ya hakk

" E lem neşrah leke sadrek (sadreke)."

İnşirâh - 1


Meali : " Biz senin sadrını ( göğsünü ) açıp genişletmedik mi ? "


Her insanın sadrı ( göğsü ) cehaleti ve kızgınlığı ölçüsünde daralır , sıkılır.

Allah'ın hidayet etmesi ile açılır ve genişler.


Hak yoluna karşı daralan , Hakk'ın emirlerini yerine getirmeye karşı daralan göğüs , batıl olan şeylere karşı genişler.


Batıl olan şeylere karşı daralan göğüs ise Hakk için genişler.


Yani Allah'ın emrini gözeten , rızasına erecek ameller ile meşgul olan kimse ve bunun için Allah'tan yardım isteyen kimsenin göğsünü Allah bu hayır yolunda genişletir. Huzur ve rahatlığı bulur. Bu kimsenin göğsü Allah'tan bir rahmet olarak Allah'ın rızası olmayan işlere karşı daraltılır. Böylece kişi batıl işlere , boş , maleyani işlere , günaha sevk edecek işlere  meyletmekten sıkıntı duyar.


Boş , maleyani , batıl , günaha meyleden ve böylesi amellerde bulunan kimsenin göğsü bu amellere karşı genişlik bulduğundan , böylesi bir kimsenin Allah'ın emirlerini yerine getirmek , rızasını gözetmek hususundaki amellere karşı ise göğsü daralır , sıkılır.


Genişliğin ne tarafta ise meylin o tarafadır !


Durumunu insaf ile tetkik et ve ahvalini gör !


Allah'ın , Resulüne hitabına bakınız :" Elem neşrah leke sadrek (sadreke)."


————————————————

Psikolojik bir takım rahatsızlıkları olan , sebebini bilmediği bir cihetten içi daralan , sıkılan , üzüntülü olan , üzücü bir olayla karşılaşması neticesi tesirinde kalan vb. durumlar ile karşılaşan kimselerin bu halden kurtularak rahatlık ve genişliğe kavuşması adına ;


günde 300 defa

Bismillahirrahmanirrahiym.

" Elem neşrah leke sadrek "

İnşirah suresi 1. ayet

( dikkat ediniz sadece bu ayeti , surenin tamamını değil ) okuması tavsiye edilmektedir.


————————————————

Bulunduğun yer , konum , seviye , mertebe , açı itibariyle baktığın şeyin mahiyeti hakkında sağlam , doğru , kamil bir bilgiye sahip olamadıysan ;


bulunduğun yeri , konumu , seviyeyi , mertebeyi , açıyı değiştir ve değerlendirmeni bir daha mevcut değişiklikten elde ettiğin veriler ile yap !


Böyle yaparsan bir çok müşkülü hallettiğini , bir çok kısıtlamadan kurtulduğunu , ufkunun genişlediğini , sağlam , doğru ve kemalat adına daha isabetli

karar ,

görüş ,

ifade ,

düşünce

elde etmiş olduğunu müşehade edersin !

————————————————

İşittiğin kelamın , okuduğun yazının içerisindeki kelimelerin anlamlarını


dikkatli bir şekilde

ve

mertebesince 


tefekkür et ki ,

verilmek istenen manayı doğru ve kamil bir şekilde anlamış olasın.


Amaçlanan , murad edilen şey , ancak bu şekilde  kemal üzere vuku bulmuş olur.


————————————————

Sual :


Olumlu ya da olumsuz düşünceye sahip insanlar , bulundukları hal üzere karşı taraftaki ya da muhatap oldukları ya da aynı ortamı paylaştıkları insanlar üzerinde tesir gücüne sahip midir ?

Böyle bir tesirin varlığı doğru mudur ?

Mahiyeti nedir ?


El - Cevap :


İnsanların düşüncelerinin kaynağı ve ilk zuhur ediş mahalli kalptir.


Aynı zamanda kalp , başkalaştırma ve değiştirme mahallidir. Bu başkalaşma ya da değiştirme ise kalbin bulunduğu hal ve mertebe ile ilgilidir.


Olumlu ( müspet / pozitif ) düşünceler

veya

olumsuz ( menfi / negatif ) düşünceler bu düşünce türüne ( frekansına ) göre bir açılım meydana getirdiği gibi aynı zamanda adeta bir paratoner gibi kendi cinsinden olan şeye doğru bir meyli olur , karşıt cinsten olan düşünce şeklinin de etkinliğini ( formunu ) bozmaya ve kendi formuna çekmeye , kendi formunun tesirinin kuvvetine göre karşı tarafın formunu başkalaştırmaya yönelik bir etkileşim ve zuhurat söz konusudur.


Bu durum kişinin düşüncelerinde sağlamlık  ( sebat hali ), inandığı şeye ( müspet ya da menfi ) inancının kuvveti , himmetinin ( güçlerini toplamada ve kullanmada ) tesiri ve kuvveti ile doğru orantılıdır.


