"Açıklanan rezerv 2009'da İsrail’in doğal gaz devrimini başlatan miktara eşit"

"CARİ AÇIĞA OLUMLU YANSIYACAK"

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Karadeniz'deki doğal gaz keşfi, Türkiye tarihindeki en büyük keşif olmasıyla büyük bir önem taşıyor. Bunun yanı sıra 320 milyar metreküp rezerv tanımı yapılan keşif, dünyadaki en önemli 20 derin deniz keşfi arasında yer alıyor. Altınbaş Üniversitesi Enerji ve Çevre Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Doç.Dr. Tolga Demiryol, doğal gaz keşfiyle ilgili gelişmeleri değerlendirdi.

Açıklanan rezerv miktarın ne kadarının teknik olarak çıkarılabileceği ve ne kadarının ekonomik olarak üretilebileceğinin bundan sonraki aşamalarda netleşeceğine dikkat çeken Doç. Dr. Tolga Demiryol, “Bu keşfin heyecan verici yönü sahadaki potansiyele işaret ediyor olması, Türkiye’nin nispeten kısa sayılabilecek bir sürede bu büyüklükte bir rezerve ulaşmış olması dikkat çekici” diye konuştu.  

"CARİ AÇIĞA OLUMLU YANSIYACAK"

Gazın ekonomik değerinin piyasa koşullarına bağlı olacağını ancak bugünkü şartlarda Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un telaffuz ettiği rakamın 80 milyar dolar olduğunu hatırlatan Demiryol,  şunları kaydetti:

"Enerji üretiminde değer zinciri önemli. İlk sismik bulgulardan rezervlerin kesinleştirilmesine ve nihai yatırım kararına, oradan da üretime ve gerekiyorsa ihracat altyapısının oluşturulmasına uzanan ve kimi vakalarda on yılı bulan bir süreç söz konusu. Elbette Türkiye’nin hedefi bu süreci mümkün olduğunca kısa tutmak. Yine de Sakarya sahasındaki keşfin doğrudan ekonomik etkisi zamana yayılacaktır."

“Açıklanan doğal gaz keşfiyle azalan enerji ithalatı faturasının cari açığı olumlu etkileyeceği kuşkusuz en çok vurgulanan husus” diyen Tolga Demiryol, “Gazın bir bölümünün ihracata yönlendirilmesi durumunda ülke ekonomisine çok ihtiyaç duyulan bir döviz girişi de sağlanacaktır. Bununla birlikte hali hazırda cari açığın önemli bir bölümünün petrol ithalatından kaynaklandığını da hatırlamak gerekir” ifadelerini kullandı.

ENERJİ POLİTİKALARINI NASIL ETKİLER?

Karadeniz gazının Türkiye’nin enerji politikasına en önemli etkisinin dışa bağımlılığı azaltmak olacağına vurgu yapan Tolga Demiryol, “Bugün Türkiye yılda tükettiği  45-50 milyar metreküp gazın neredeyse tamamını ithal ediyor. Sakarya Doğal Gaz Sahasından ilk etapta yılda 10 milyar metreküplük bir üretim yapılacağı varsayımıyla hareket edersek ithalata bağımlılığın yüzde 20 azalacağını öngörebiliriz” dedi.

Doğal gaz keşfiyle birlikte Türkiye’nin yıllardır peşinde olduğu enerji ticaret merkezi olma hedefine de bir adım daha yaklaşılmış olduğunu söyleyen Demiryol, “Bilindiği üzere Türkiye pek çok bölgesel enerji nakil hattının kesişim noktasında yer alıyor. Ancak enerji merkezi olmak için boru hatları tek başına yeterli değil. Pek çok kaynaktan temin edilen gazın ülkede fiyatlanması bölgesel ticaret merkezi olmanın şartı. Türkiye son dönemde spot doğal gaz piyasasını kurarak bu yönde olumlu bir adım atmıştı. Türkiye’nin kendi doğal gaz üretiminin olması bu bakımdan önemli” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ELİNİ GÜÇLENDİRECEK”

Keşfin kritik bir olası etkisinin de Türkiye’nin mevcut gaz tedarikçileriyle süregelen pazarlık süreçlerinde elini güçlendirmek olduğunu söyleyen Tolga Demiryol, “Başta Rusya olmak üzere mevcut tedarikçilerle imzalanacak alım-satım sözleşmelerinde Türkiye’nin daha avantajlı koşullar sağlamak için elinde yeni bir koz oldu. 2021 yılı itibariyle süresi dolacak alım-satım sözleşmelerinin yenilenmesi sürecinde Ankara’nın eli şu anda çok daha güçlü. Özellikle spot piyasa fiyatlarına endekslenmiş ve al-ya da-öde gibi olumsuz koşullar taşımayan anlaşmalar yapılması Türkiye için önemli bir dönüm noktası olur” diye konuştu.

