Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah da sizi değiştirmez

" Siz kendinizi değiştirmedikçe Allah da sizi değiştirmez"

(Ra'd -11)

Buyurulmaktadır ayet-i kerime de.

Yine " Siz bıkmadıkça Allah bıkmaz " der Resulullah ( S.A.V ) efendimiz.

Bu ayet ve hadis-i şerif üzerine derin tefekkür etmemiz gerekir. Özellikle bu günlerde.

Allah'a yönelmeyen , emirlerine riayet eder bir yaşamları olmayan bu şekilde bir gayret göstermeyen , Allah'ın ayetlerini anlamak için çaba sarf etmeyen, Allah'ın Resulünün izinden gitmek için çaba sarfetmeyen, hayatını bu düsturlar üzere ikame etmeye gayret göstermeyen, üstüne üstlük gerçekten Allah yolunda olan Kur'an'ı ve Resulullah efendimizin sünnetini kendisine şiar edinen Hak aşıklarını , salihleri , müminleri aşağılayan , hor gören , itibarsızlaştırma gayretinde olan , onların uyarılarına kulak vermeyen, cahilliği ile her türlü yanlışı yaptığı halde , yaptığını doğru diye kabul eden ve bu şekilde dayatan, nefsinin ve şeytanın oyuncağı olmuş kimseler durup bir düşünmeli, akletmeli. !!!

Doğru olduğuna inanıp da savunduğu şeylerin doğruluğunun dayanağına bir bakmalı !

İsnadı nereye ?!..

Hakk'a mı ?

Yoksa batıla mı ?

Hakk'a dayanmayan şeyleri nasıl doğru görmekteler ve doğru olduğunu savunmaktalar !

Hakk'ın yanında olduklarını söyleyip nasılda Hak düşmanlarının safında bulunup onların tellallığını yapmaktalar !

Yeryüzünde islah ediciler olduklarını , barış ve huzuru getireceklerini söyleyip nasıl da zalimlik ve bozgunculuk yapmaktalar !

Yazık !... Onlar büyük bir yanılgı içerisindeler. Bu yanılgı onları büyük bir ateşe götürmektedir ve korkarım ki o ateşe girinceye kadar da büyük bir çoğunluğu bu yanılgılarının farkına dahi varamayacaklar.

" Müminlere yardım etmek bizim üzerimizdeki bir haktır." (Rum-47) sözü gerçeğin ta kendisidir.

“Mümin yardım görür, bunda kuşku yoktur. Asla yüz üstü bırakılmaz. Yardımsız yüz üstü bırakılan varsa, o , nereden yardımsız bırakıldığına baksın, orada imanın olmadığını görecektir.” der Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)

Öyleyse ' mü'minliğimizi ' sorgulayalım. İmanımızı tazeleyelim. Allah'ın ipine sıkıca sarılalım. İmanımızın kuvveti nispetinde Allah'ın yardımı üzerimize inecektir.

Allah bizlere rahmet etsin , bizlere mağfiret etsin , bizleri uyananlardan eylesin.

Batıldan yana değil Hakk'tan yana olan zümrenin saflarında yer almayı nasip etsin, feraset ihsan etsin ,bizlere katından yardım etsin , hatalarımızı ve günahlarımızı affetsin, inşaAllah.

——————————————

Gösterileni görmeyip ille de görmek istediğini görürsen ve bunda ısrar edersen sana ulaşması murad edilen hayırdan da böylece kendi kendini mahrum bırakmış olursun.

Kendini kayıtlama. Sana gösterilmek istenen vecheyi de gör ve idrak etmeye çalış. Meseleyi tek cihetten bakış üzerinden değerlendirerek hüküm verme , bu durumda hata etmiş olma ihtimalin bil ki çok yüksektir. Mertebeleri doğru ve kâmil bir şekilde öğrenmeden bir şey hakkında hüküm vermek doğru değildir.

İnsanların en çok yanıldığı ve hata üzere hüküm verdiği şeyler ' benzer ' lerdir. Benzerler her ne kadar benzer olsalar da ' aynı ' değildir. Bu hakikat kıymetli bir bilgidir.

——————————————

Avam ( halk ) tedbir alır ve Allah'ın takdirinin bu tedbire göre şekillendiğine inanır. Yani cüz-i iradesi ile kendi niyeti üzere kendisinin bir karar kıldığını , bu kararına göre de Allah'ın , kulun isteği doğrultusunda yolu açtığını , yarattığını , bu seçimi kulun yaptığını ifade eder, böyle inanır.