Bu sebeple kişi önce kendi düşüncelerini kontrol altında tutmalı , olumsuz düşünmekten kaçınmalı , olumlu düşünerek kendisini motive etmeli , huzur halinde olmalı , huzur halini elde etmek için dinin gereklerini yaşamalı , kulluk görevlerini yerine getirmeli , Hakkı ve hakikati gözetmeli , kendi olumlu düşünceleri belli bir düzeyde kuvvet bulmadıysa etki altında kalmamak için olumsuz düşüncelere sahip olan insanlardan kaçınmalı , muhatap olmaktan uzak durmalı , aynı mekanlarda zaruretten dolayı birarada bulunmak zorunda olanlar kalpleri karşı karşıya gelecek şekilde tam karşısında oturmaktan sakınmalı ( kalpler karşı karşıya birbirine bakar vaziyette oturmak ya da durmak neticesi kalpten kalbe bir tesir oluşur. Taraflardan kimin tesiri baskın gelirse baskın olan taraf karşısındakinin kalbindekileri değiştirir , başkalaştırır ve kendisine benzetir ! ) , gafletten sıyrılarak uyanık halde bulunmalı , kendisini bu olumsuzluklara karşı zikir ile ( korunma virdi ) koruma altına almalı , idrak düzeyini yüksek tutmaya yönelik hakikate dair ilimleri öğrenmeye ve öğrendiğini uygulamaya yönelik gayret sarfetmelidir.


Tüm bunlar sünnetullah diye tabir ettiğimiz Allah'ın bu alemin işleyişine yerleştirdiği kanunların sebep - sonuç ilişkisi dairesinde cereyan etmesi , vuku bulmasıdır.


Bu kanunları bilen ve bilgisini dünya ve ahiret saadetini elde etme yolunda kullanabilen kimse huzur sahibi olur.


————————————————


Zihin kirliliği ( aklından geçirdiğin düşüncelerin boş , melayani , günah , haram , mekruh cinsinden şeyler olması )  kişinin hayal dünyasını bozduğu gibi zaman içersinde bu düşünceler fiillerine de sirayet eder ( fiillerine de etki eder ).


Böylece kişi içte ve dışta ( enfüsünde ve afak da ) bozulmaya maruz kalır !


Bu sebeple fiillerinde Allah'ın rızasını gözettiğin gibi , düşüncelerinde de bu rızayı gözet !


Seni tehlikeye sürükleyecek düşüncelerden uzak dur !


Bunu sağlayabilmek için de her daim Allah'ı zikir ( Kelime-i tevhid , salavat , esmaül hüsna'dan terkibine uygun belirlenmiş isim , fazileti yüksek ayet , ihtiyaca göre belirlenmiş sure , istiğfar vb. ) halinde olmaya gayret et !


Böylece zihnini başlangıçta maleyani şeylere karşı kısmen de olsa bloke etmiş olursun.

Bir müddet sonra ise bu zikirlerin seni boş düşüncelerden alıkoyduğunu müşahade edersin !


Böyle tedbir almaz isen sendeki vehim kanalları sürekli açık olup , nefsinin ve şeytanın ilhamlarının tesiri ile maleyani , günah , zanni düşünceler hayalini istila ederek ( ele geçirerek ) iç dünyanı ( zihnini ) ifsad edecektir ( bozacaktır ).


————————————————

" Güzel soru sormak , ilmin yarısıdır "

Hadis-i Şerif


Dinini , Hakk''ı , hakikati öğrenebilmek için soru sormaktan çekinme.

Soru sormasını bilen ( güzel soru sorabilen ) kimse öğrenmeye yatkın kimsedir ve sorduğu soru onun konuya nereden baktığını , hangi mertebeden baktığını , idrakinin düzeyinin ne olduğunu belirlemede muhatabına bilgi verir.


Sormaktan ve sorgulamaktan çekinmeyiniz. Ancak sorularınızı öyle seçin ki gerçekten size manevi terakki sağlayacak cevaplara kapı açmış olsun. Bunu belirtmek için hadis-i şerifte ' güzel soru ' ibaresi geçmiştir.


Kalp , sorularına cevap alamadığı yerde mutmain olmaz. Mutmain olmaz ise samimiyet ile teslimiyet açığa çıkmaz.

Şüphe var ise tevekkülden söz edilemez.


Ilim nurunun olduğu yerde cehalet karanlığı ortadan kalkar. Böylece vehim , zan , şüphe hakimiyetini ve hükmünü kaybeder. Çünkü artık feraset ve basiret üzere bir mertebeye ermiştir ilim üzere müşahede ve mükaşefe eden kimse.


Soru sormaktan , sorgulamaktan men edilen yerin doğruluğundan şüphe etmek gayet doğaldır.


Soru soran kimseye verilen cevapların doğru olmasına rağmen , soru sahibi bu cevaplardaki doğruluğu idrak edemiyor ve itiraz ediyor ise böyle durumda soru sahibinin anlayış ve kavrayışında problem / hastalık var demektir. Böyle kimseye öğreti yedi kez tekrar edilir , yine de soru sahibi bir şey anlamamış ise kendi haline bırakılıp öğreti bir kez daha yinelenmez. Çünkü artık içinde bulunulan zamanda o kimsenin öğretiyi anlamasının mümkün olmadığı ( ayn-ı sabiti , istidatı gereği ) anlaşılmış olur.


