Vatansız Millet: Çingeneler

Çingeneler, kendine ait bir vatanı olmamasına rağmen günümüze kadar kültürlerini koruyarak var olmayı başarmışlardır. Hikayesi ise oldukça ilginç.

+3
Haber albümü için resme tıklayın

Dünyanın en ilginç haklarından birisi Çingenelerdir. Yüzyıllardır ne yerleşik hayata geçmeyi düşünmüş ne de yaşam tarzlarını değiştirmişlerdir. Ne yazık ki yaşadıkları her yerde yerli halktan soyutlanmışlar ve hiç bir zaman gerçek bir halk olarak değerlendirilmemişlerdir.

Çingenelerin ilk olarak nasıl ortaya çıktıkları hakkındaki hikâye bile onlar hakkında olumsuz bir yargıyla ilişkilidir. Bu hikâye ya da efsane Hz. İbrahim'in ateşe atılması ile bağlantılıdır.

Kur'an'da geçen Hz. İbrahim'in atıldığı ateşin suya ve balıklara dönüşme mucizesi aynı zamanda Çingenelerin ilk atalarının kim olduğunu da anlatan bir hikâyedir. Daha doğrusu Çingeneler'in ortaya çıkışı bu hikâyedeki kötü bir olaya dayandırılır.

Hz. İbrahim Nemrut'un halkı tarafından mancınıkla fırlatılarak ateşe atılması her üç dinde de yer alan bir efsanedir. İbrahim putlara tapmak istemediği ve tek tanrılı bir inanca sahip olduğu için ateşe atılmasına karar verilir. Ancak burada Allah'ın mucizesi geçekleşir ve atıldığı ateş suya dönüşür.

Ancak İbrahim'e Allah'ın ilk baştan yardım etmesi engellenmiştir. Çünkü daha ateşe mancınıkla atılmadan önce müdahale edilmiş ancak ateşe atılmasının önüne geçilememiştir. Bunun nedeni ise tam ateşe atılacakken mancınığın yakınında bir yerde iki kardeşin ensest tabusuna karşı gelerek cinsel ilişkiye girdiği görülmüştür.

Bu kardeşlerden birisinin ismi Çin, diğerininki ise Gene'dir ve bu iki kardeş Çingeneler'in ilk atalarıdır. Görüldüğü gibi hikâye ne yazık ki oldukça çirkin bir yerden başlatılmıştır. Bilinmeyen ve bize farklı gelen çok sayıda millete ya da halka yapıldığı gibi Çingenelere de ensest ilişki yaftası yapıştırılmıştır. 

Moderniteye Karşı Bir Yaşam Biçimi

Çingenelere verilen isimler bile onları aşağılayacak niteliktedir. Şopar ya da elekçi onları anlatmak için en çok kullanılan ifadeler.

Herhangi bir modern halka uyum sağlamaya çalışmadan yaşam tarzını sürdüren bu halk her zaman var olma çabasını kendi kimliğinde sürdürmüştür. Çingeneler diğer bütün halklar tarafından dışlandı. Her zaman hırsızlık, çocuk kaçırma ve dilendirme gibi yersiz suçlamalarla birlikte düşünüldü.

Çingenelerle ilişkiye girenlerin çok uzun bir süre yıkanması gerektiği ve onlara yaklaşanın başına çok kötü şeyler geleceği gibi yargılar yerleştirilmeye çalışıldı. Onlar hiç bir zaman hiç bir halk tarafından kabullenilip onaylanmadı. 

Karikatürize Edilen Bir Halk

Taksim Meydanı ya da başka herhangi bir yerde çiçek satan, göbek atan ya da darbuka çalan Çingeneler hiçbir zaman gerçek bir halk ve kendi başına bir yaşantısı olan insanlar olarak görülmedi.

Nasıl yaşadıkları ve nelere inanıp neleri kutsal buldukları hiç merak edilmedi. Sinema filmleri ya da dizilerde her zaman göbek atan, dertsiz tasasız ve gamsız insanlar olarak karikatürize edildiler. Hiç bir zaman gerçek bir insan gibi bile değerlendirilmediler.

Tarihsel olarak geriye baktığımızda da halkları ikiye ayırırsak, bir tarafta yerleşik hayata geçmiş ve medenileşmiş bir tarafta da hep öteki olarak görülmüş, hikâyesi anlatılmamış halklar vardır diyebiliriz. Çingeneler her zaman ikinci grupta yer alan bir halk olarak kalmıştır. 

Halklar Tarihinde Aykırı Bir Hikâye

Bütün halklar ve büyük imparatorluklar değişim geçirmiş ya da farklı kollara ayrılmıştır. Bazı halklar değişime direndiği için bazı halklar ise farlı bir imparatorluğun ya da krallığın emrine girdiği için değişmiş ya da varlığını yitirmiştir.

Ancak Çingeneler bu hikâyede ayrı bir yer tutar. Onlar hiç bir zaman devlet egemenliğini kurma gibi bir çaba içerisine girmemiştir. Yaşadıkları yerdeki diğer insanlara kendi kültürlerini benimsetme arayışında olmamışlardır. Bununla birlikte kendileri de hiç bir zaman asimile edilememiştir. 

