Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu

"Bizim milliyetçiliğimiz mevsimsel, adamına göre değil; kalıcı, tutarlı, ülkenin çıkarları üzerine inşa edilmiş bir milliyetçiliktir"

Video için play'e tıklayın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim milliyetçiliğimiz mevsimsel, adamına göre değil; kalıcı, tutarlı, ülkenin çıkarları üzerine inşa edilmiş bir milliyetçiliktir." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs Barış Harekatının 46. yılı olduğunu anımsattı.

"Adı barış harekatıydı gerçekten de 46 yılda kimsenin burnu kanamadı." diyen Kılıçdaroğlu, o dönem bu harekat kararını alan Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş'ı rahmet ve saygıyla andıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Sadece kendi ülkelerine değil dünyaya da hizmet götürdüler. Kıbrıs'ta var olan pek çok sorun bir şekliyle çözülmüş oldu." diye konuştu.

"Biz, KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak dünya sahnesinde yerini almasını istiyoruz." ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Zaman zaman altı okumuzdan birisi olan CHP'nin milliyetçilik ilkesi tartışılır, vay efendim 'CHP milliyetçi değil.' Avrupa'nın en büyük tank palet fabrikasını yabancı bir orduya peşkeş çekenler bizim milliyetçiliğimizi sorgulayamazlar. Vatan toprağını terk edip, bayrağı indirip, Süleyman Şah Türbesi'ni kaçıranlar bizim milliyetçiliğimiz sorgulayamazlar. Ege adalarının Lozan Anlaşması'na göre silahtan arındırılması gerekiyor.

Bugün herkesin gözünün önünde silahlı kuvvetlerle gösteri yapanlara sesleri çıkarmayanlar, bizim milliyetçiliğimizi sorgulayamazlar. Egemen güçlerin Orta Doğu'da taşeronluğuna soyunanlar, bizim milliyetçiliğimizi sorgulayamazlar. İdlib'de 33 askerimiz şehit oldu. Ne oldu, hesabı soruldu mu? 33 asker şehit oldu, 'neden oldu, kim yaptı?' diye sorulacağına koşa koşa gittiler Putin'in önünde esas duruşa geçtiler. Bunları yapanlar bizim milliyetçiliğimizi sorgulayamazlar. 33 askerin kanı yerdedir. Vatan toprağını parselleyenler, yabancılara satanlar, 250 bin dolar verdiği zaman vatandaşlık hakkını satanlar bizim milliyetçiliğimizi sorgulayamazlar.

Bizim milliyetçiliğimizde 83 milyonun kucaklaşması vardır. Bizim milliyetçiliğimizde hiç kimsenin kimliğinden inancından veya yaşam tarzından sorgulanmaması vardır. Bizim milliyetçiliğimizde bayrağa saygı, vatanın bütünlüğüne saygı vardır. Bizim milliyetçiliğimiz mevsimsel, adamına göre değil; kalıcı, tutarlı, ülkenin çıkarları üzerine inşa edilmiş bir milliyetçiliktir. Dolayısıyla onlar bizi anlayamazlar. Bu tanımı 83 milyon vatandaşa yapıyorum; özellikle milliyetçi geçinip Süleyman Şah Türbesi'ni kaçıranlara, alkışlayanlara söylüyorum."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, fındık fiyatının, son 5 yılda kilogram başına 11,77 dolardan 6,35 dolara düştüğünü belirterek, "Aradaki farkı kim yedi? Asıl sorgulanması, üzerinde düşünülmesi gereken soru bu." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 24 Temmuz'un 194 yıldır Dünya Basın Bayramı olarak kutlandığını ancak Türkiye'de yüzlerce gazetecinin hapiste olduğunu söyledi.

Bu gazetecilerin, düşündükleri, gerçekleri yazdıkları, saraya itaat etmedikleri için baskıcı yönetim tarafından mahkum edilerek hapse atıldıklarını öne süren Kılıçdaroğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Hülya Kılınç ve Müyesser Yıldız'ı saygıyla andığını ifade etti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Asla unutmasınlar, istedikleri kadar hapse atsınlar, haksız muameleye tabi tutsunlar, dişi ağrıdı diye doktora çıkarmasınlar. Bu kişiler kalemlerini satmazlar. Bunlar ülkelerinin çıkarı için mücadele ederler, özgür gazeteci olarak doğruları yazarlar. O nedenle doğruları yazan, kalemini satmayan bütün gazetecilere şükran borçluyuz." diye konuştu.

- "Sınırlar yol geçen hanına dönmüşse iktidarın sorgulanması lazım"

Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyunda, Van Gölü'nde 59 kişinin cesedine ulaşılan olayın yeterince yer almadığını belirterek, Van Gölü'nün Türkiye'nin sınırları içerisinde olduğunu anımsattı.

