevzuda yazıya dökülen kelimelerin dilden dökülen kelimelere göre daha kamil olduğunu söylemek mümkündür.


Dile gelen kelimelerin ifade edilişinde yazıdaki kelimelerin yazıya dökülmesine göre daha acelecilik vardır , o andaki hislerin anlık tesiri vardır , teferruatlıca meseleyi tetkik ve ifade etmede kısıtlılık vardır.


Bu durumda bir meselenin sözle ifade edilmesine göre yazı ile ifade edilmesi daha doğru , daha kamil olur !


Bunun istisnası , sözlü ifadede kelimelerin kaynağının ilahi varid yolu ile olmasıdır.


Kaynağı ilahi varid olan kelam ister sözle isterse yazı ile ifade edilsin kemalat üzere olduğu muhakkaktır.


————————————————

De ki:

«Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım!


Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin.


Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar.


Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.»


Zümer - 53


----------


Allah'ın rahmetinin , merhametinin genişliğini ifade eden en önemli ayetlerden birisi de budur.


Allah , kulunun bütün günahlarını ( hiç bir istisna olmadan ) bağışlayacağını bildirmektedir.


Yeter ki kul samimiyet ile O' na yönelsin.


————————————————

Sevgi , varoluşun aslıdır !


Allah'ın Zat'ından Zat'ına olan sevgisi tüm mahlukatı ( mevcudatı ) yaratmasına sebep teşkil etti.


Kutsi Hadisde Allah

" Ben gizli hazineydim. Bilinmemi sevdim , bunun için mahlukatı yarattım ve onlara nimetler verdim. Onlar da beni bildiler " buyurmakta.


Tüm mevcudat ise Allah'ın ilmindeki ilmi suretlerdir. Yani , alemde Allah'tan gayrı bir şey yoktur. Bununla birlikte biliriz ki Allah alemlerden müstağnidir. Bu hakikate işaret için ehlullah ' Tüm alem hayalden ibarettir ' demiştir. Allah'ın vücudundan başka vücud ( mevcud ) olmadığına göre , tüm alem ( yaratılmış her şey ) Allah'ın ilmindeki ilmi suretlerden ibarettir. Bu konuyu tam idrak etmek isteyenler you tube üzerinden yayınladığımız ' Fütuhat-ı Mekkiyye okuma ve şerh sohbetleri 1. Bölüm ' ü dinlemelerini tavsiye ederim.


Bu durumda varoluşunun aslı sevgi olan alemde yaratılmış olan her bir şeyin her bir şeye olan sevgisi hakikati itibariyle ' Allah'a olan sevgidir '.


Yaratılmış bir şeyin yine yaratılmış bir şeye duyduğu sevgiyi mecazi , perdeli sevgi diye tanımlarsak bu sevginin perdelerden arınması ile hakikatte Allah'a olan sevgi olduğu müşahede edilir !


Bu müşahedeye bu alemde vasıl olan ,  amaçlanan gayeye ulaşmış olmak ile birlikte , perdelerden arınamayıp , perdelerin ardında olan hakikati göremeyip bu perdelerde takılıp kalan ise mecazi sevgide kalmış , işin hakikatine vasıl olamamıştır.

Belki bu kimse mecazi sevgide aşırıya giderek , haddi aşmış ve bundan dolayı ilahi cezalandırmaya muhatap kalmışlardan olabilecektir.


Bununla birlikte seven de sevilen de hep O ' dur !


Hakikate vasıl olma azmi ve  yolunda olan kimse her bir perdeyi aradan kaldırdıkça O ' na olan sevgisi artar ! O ' na olan sevgisi arttıkça yaratılmışa olan sevgisi de artar !


Bunun sebebi ; mutlak vücud sahibi , ancak Allah olduğunu müşahede ediyor olmaktır !

————————————————

Niyetini sahih tut !


Fesada ( bozulmaya ) uğratma !

Niyetin hayır ise ve bu hali korur isen akibetinde hayır olur bi-iznillah.


Başlangıçta sahih olan nice niyetlerin akibetleri fesada uğradıkları için heba olmuştur !


————————————————


İnsanın tasavvur gücü zayıf olduğu için , hayali temizlendikten sonra bu temizlik süratle kaybolur ve yeni bir kuşku kendisine ilişebilir.

Böyle bir insana öğretim yedi kez yinelenir !

Tekrar kuşkuya kapılırsa , artık öğretim yinelenmez. 

Çünkü kuşku yerleşik hale geldiği için , öğretimi kabul edebilecek bir halde değildir.


Fütuhat , c4 , s232 - Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)

-----------

Bir topluluğa bir mevzu , bir konunun hakikati anlatılırken o topluluğun içersinde farklı anlayış düzeyinde olanların bulunacağı gerçeğinden hareketle öğretici durumunda olan kimse sahip olduğu kemal niteliğinin tezahuru neticesinde ifade edeceği konuyu üç kez tekrarlar. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz sahabeyi kiram'a bir mevzuyu anlatırken üç kez tekrar ederdi.