Büyük Çingene Göçü

Tarihlerine bakarsak, 5. ve 11. yüzyıllar arasında, bir kaç farklı dalga halinde Hindistan'dan İran'a göç etmişlerdir. Daha sonra ise büyük bir grup batıya, diğer grup ise güneye doğru göçmüştür. Tarihte bu olay Çingene Göçü olarak biliniyor. Göç sırasında Çingenelerin büyük bir kolu da Ermenistan ve Suriye'yi geçtikten sonra Anadolu'ya ulaşmış ve buraya yerleşmiştir.

Türkiye'ye geliş tarihleri net değildir. Ama onlarla akraba oldukları düşünülen Cotlar'ın Araplar yüzünden Bizans İmparatorluğu tarafına sürülüp buraya yerleştikleri biliniyor. Ermenistan'dan geçerek Anadolu'ya gelmeleri ise 101 tarihinden önce olarak tahmin ediliyor.

Avrupa'da Çingeneler

Bizanslı bir tarihçi eserlerinde 1322 yılında akrobasi yapan Çingeneler'den bahsediyor. 1300'lü yılların ilk başlarında ise Bizans İmparatorluğu sınırlarında seislik ve demircilik yaparak geçinen Çingeneler bulunuyormuş. Burada verilen bilgiler doğrultusunda Çingeneler'in beşinci yüzyıldan itibaren Anadolu'ya yerleştikleri tahmin ediliyor.

Ama Timurlenk tarafından Anadolu'nun işgal edilmesi üzerine Çingeneler Avrupa'ya göç etmeye başlamış. 14. yüzyılda Avrupa'ya gelen Çingeneler'in Türkçe konuştukları da tarihi eserlerde geçiyor. 20. yüzyılın başlarında ise yeniden Anadolu'ya geçmeye başlamışlardır.

Çünkü Avrupalılar onları " Türk ajanı" olarak görmüş ve sürmüşlerdir. Nazi katliamı sırasında laboratuvarlarda öldürülmüş ve kıyıma uğramışlardır. Bu olay da büyük Çingene soykırımı olarak bilinir. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile birlikte, Avrupa'dan Türkiye'ye gelen göçmenler arasında çok sayıda Çingene vardı. 

Osmanlı Döneminde Çingeneler

Osmanlı döneminde Müslüman ve Müslüman olmayanlardan alınan vergiler ve yeni fethedilen yerlerdeki insanların yerleşik hayata geçirilmesi toplumsal ve siyasal hayatı korumanın en önemli temellerinden birisidir.

Ancak uzun yıllar Çingeneler buna direnmiştir ve bu yüzden Osmanlı yönetimiyle sorun yaşamıştır. Padişah II. Selim dönemine kadar yaşanan sorunlar II. Selim'in onların yaşam tarzına karışılmaması ve ağır vergilere muaf tutulmamaları kararına kadar devam etmiştir. Kısacası Çingeneler Osmanlı yönetimine karşı da direnmeyi başarmıştır.

Kentsel Dönüşüm ve Çingeneler

Kentsel dönüşüm kararı ile birlikte Çingene Mahallesi'nin dağıtılması ve Çingeneler'in pek çok haktan yoksun bırakılması ciddi sorunlar ortaya çıkarmıştır.

Kentsel dönüşümün "yerinde" yapılması ve insanların zorla yerlerinden edilmesi aslında bir insan hakları ihlalidir. Cumhuriyet döneminin demokratik ve eşit yurttaşlık hakkını ihlal eden bu uygulamalardan vazgeçilmelidir.  

Çingeneler Hakkındaki Önyargılar

Çingeneler'in pis olduğu ve yıkanmadıkları iddiası çok yaygındır. Çingeneler neden yıkanmaz sorusuna kısa bir yanıt vermek gerekirse bunun tamamen bir önyargı olduğunu belirtmemiz gerekir. Çingeneler için temizlik önemlidir ve bu konuda özenlidirler. Ama yoksun kaldıkları haklar ve yaşadıkları koşullar onların temizlik imkânına sahip olmasını engellemiş olabilir.

Her zaman suça meyilli oldukları iddiası da tamamen asılsızdır. Bu da bazı yerlerde zorla suça yönlendirilmelerine ilişkin bir sorundur. Ayrıca vergi ödemek istemedikleri ve yerleşik hayata geçme konusunda direndikleri de asılsızdır.

Çingeneler onları kabul etmeyen yerli halklar yüzünden sürekli göçe yönlendirilmiştir. Çingeneler her zaman kendi yaşam tarzına sahip çıkan ve zengin bir kültüre sahip olan bir halktır. Her zaman dışlanmış olmaları haklarında bazı önyargıların gelişmesine yol açmıştır. 

23 Kas 2020 - 00:12 - İlginç Bilgiler --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket KoronaVirüs Maddi Durumunuzu Etkiledi mi ?