Afganistan, İran ve Bangladeş gibi ülkelerden gelen bu insanların ölümü göze alarak Avrupa'ya veya başka ülkelere gitmek istediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buna kim izin veriyor, imkan sağlıyor? Bu konunun tartışılması lazım. Eğer sınırlar yol geçen hanına dönmüşse, her gelen kişi Türkiye'yi bir köprü gibi görüp yol geçen hanı olarak kullanılıyorsa iktidarın sorgulanması lazım. 59 kişinin sorumluluğu kime ait, onları Türkiye'ye kim soktu? Ülkenin İçişleri Bakanı, sınırlarından sorumlu bir siyasi irade var mı? Kim bunlar? Yüz binlerce kişi gelip gidiyor. Parayla tabii. Bu paranın yukarıya çıkış merdivenleri, bu paradan nemalanan siyasetçiler de var mı acaba? Bugünkü teknolojik imkanları dikkate alırsak sinek geçse bile görebiliriz. Nasıl oluyor da yüz binlerce insan gelip geçiyor buralardan?"

- "İnsan hayatını kurtarmıyorsa ambulansın ne değeri var?"

Kemal Kılıçdaroğlu, Rize Köprübaşı köyünde yaşanan felaket sonrası bölgeye sadece CHP'lilerin gittiğini, devletin hiçbir yetkilisinin oraya ulaşmadığını öne sürdü.

Söz konusu yerde 11 kişinin göçük altından çıkarıldığını ve bunların 3'ünün yaralı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, iç kanama geçiren Havva Tüysüz için yardım istenmesine rağmen yardımın 10 saat sonra geldiğini ancak Tüysüz'ün yaşamını yitirdiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, "Sorumlusu kim? Ambulans uçaklarımız, helikopterlerimiz var, doğru. İnsana yetişmiyor, insan hayatını kurtarmıyorsa ambulansın, uçağın, helikopterin ne değeri var?" dedi.

- "Siz milletle dalga mı geçiyorsunuz?"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Şanlıurfa ve Mardin'de çiftçilerin elektrik sıkıntısı nedeniyle zor günler geçirmeye devam ettiğine işaret ederek, CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekillerinin bölgeye giderek üreticilerinin sorunlarını dinlediklerini, daha sonra bunları TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda anlattıklarını aktardı.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

" AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal'ı da dinlediler. Oradaki tabloyu anlattılar, tarlalarını sulayamadıklarını, iktidarın bunu çözmesini istediler. Zemzem Hanım'ın yaptığı konuşma: 'Enerji şirketi bize söz konusu kesintilerin hatlardaki arızalardan kaynaklandığını söyledi.' Allah aşkına siz milletle dalga mı geçiyorsunuz? Oradaki insanları bilmiyor musunuz? Borcu var diye. Elektrik fiyatlarına yüzde 108 zam geldi. Ödeyemiyor. Bırak tarlayı sulasın, satsın, sonra ödesin elektrik faturasını. Onu da yapmıyorlar."

Çiftçinin iktidardan 176 milyar lira alacağı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Tek sorumlusu sarayda oturan zattır. Zaten bu milletvekillerinin hiçbirisinin iradesi yok. Zemzem Hanım'ın iradesi var mı? Bakanın da iradesi var mı? İradesi yok. Bunlar siyasetçi değil, saraydan alınan talimatı yerine getiren emir kulları. Zemzem Hanım da bir emir kulu ama Zemzem Hanım'ın şunu yapması lazım; Şanlıurfalıysan, bu bölgedeki insanlar sana yüzde 90'lara varan oy vermişlerse senin görevin sarayı değil, vatandaşı dinlemektir." sözlerini sarf etti.

Kılıçdaroğlu, CHP'li yetkililerin bölgeyi ziyareti sırasında bir üreticinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için "Sözde dünyaya meydan okuyorsun ama bir şirkete sözün geçmiyor." ifadelerini kullandığını aktararak, "Erdoğan'ın dünyaya meydan falan okuduğu yok. Nereden çıkarıyorsunuz siz bunu? Erdoğan, dünyanın önemli liderlerinden talimat alıp gereğini yerine getiren adamdır. Ne meydan okuması? Meydan okudu da ne oldu? Yok öyle bir şey. Medyayı kullanıyorlar, 'Erdoğan yumruğunu masaya vurdu, dünyayı titretti...' Erdoğan, 33 asker şehit olurken Putin'in orada ayakta beklemedi mi? Sandalye bile vermediler." diye konuştu.

- "(Fındık fiyatı) Nasıl oluyor da her yıl tartışılıyor?"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Toprak Masulleri Ofisinin geçen yıl 16,5-17 liradan satın aldığı fındıktan 20 tonu için 24 liradan satış ilanı açtığını anlattı.