Havas ( has / daha özel / bilgice avamdan daha yukarda olan ) kullar tedbir almaz. Mutlak irade Allah'a aittir , O dilediğini yapandır der. Bundan dolayı O'nun iradesine teslimim der. O'nun dilediğinin dışında bir şeyi dilemem ve o şeyin olması mümkün değildir der. Böylece Allah'ın mutlak iradesine teslim oldum , O'nun iradesinin dışında benim bir cüz-i iradem yoktur , olamaz der. Böylece adeta sadece seyirde kalır , hiç bir meselede gayreti olmaz , nasıl olsa benim bir dahlim yok vuku bulan hadiselerde der.

Has'ül havas ( seçkin / hakikatlere kâmilen vakıf olan / arif ) kullar ise tedbiri alır , tedbiri aldıranın Allah ,  takdirin Allah'tan olduğunu bilir. Mutlak iradenin O'na ait olduğunu kâmilen görür. Tedbiri almasını Allah'ın emrettiğini kabul eder, çünkü Allah sebeplere sarılın ve sebeplere teşekkür edin der. Sebeplere sarıldıranında yine Allah'ın iradesi olduğunu bilir. Sistemin işleyişinde Allah'ın  sebepleri perde kıldığını bilir , aslında perdenin , sebebin Allah'tan gayrı bir şey olmadığını görür , sebebe sarılır. Sarıldığı zaten Allah'tır. Perdeye takılmaz , perdeden bilmez vuku bulan hadiseleri ancak perde ardından yapanın hakikatte Allah olduğunu bilir , görür. İkilikten kurtulmuştur , vahdeti sırrında idrak etmiştir. Sünnetullah'ı çözmüş , okumuştur. Mertebeleri idrak etmiştir. Her oluşu mertebesince değerlendirir. Hakikatin tek olduğunu bilmiş , bu hakikatin farklı mertebelerden seyrinde o mertebeye göre farklı hükümler ile isimlendirildiğini , bunun böyle olması gerektiğini bilir. Böylece " hakikat tektir , hükümler farklılık arzedebilir " düsturunu hakkıyla idrak eder. Tedbir almaktan geri durmaz, aldıranın Allah olduğunu görmektedir. Takdirin sahibine imanı tam ve kâmildir. Burada sadece bu oluştaki mekanizmanın ( sistemin ) işleyişini kâmilen seyretmesinin , kulluğunu kâmilen yerine getirmiş olmak oduğunu idrak eder. Seyreder , teslim olur , zevk eder , mutlu olur.

Seyretmeyi , teslim olmayı , zevk etmeyi , mutlu olmayı kendisi hakkında Allah'ın iradesi olduğunu hakkıyla idrak eder.

Seyreden , seyrettiren , seyredilen,  seyir hepsi O'nun farklı mertebelerden , farklı isimlerle anılan ilmindeki ilmi hakikatlerdir.

Her şey O'nun katında O'ndan zuhur eden Hak'tır.

O , mertebeler gereği tenzih edilen ve teşbih edilendir.

Zat'ı itibariyle ise O , alemlerden mustağnidir.

————————————————

Mertebe bakımından ilimlerin en üstünü ‘ Allah’ı bilmek ‘ Allah’ı bilmeye giden en yüce yol ise ‘ tecellileri bilmek ‘ tir. Onun altında ise teorik bilgi (nazari ilim) bulunur der Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)

Bu manada insanı cehaletten kurtaran ilim Allah’ı bilmeye yönelik ilmdir. Bunun içindir ki AllahuTeala Kur’an-ı Kerim de “ Rabbim ilmimi arttır de “buyurmuştur Resulullah (S.A.V) efendimize ve elbetteki onun nezdinde bizlere. Yine Resulullah efendimiz “ İlim müminin yitiğidir ,nerde bulursa alır “ , “ İlim Çin’de de olsa alınız “buyurmaktadır. Bu ifadelerde kastedilen ilim Allah’ı bilmeye yönelik ilimlerdir, buna dikkat edelim.

İnsanın edindiği ilimler Allah’ı bilmeye dair olmayıp teorik ilimler ise , bu ilimler o insanın cehaletini ortadan kaldırmaz aksine daha da cahil olmasına sebep olur. Çünkü bu nazari ilimler ile kişi ancak mevcut perdelerinin önüne daha da perde katar , perdesi daha da kalınlaşır.

İşte bu manada kimileri , ilim insana perdedir demişlerdir. Allah’ ı bilme adına edinilen ilimler asla insana perde olamayacağı gibi bilakis perdelerinden kurtulmasını sağlar. Eğer bu ilimler perde olacak olsaydı Allah CC. “Rabbim ilmimi arttır de “ şeklinde duada bulunması için Resulullah S.A.V. efendimize buyururmu idi hiç !

————————————————

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Şahin Uçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.



Anket SİZCE OKULLAR AÇILMALI MI?