BÖLGEDEKİ SİYASİ DENGELERE ETKİSİ

Türkiye’nin doğal gaz ithalat bağımlılığın azalmasıyla birlikte öncelikle Rusya ile yıllardır süregelen karşılıklı bağımlılık ilişkisinin daha simetrik bir zemine oturmasının beklenebileceğini ifade eden Tolga Demiryol, şunları söyledi:

"Ankara-Moskova ilişkilerinin en olumlu seyrettiği dönemlerde bile enerji kaynaklı asimetrik yapı Türkiye’nin yumuşak karnı olmuştur. Enerji alanında değişen koşullar ile birlikte ikili siyasi dengeler değişecek, Ankara’nın opsiyonları artacaktır. Bununla birlikte Türkiye ile Rusya arasındaki enerji ilişkisinin devam edeceğini de vurgulayalım. Doğal gaz alanında 1987’den beri süregelen bu ilişki son dönemde Türk Akımı, Akkuyu Nükleer projeleri ve diğer karşılıklı yatırımlarla çok boyutlu bir görünüm kazandı. Bu ilişkiler bugünden yarına değişmeyecektir.”

Enerjide dışa bağımlılığın kısmen de olsa giderilmesinin Türkiye’nin dış politikadaki manevra alanını genişleten ve politika yapıcılara yeni enstrümanlar sunan bir gelişme olacağını vurgulayan Demiryol, “Türkiye sadece önemli bir enerji tüketicisi ve nakil koridoru olarak değil kendi doğal gaz kaynaklarına sahip bir ülke olarak enerjiyi dış politikada çok daha etkili bir araç olarak kullanabilir. Enerji kaynaklarının keşfi ve geliştirilmesi sürecinde elde edilen kapasite ve deneyim Türkiye’yi bölgesel enerji projelerinde aktif bir konuma yükseltebilir” dedi. ABD ile Rusya arasındaki enerji rekabetinin kızıştığı, Akdeniz başta olmak üzere bölgemizdeki enerji kaynaklarının iş birliğinden çok çatışmayı besleyen bir görünüm aldığı günümüzde Türkiye’nin tarihi bir doğal gaz keşfi yapmış olması dış politikada daha esnek ve nispeten bağımsız hareket etme kapasitesini arttıran stratejik bir kazanımdır" şeklinde konuştu.  

ENERJİDE TAM BAĞIMSIZLIK MÜMKÜN MÜ?

Küresel ekonomik düzende hiçbir ülkenin enerjide tam anlamıyla bağımsız olamayacağını hatırlamak gerek diyen Demiryol, "Kaya gazı devriminin ardından net bir enerji ihracatçısı konumuna gelen Amerika Birleşik Devletleri’nin enerji güvenliği bile enerji fiyatlarına ve jeopolitik gelişmelere bağlı.  Dolayısıyla enerji bağımsızlığı söylemini daha realist bir perspektiften değerlendirmekte yarar var. Önemli olan mevcut düzende göreli avantajlı bir konumda yer alabilmek.

Ayrıca hidrokarbon yakıtlarının çekiciliğine kapılarak ülkenin uzun vadeli enerji politikasını ve hatta son kertede bekasını ilgilendiren iklim krizi konusunu da göz ardı etmek hata olur” dedi.   Çin’den Suudi Arabistan’a kadar bugün tüm dünyada enerji politikalarının bir dönüşüm içerisinde olduğunu söyleyen Altınbaş Üniversitesi Enerji ve Çevre Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Doç.Dr. Tolga Demiryol, “İklim krizinin giderek daha çok yönlendirdiği enerji piyasalarında farklı enerji türleri arasındaki rekabet artıyor. Türkiye’nin enerji politikasının bu değişen dengeleri ıskalamaması ve başta yenilenebilir enerji olmak üzere yeni teknoloji ve politikalara yatırımı hızlandırması da şart" ifadelerini kullandı.

 

28 Ağu 2020 - 15:54 İstanbul- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket SİZCE OKULLAR AÇILMALI MI?