Yaratış, Yaşam ve Süreç

Bir kardeşimizin sorusu üzerine daha önce kaleme aldığımız aşağıdaki ifadelerimizi daha da açarak idrak edilmesinde ve bu meseleye daha geniş ve doğru...

Bir kardeşimizin sorusu üzerine daha önce kaleme aldığımız aşağıdaki ifadelerimizi daha da açarak idrak edilmesinde ve bu meseleye daha geniş ve doğru bir pencereden bakılmasında gayret sarf edelim inşaallah.

--------------

" Hal böyle olunca alemdeki görüş ayrılığına sahip kimselerin münakaşalarına bakan arif kimse insaf ederek her hak sahibinin hakkını kendisine teslim eder. Bu görüş ayrılıklarının olması kaçınılmazdır. Çünkü Allah kullarını eşit yaratmadı ! Alemde bir derecelenme vardır ve bu derecelenme bu sonucu doğurur doğal olarak. Hatta görmezmisiniz ki ehlullah da dahi ( henüz vuslata ermemiş , seyri sülukunda kemalat bulmamış , tabiri caiz ise geçilmesi gereken durağa henüz ulaşmamış ehlullahı kastetmekteyim ) gerek mizaç ve fıtratlarından kaynaklanan gerekse bu yoldaki meşreplerinden kaynaklanan görüş ayrılıkları oluşmuş , keşiflerine göre elde ettiği bilgileri en kamil bilgi zannına kapılmışlardır. "

--------------

Yaratılış amacını ve kulluğunun gereklerini araştıran insan bu alemde daima seyr-u süluk halindedir, yani terakki etme adına her an bir önceki andan daha fazla bir bilgiye ve idrake nail olur. Uyanık kimse bilir ki alemde cereyan eden her olay , her söz , her duruş Hakk'ın kuluna seslenişidir. Bu minvalde alemde yaratılmış olan her şey Allah'ın ayetleridir , görmesini bilene.

Yaratılış gayemiz hakikatimizin bilincine varmak, alemlerin yaratıcısı ( Rabbul Alemin ) olan Allah'ı bilmek , tanımak ve O' na kulluğumuzu layıkı ile yerine getirmeye gayret sarfetmektir. Bu biliş ve tanıyış elbetteki her kulun ayn-ı sabiti ( değişmez hakikati) nispetince açığa çıkacaktır. Kap ancak içindekini dışa sızdırır , ya da başka bir ifade ile suyun rengi kabın rengidir.

İşte bu yolculuğa çıkmaya karar veren , bu yolculuğa istidatı olan , bu yolculuğa nasibi olan kimse bu yolculuğun usullerini yerine getirip , nefs terbiye ve tezkiyesi ile , hakikat ilimlerini tahsil ile , hakikate vakıf olmuş ehlullahın gerek sohbetlerinde bulunmak gerekse eserlerini okumak ile , ibadetlerine devam , Allah'ın emir ve nehiylerine uygun bir yaşam sürmek ile bu yolda ilerler ( seyr-u süluk eder).

Yolculuğun başlangıcında sahip olduğu idrak ile yolculuğu sırasında ve nihayetinde sahip olduğu idrakte derecelenme olması kaçınılmazdır. İlmi arttıkça ufku genişleyecektir. Başlangıçta 'hal'in tesiri altında kalıp hal'in değişmesi ile birlikte ifadeleri de değişiklik arzedecek ancak ilminin artışı ile birlikte bu halden hale girmelerindeki sıklık ortadan kalkacak , mertebe ehli olmasından dolayı tespitleri , sözleri , hal ve davranışları daha doğru , daha kamil bir duruma geçecektir. Seyr-u sülukun başında kişiye hal baskın gelirken nihayetinde mertebe ehli olur ve ilmin getirisi baskın gelir.

Bu bilgiler ışığında ehlullahın eserlerini incelersek şunu görürüz ki : Ehlullahın bir kısmının bir konu hakkındaki ifade ve tespitleri ile başka bir takım ehlullahın aynı konu hakkındaki ifade ve tespitleri farklılık arzedebilir. Ya da aynı ehlullahın seyru sülük başlangıcındaki ifade ve tespitleri ile ömrünün ahirinde aynı konu hakkındaki ifade ve tespitlerinde bir farklılık açığa çıkabilir. Burada konuya tam vakıf olamayan okuyucu ikilemde kalabilir. Hangi ifadenin doğru olduğu hususunda ya da hangi tavsiyenin daha kamil olduğu huusunda ayırım yapamayabilir. Benzer bir durum hadis okuyucuları için de geçerlidir. Resulullah ( S.A.V) efendimizin bir konu hakkındaki farklı ifadeleri ve farklı tavsiyeleri muhatabın farklı kişiler olmasından , bu kişilerin farklı ilim , idrak , hal ve mertebelerinde bulunmasından kaynaklanıyor olabilir. Resulullah efendimiz bir mevzuyu bir şahsa izahta bulunuyorsa muhatabının düzeyine göre bu hitap ve izahatlarda bulunmuştur. Bu durum meselelerin daha doğru anlaşılabilmesi için gözardı edilmemesi , hatırda tutulması gereken bir durumdur.