Tasavvur gücü oldukça zayıf olan , kuşkucu bir kimseye ise öğretinin en fazla yedi kez tekrarlanacağını buna rağmen bu kimsenin öğretilmek istenen mevzuyu anlamadığı ve kuşkularının devam ettiği görüldüğünde öğretinin yinelenmeyeceğini , çünkü kuşku halinin o kimsede yerleşik duruma geldiğinden bu halden çıkıp kurtulmadığı sürece öğreticinin kelamını anlamak için kendisini vermediği gibi öğretiyi de anlayamayacağı gerçeği açığa çıkmış olur.

' Çünkü yedi ilahi ilmde kemalin simgesidir ' buyurmaktadır Muhyiddin İbn Arabi (k.s.) hazretleri.

" Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız, ve hased etmeyiniz. Ey Allah'ın kulları, kardeş olunuz. Bir müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl değildir."


Buhârî, Edeb 57, 58, 62; Müslim, Birr 23, 24, 28, 30-32.


Ebû Eyyûb radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


"Bir müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terkedip küs durması helâl değildir: İki müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa öteki öbür tarafa döner. Halbuki o ikisinin en iyisi önce selâm verendir."


Buhârî, Edeb 62, İsti'zân 9; Müslim, Birr 23, 25, 26.


Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:


"Her Pazartesi ve perşembe günü ameller Allah'a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah'a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur."

Müslim, Birr 36.


Öfke , hırs , kırgınlık , içine sindirememek , olanı kabullenememek gibi hasletler nefsin şeriatça hoş karşılanmayan , kınanan hasletlerdir ( huylar/ ahlaklardır )


Bu huyların açığa çıkmasını sağlayan faktörlerde kişinin ahlaken olgunlaşmamış olmasının yanında bunu tetikleyen karşı tarafın sergilediği davranış , söz , fiil de olabilir.


Kişinin aşırı duygusallığını yoğunlaştıran , olumsuz yönde etkileyen astrolojik etkilerin de bulunduğu gerçeğinden hareketle ; bu tesirler kişi üzerinde en fazla üç gün hükmünü sürdürebilir. Çünkü üç gün sonra astrolojik farklı açılım ve etki söz konusudur.

Bu hakikatten hareketle Resulullah efendimiz müslümanın en fazla üç gün sonra bu tesirden kurtulması cihetiyle (olur da küslük var ise üç gün sonra ) bu küslüğün bitirilmesi gerektiğini beyan buyurmuştur.


Üç gün geçmesine rağmen müslüman kişi karşısındaki kimseye küslüğünü sürdürüyor ise , bu durum o kimsenin kalbinde yerleşen bir hastalık olduğunun , nefsi emmaresinin esiri olduğunun , şeytanın hizmetine amade bir kul olduğunun göstergesidir !


Mümin kimse , akl-ı selim düşünür , Allah'ın rızası istikametinde olan nasihatı alır , değerlendirir. Hata ve kusurundan döner. Nefsin en kötü hasletlerinden olan gurur ve kibire yenik düşmez.

Hem kendi nefsine hem de karşısındaki kişiye insaf ile muamelede bulunur.


Amacı Allah'ın ahlakı ile ahlaklanmak olur.


O Allah ki , kulu her ne hata yapmış olsa dahi , istisnasız ; samimiyet ile pişman olup tevbe edenin günahlarını bağışladığını beyan buyurmakta.


Öyleyse kul olduğunu unutma !

Kulluğunu kemalata ulaştırmak için bu dünyaya geldiğini unutma !

Allah'ın razı olacağı kullardan olmaya gayret et !


Bunun tek yolunun ise Kur'an'a ve Resulullah ( S.A.V.) efendimizin emirlerine uymakla mümkün olabileceğini bil ve sarıl !


——————————————————


Eşler arasında ,


Akrabalar arasında ,


Arkadaşlar arasında ,


Muhatap olunan tüm insanlar arasında ;


her hangi bir konuda anlaşmazlık vuku bulduğunda , meselenin doğru teşhis edilebilmesi ve doğru olanın yapılabilmesi için her daim akılda tutulması gereken ve hakkıyla uygulanması gereken bir ilke vardır !


Her kim vehmin etkisi altına girmeden , heva ve hevesine uymadan , nefsine uymadan , zan üzere bulunmadan bu ilkeyi hatırlar ve uygular ise dosdoğru yol üzere olur !


Bu ilke ; 

Allah ve Rasulünün sözlerinin hatırlanmasıdır !


Allah ve Rasulü bu hususta ne demiş diyerek kişi Kur'an'dan ve hadisten hüküm aramalıdır ve o hükme uymalı , o hüküm ile hüküm vermeli , o hükme göre amel işlemelidir !


İşte bunu gözeten ve yapan kimse Allah'ın ipine sıkıca yapışan kimsedir !

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Şahin Uçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Sokağa Çıkma Yasağı Gelmeli mi ?