————————————————


KİM OLDUĞUNU BİLMENİN İLK ADIMI !


" Nefsini bilen Rabbini bilir " buyurmakta Rasulullah ( S.A.V. ) efendimiz.


Rabbini tanımak , bilmek istiyorsan şayet , önce kendini tanıman , bilmen gerek.


Kendini bilmek nefsini bilmektir.


Nefsini bilmek ;


nefsinin vasıflarını ( sıfatlarını ) tanımak , bilmektir.


Ahlakını( huy , karakter )  bilmektir.


Mizacını ( yaratılıştaki unsuri özelliklerin terkibini ) bilmektir.


Meylini ( yatkınlığın olan şeyi ) , zaafiyetini ( düşkünlüğün olan şeyi ) bilmektir.


İstidatını , kaabiliyetini bilmektir.


Genetik yollar ile ebeveynlerinden aldığın kalıtım mirasını bilmektir.


Küçük yaştan itibaren sana empoze edilen içinde yaşadığın toplumun eğitim , kültür ve şartlanmaların sende yer eden durumunu bilmektir.


Bütün bunları bilmek için sahih bilgiye dayanan sahih yolda samimiyet ile , azim ile , sabır ile , sebat ile , şükür ile , sahih ilim ile ,  sadece Allah'ın rızasını gözeterek ilerlemek gereklidir.


Ancak nefsini bildikten sonra Rabbini ( kendi Rabbini ) tanımış , bilmiş olursun. Burası yolun sonu değil başıdır.

Asıl iş bundan sonra başlar.


Amaç , Rabbul alemin ( Alemlerin Rabbi ) olan Allah'ı tanımak bilmektir !

————————————————


Nefse muhalefet edebilmenin ilk anahtarı da helal lokmadır.


Mide , nefsin kendi amaçları doğrultusunda kullanabildiği en mükemmel cephedir.


Dolu bir mide , bu savaşta nefse yapmak istediklerini hayata geçirmesini kolaylaştıran cephane hükmündedir.


Düşmana mühimmat sağlanan yollar kapanmadıkça bu savaşta , nefse karşı  muvaffak olma ihtimali düşünülemez !

Nefsin isteklerine muhalefet etmeden , nefsi mücahede ve tezkiye etmeden başarıya ulaşmayı beklemek yersiz olduğu gibi , bunları yapmadan başarıya ulaştığını iddia edenin bu sözü de boş ve geçersizdir !


Nefs , en ufak taviz ile dahi kuvvet bulur ve ruhun letafetinin zuhurunu engeller , vücud ülkesine tahakküm eder.


Nefsin sinsice ve dahice bir çok planı vardır ve salik , yolun başında bu sinsi planların çoğunu bilemez , göremez.


Nefs ; ancak nefsin hoşlanmadığı şeyleri ısrar ile yapmakla , şeriatın emirlerini yerine getirmekle birlikte şeriatça serbest bırakılmış şeylerde dahi kısıtlama yapmakla , terbiye ve tezkiye metotlarını ısrar ve disiplin içersinde uygulamakla , muhalefet halinde bulunmakla yola gelebilir ve ruhun emirlerine ( mecburen ) boyun eğebilir.


Mutmain nefs makamına gelinmediği sürece nefsi , kişi için en büyük düşmanıdır !


En çetin savaş , vücud ülkesinin meydanında verilen bu savaştır !


Öyle ki dış düşmanlarına bilgi sızmadan , sızdırmadan savaşta taktik ve plan yapabilirsin ve bunda muvaffak olma ihtimalin daha kuvvetlidir.


Nefs , senin içerden düşmanındır !


Her plan ve taktiğinden haberdar olup , duruma göre sinsice karşı plan ve taktik uygular.


Bu duruma karşı başarılı olabilmenin anahtarı Şari ' nin getirdiği hükümlere sıkı sıkıya bağlılık ( şeriatın emirlerine uymak , yasaklarından kaçınmak ) , nefse muhalefette bilinçli muameledir.


————————————————

Nefs ve şeytan !


İnsanın hakikatinin bilgisine ulaşmasına ,


hakikatinin gereğince yaşamasına ,


hakikatinin gerçeğinin açığa çıkmasına mani olan iki düşman !


Biri içerde , diğeri dışarda !


Bu düşmanlarla mücadele için :


Ilim ,

Cehd ,

Azim ,

Sabır ,

Sebat ,

Samimiyet ,

Riyazat ,

Usul ,

Adab ,

Yol ,

Taktik

vb.

birçok meseleyi bilmek ve bildiğini yerine getirmek gereklidir.


Aksi halde kişi mücadelede hep kaybeden taraf olmaktan kendisini kurtaramaz !

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Şahin Uçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Buraya Bakarlar

Markanızı Burada Görmek için Bizimle İletişim Kurabilirsiniz

+90 (850) 840 98 40
Reklam bilgi

Anket Kainatta Bizden Başka Canlı Olduğunu Düşünüyor Musunuz ?