Ehlullahın eserlerini okurken buna dikkat ettiğimiz zaman görürüz ki eser sahibi ehlullah bu eserini seyru sülukunun başlarında yazmış ise daha çok şatahat sözlerde bulunmuş , içinde bulunduğu hal'in verisi ile ayık bir insandan sadır olmayacak / olmaması gereken sözler sadır olmuş , hakikatlere keşfinde vakıf olmasının sarhoşluğu ile bazı ' örtüsü kaldırılmış sözler ' dilinden dökülmüştür. Ancak belirtiiğimiz gibi bütün bu durum içinde bulunduğu hal'in tesirinden açığa çıkmıştır. Oysaki kemal hal'de değil mertebe' dedir. İstenilen hal değil mertebe olmalıdır. Hal ehli , ilim ehli olan mertebe sahibine göre nakıstır ( eksik). Çünkü hal sahibi içinde bulunduğu durumda ilmi istemez, o , halin verdiği sarhoşlukla kendini mutlu eder. İlim sahibi kimse ise hal'i istemez !. Çünkü hal onu hakikatden perdeler. Kemal ilimdedir , hal'de değil. Resulullah efendimiz ' halimi artır ' dememiş ' ilmimi artır ' demiştir ! Buraya dikkat ediniz.

Bütün bu halleri bilen , seyru süluk da bu hallerin salik için nerelerde açığa çıkacağını bilen , içinde bulunulan hal'in etkisi ile salikin seyrini ( idrakini ) nereden yaptığını bilen , bu bilgilere de hakikat ilimleri ile vakıf olan kimse tüm duyduğu sözü , gördüğü fiili bu cihetten değerlendirir. Dolayısı ile muhatabına insaf eder. İnsaf , hak edene hak ettiği gibi muamele etmektir. Muhatabının baktığı göz ile görmesini bilir. Muhatabının içinde bulunduğu hal , muhatabını perdeleyip zarara uğratacak ise ilim ile ( hakikat ilmi ) muhatabına ışık tutar ve o hal'den çıkmasını , doğru istikamet üzere yoluna devam etmesini sağlar.

Velhasılı hakikatlere dair okuduğumuz eserlerde geçen ifadeleri , sosyal medya aracılığı ile paylaşılan ehlullaha ait sözleri , tavsiyeleri , tespitleri bu bilgiler dahilinde analiz edersek / etme yetisine sahip isek ( ! ) ( bu yetiye sahip olmayanlar , sahip olan rehberlerinin sözlerine tabi olmalıdırlar.) seyr-u sülukumuzda daha doğru olana , daha kâmil olana yönelmiş oluruz ki bu yol salikin sülukunu hızlandıran yoldur.

——————————————————

Erkek ve kadın olarak cinsiyet ayırımının kalktığı mertebe ruhlarının aslı olan cevheri yönüyledir.

Bununla birlikte ruhlar ( insanları kastetmekteyim ) şehadet aleminde , berzah aleminde , kabir aleminde , mahşer alanında , cennet ve cehennem de her bulundukları yerde bulundukları yerin şartlarına göre bedenlenirler. Bedenden ari olarak saf ruhun aslı cevheri durumunda olamazlar.

Bu sebeple cinsiyet idraki saydığımız tüm mertebelerde ruhlarına giydirilen bedenlerin etkisi ile vardır , daimdir.

Bu sebeple dünya hayatında şeriatın hükümleri cinsiyetleri itibariyle kişiyi bağlar. Bu erkek için de kadın için de böyledir

—————————————————

Dikkat ediniz !

DİN ' in

karışmadığı ,

düzenlemediği ,

sınırlarını belirlemediği

HİÇ BİR ŞEY YOKTUR !..

Bize düşen tüm bunları bilmek ve emrinin gereklerini yerine getirmek için samimiyet içersinde , sabır göstererek gayret sarfetmektir !

————————————————————

İlmi hakikatler cihetinden bir dayanağı olmayan ;

mevcut olanın

daha iyi ,

daha güzel ,

daha faydalı

olmasını temin edecek bir kazanım getirmeyen ;

Allah'ın rızasını gözetir mahiyette bir oluş ve gaye taşımayan

bir ihtilafta , muhalefette

hayır olduğu söylenemez !

Bu manada olan bir

İHTİLAF ,

ve

MUHALEFET ;

NEFSANİYET

ve

ŞEYTANİYET

üzere inşa edilmiş demektir !

————————————————————

Para kazanmak , malını artırmak isteği ' araç ' olmaktan çıkıp ' amaç ' olduğunda yapılan hiç bir iş ' hakkıyla ' yapılmamış olur !

Çünkü menfaat , para hırsı böyle bir kimse için her şeyin önüne geçmiştir !

———————————————————

Hoşgörü demek , dinin emirlerine karşı pervasızca muhalefet edene sessiz kalmak demek değildir !

Dini itikadın bilinçli bir şekilde bozulması yönünde faaliyet gösterene sessiz kalmak değildir.

Hoşgörü adı altında islam toplumunda dinin emirleri işlevsizleştirilmeye çalışılmakta.

Bu hakikati görmek gerek !

İnsaf etmek gerek !

İnsaf etmek demek adaletli davranmak demektir , hak edene hak ettiği gibi muamelede bulunmak demektir !

————————————————————

" Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak , biri kurtuluşa erip gerisi helak olacaklar " hadisi şerif-i bu gün net anlaşılıyor.

Herkes kendinin o kurtuluşa eren fırkadan olduğunu iddia ediyor / zannediyor.

Bu dünyada gözü göremeyenler / görmeyenler ölüm anında perdelerin açılması ile hakikati görecekler.

O zaman gelmeden bu dünyada yaşarken Hakk'kı ve hakikatleri gören , bilenlerden olalım , Hakkı savunan batıldan yüz çevirenlerden olalım , feraset ve basiret sahibi kıl Allah'ım bizleri.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Şahin Uçar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tekrar sokağa çıkma yasağı gelmeli mi ?