Enerji İle İmtihanımız

Dünya üzerinde globalleşen ve her zaman var olmayı sürdürecek olan sektörlerin başında da enerji geliyor. Sürekli olarak arz talep dengesinin diri kal...

Dünya üzerinde globalleşen ve her zaman var olmayı sürdürecek olan sektörlerin başında da enerji geliyor. Sürekli olarak arz talep dengesinin diri kaldığı, hepimizin ihtiyaç duyduğu enerji üretimi ve kullanımı açısından iki farklı temel kavramdan söz edebiliriz. Yenilenemeyen enerji ile yenilenebilir enerji. Dünya'nın baktığı nokta yenilenebilir enerji olarak devşirilmeye başlandı. Fakat bizler halen daha Türkiye'de nükleer santraller ile enerji üretimini arttırmayı amaçlayabiliyoruz.

 

Oysa jeopolitik olarak deniz ve rüzgar açısından son derece önemli bir konuma sahibiz. Bunu fosil yakıtlardan elde edilen enerjiyle kıyasladığımız zaman hem doğaya daha az zarar vermek hem de daha verimli bir tüketim sağlamak mümkün olacaktır. 2018'in ikinci yarısına göre açıklanan bir takım enerji verilerini incelediğimizde bunu daha net görebiliyoruz. Ülkemizde enerji üretiminin yaklaşık %29,53'lük kısmı ithal fosil yakıt olarak doğalgaz şeklinde elde ediliyor. Yine %21,07 ile yine ithal olmak üzere kömür ikinci sırayı alıyor.

 

Üçüncü sırada yenilenebilir enerji olarak adlandırılan hidroelektrik santraller yer alıyor. Total enerji üretiminin yaklaşık olarak %20,08'ini kapsıyor. Yine fosil yakıtlar arasında olan taş, kömür ve linyit için %13,07 ile dördüncü sıradan bahsetmek mümkün. Beşinci sırada ise doğa için daha yararlı olan ve günden güne çitayı arttıran rüzgar enerjisi bulunuyor. Toplam üretim yüzdesi %10,81.

 

Hesaplamalar dışında kalan sürpriz oranlar dahilinde olmasına rağmen güneş enerjisi maalesef ki beklenen seviyede değil. Ortalama %2,59 ile yenilenebilir enerji kaynaklarında Türkiye'nin sık tercih ettiği bir enerji portföyü olamıyor. Yine yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak Jeotermal ile devam edebiliriz. Üretime kattığı yüzde %1,83 olarak yorumlanıyor. Onu Biyogaz %0,80, Fuel Oil ise %0,42 ile takip ediyor.

 

Yukarıda yer alan tüm istatistiklerin bir gün içerisinde üretilen elektrik üzerinden vurgulandığını belirtelim.

 

Türkiye'nin yine alınan istatistiki ortalamalara göre bir aylık süreç boyunca 793 milyon kWh ile 973 milyon kWh arasında değişen bir ihtiyacı var. Rüzgar enerjisi ile üretilen elektrik oranına bakıldığı zaman %7,40'a dayanan bir ivme görüyoruz. Bu demek oluyor ki çok büyük adımlarla büyüyen bir sisteme dönüşüyor.

 

2018'e kadar geçen süreçte güneş enerjisinden çok fazla faydalanmamamız ve daha çok nükleer santrallerin planlarının su yüzüne çıkması pek çok insanı derinden üzdü. Aradaki istatistiği şöyle aktarmak mümkün. Almanya'nın Türkiye'ye oranla çok daha az güneş aldığını söylemek gerek. Fakat 46 bin MW kurulu güneş enerjisi tesisine sahip. Bu oranı Türkiye'de göz önüne aldığımızda ise karşımıza 5 bin MW gibi çok az bir limitle karşılaşıyoruz.

 

Enerji maliyetlerini düşürerek giderlerin büyük ölçüde düşmesini sağlayabilmek mümkün olabilir. Çünkü ithal edilen enerji yerine gayet verimli bir coğrafyada olmamızdan ötürü enerjimizi kendimiz üretebileceğiz.

 

Bunu yaparken hem dünyamızı hem de gelecek nesilleri düşünmek ise ilk vazifemizdir. Zira nükleer santral gibi atıkları tehlike yaratan, risk faktörü taşıyan ve tam manasıyla dünyanın ikinci sınıf olarak baktığı bir sisteme yönelmek akıl kârı olmayacaktır. Bunun önce doğayı sonrasında da beşer hayatı bitirebileceği konusunda birçok sosyal kuruluş hemfikir.

 

Doğalgaz, petrol, kömür ve diğer fosil yakıtlar, elektrik gibi enerji ihtiyaçlarımızı dışa bağımsız olarak gerçekleştirebilmek adına uzun vadeli projelere ihtiyaç duyuyoruz. Bunun en basit ve kolay çözümlerinden birisi nükleer enerji reaktörleri olmasına rağmen sağlıklı metotlar oldukları söylenemez. Türkiye'de her yıl ortalama %1 gibi bir oranla artan enerji ihtiyacının yine dışarıdan temin edilerek karşılandığını vurgulamak gerekiyor. Bu yüzden Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslama yapıldığı zaman Türkiye'nin enerji karnesi sınıfta kalmasını sağlayabiliyor. Bizden daha küçük yüz ölçümüne sahip, rüzgar ve deniz açısından elverişsiz, güneş konusunda geniş bir aydınlanma süresine sahip olmayan ülkelerle dahi yarışamamaktayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Agah Başgan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.



Anket Tekrar sokağa çıkma yasağı gelmeli mi ?