İhalede talebin 420 ton olarak gerçekleştiğini belirten Kılıçdaroğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin fındık konusundaki açıklamalarının "hikaye" olarak nitelendirerek, fındığın taban fiyatının 25 liranın altında olmaması gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Asıl bizi üzen nokta şu; fındık fiyatı, son 5 yılda kilo başına 11,77 dolardan 6,35 dolara düştü. Aradaki farkı kim yedi? Asıl sorgulanması, üzerinde düşünülmesi gereken soru bu. Karedenizlilere seslenmek isterim, düşünmüyor musunuz her yıl fındık mevsiminde bu konu tartışılır? Bahçe aynı, üretici aynı, gübre aynı, işçiler aynı. Nasıl oluyor da her yıl tartışılıyor. Maliyetin belli, alacağın para belli değil."

TMO piyasaya fındık sürdüğü için fiyatların düşeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, fındık fiyatlarının, üretici bahçeye girmeden açıklanması gerekirken açıklanmadığına dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, "Fındık üreticisi nasıl kazanılır, nasıl kar edilir, fındık dünyaya kaç liradan satılır görecek. Fındık üreticisi yabancı bir firmanın egemenliği altına girmeyecek, bunu da halkın iktidarında görecek." şeklinde konuştu.

- "Kadın derneklerinin 5 acil talebi var"

Kemal Kılıçdaroğlu, Pınar Gültekin'in öldürüldüğünü anımsatarak, kadına yönelik şiddetin giderek tırmandığını söyledi.

Bu konuda herkesi duyarlı olmaya çağıran Kılıçdaroğlu, yeri geldiğinde en güzel sözler söylenen kadınların hakkının hukukunun, sadece lafla sorgulandığını savundu.

Kılıçdaroğlu, iktidarın kadına yönelik şiddetin artış nedenlerini araştırması gerektiğine işaret ederek, hayatın her alanında mücadele eden kadınların, işkenceye maruz kalıp öldürüldüğünü dile getirdi.

Türkiye genelindeki 306 kadın derneğiyle Zoom üzerinden toplantı yaptıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, söz konusu sivil toplum örgütlerinin taleplerini kendisine ilettiklerini aktardı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 5 acil talepte bulunduklarını belirterek, bunlardan ilkinin, kadınlarla erkeklerin eşit olduğu fikrinin kabul edilmesi ve kadınların hayatın her alanında eşit temsilini sağlamak için somut adımlar atılması olduğunu kaydetti.

Kadın derneklerinin, Siyasi Partiler Yasası değiştirilerek kadınların parlamentoda eşit temsil edilmesinin sağlanmasını talep edebileceklerini ilettiğini belirten Kılıçdaroğlu, partisinin bunu savunduğuna ve Türkiye'de kadın seçmen sayısının erkeklerden daha fazla olması nedeniyle siyasette güçlerini göstererek beklentilerini karşılayabileceklerine dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu, kadın derneklerinin diğer taleplerini şöyle sıraladı:

"Şiddeti önlemeye yönelik İstanbul Sözleşmesi'nden imzanın çekilmesi, 6284 Sayılı Yasanın değiştirilmesi girişimlerinden vazgeçin. Sözleşme ve yasayı uygulayın. Kadınların evde, işte, sokakta, tüm alanlarda şiddetsiz bir yaşam sürmesi için gerekli şartları oluşturun.

Özellikle kız çocuklarını örgün eğitimin dışına iten, çocuk yaşta evlendirmelerin ve çocuk işçiliğinin önünü açan 4+4+4 parçalı eğitim sisteminden vazgeçin, 12 yıl kesintisiz ve ücretsiz eğitime geçin. Kamu ve özel sektör istihdam oranlarında ve yönetim kademelerinde, kadın-erkek eşitliğini sağlayacak pozitif ayrımcılık önlemlerini derhal devreye sokun. Babaların da çocuk bakım yükümlülüğü olduğu unutulmaksızın cinsiyet ayrımcılığı yapılmadan her iş yerine ve mahalleye ücretsiz kreşler açılmasını sağlayın. Kadınların kazanılmış yasal haklarını tehdit eden söylem ve girişimlerden vazgeçin, çocuk istismarcılarına af getirilmesi, boşanan kadının nafaka hakkının 2-3 yıl gibi sürelerle kısıtlanması, aile arabuluculuğuyla kadının boşanmasının zorlaştırılması, kadının ev içi emeğinden kaynaklanan miras hakkına el konulması gibi tartışmalara derhal son verin."

Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin iktidarında bu taleplerin yerine getirileceğini dile getirerek, "Bütün kadınlara sesleniyorum; hakkınız var, yeniliyor, hukukunuz var verilmiyor, adalet de sağlanmıyor. Kadın ve onurlu bir vatandaş olarak bunları sağlamak, kadın-erkek eşitliğini istiyorsanız, yapacağınız tek şey var, CHP'ye oy vereceksiniz, dünyayı, Türkiye'yi değiştireceksiniz. Bu ülkeye demokrasiyi, güzelliği, hoşgörüyü, sevgiyi sizler getireceksiniz." dedi.

- "İradeleri saraya satılığa çıkmıştır"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TBMM'nin, saygın ve Gazi Meclis olarak haksızlığı ve hukuksuzluğu kabul etmemesi gerektiğini vurgulayarak, partisinin, geçen hafta Serik'teki iddiaların araştırılmasına yönelik önergesinin kabul edilmemesinin kendisini derinden yaraladığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "AK Parti ve MHP'ye oy veren kardeşlerim, '500 bin liralık rüşveti kim aldı?' araştırmasına, bu iki partinin milletvekilleri el kaldırarak 'Araştırmayın.' dediler. Yanı rüşvete, haksızlığa, kul hakkı yenmesine ortak oldular. Size şikayet ediyorum. 83 milyon vatandaşa 'Rüşveti araştırmayalım, soruşturmayalım, rüşveti kim yedi, bize ne.' diyenlerin bu Meclis'te yeri yoktur, bunlar bu milleti temsil edemezler." ifadelerini kullandı.

Milletin rüşvete, kul hakkını yiyene karşı bir duruşu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradakilerin iradesi yoktur, iradeleri saraya satılığa çıkmıştır. Saraydan alınan talimata göre yapıyorlar. 'Milliyetçi' dediğimiz insan dürüst, bu vatanın taşı toprağı için seve seve hayatını veren, kul hakkı yemeyen insandır, 'rüşvet soruşturulmasın.' diyemez. Buna karşı mücadele eder. Dolayısıyla AK Parti ve MHP milletvekillerinin bağımsız iradeleri söz konusu değildir, bunlar milletin vekili değil, sarayın vekilidir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu ülkenin en önemli kuruluşlarından bir tanesi MİT'tir. MİT, her Millli Güvenlik Kurulu toplantısına FETÖ ile ilgili rapor getirmedi mi? Getirdi. Okudun mu? Okudun. Gereğini yaptın mı? Yapmadın. 'Aldatıldık' diyor. Ne aldatılması. Eğer aldatıldıysan, bir terör örgütü devletin tepesindeki en önemli kişiyi aldatma kapasitesine sahipse senin o koltukta oturmaman lazım; oturduğun her dakika vatana ihanet ediyorsun." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, devlet yönetiminde liyakatın önemine dikkati çekerek, Osmanlı Devleti'nin liyakat olmadığı için, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma olduğu için battığını söyledi.

Bunlar umursanmazsa devlette çürümeye yol açacağını ve çürümenin adım adım bütün alanlara yayılacağını belirten Kılıçdaroğlu, devleti yönetecek kişilerin işin uzmanlarıyla, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti.

Devlet adamlarının, "Ben kandırıldım, beni kandırdılar." diyemeyeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Ne demek kandırdılar? Sen devleti yönetiyorsun, çocuk değilsin. Devleti yönetmek farklı bir şeydir. Devleti yönetmek liyakatlı atamalara bağlıdır." diye konuştu.

"Kıdem tazminatını getireceğiz." dediklerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öve öve bitiremediğini, bu düzenlemeye Türk-İş, Hak-İş, DİSK'in, "Eğer yaparsanız meydanlara ineceğiz." diyerek karşı çıktıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, yine bu konuda ısrar edildiğini, işçilerin gayet net biçimde tavırlarını ortaya koyduğunu aktardı. Daha sonra Erdoğan'ın, "Bu şekliyle bu adımı atmak adil değil, doğru değil." demeye başladığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Niye düşünmedin, üç sendikaya sormadın? Soramazsınız. Çünkü kibri engel buna. Kibirli insanlar her şeyi ben bilirim der. Ne demek Türk-iş? İşçilerin sendikası. ‘Bu işçilerden sendika mı olur?’ der. Demiştir zaten. Egemen güçlerden birisi gelmiştir, talimat vermiştir, bizim çıkarımız bu kıdem tazminatının yok edilmesine bağlıdır demiştir. O da 'emredersiniz, biz bunu düzeltelim...' Dolayısıyla 'ben kandırıldım, ben aldandım, yanlış karar verdim...' Bunları söyleyen kişinin devlet yönetiminden ayrılması lazım." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 27 Şubat 2014'te, FETÖ'ye ilişkin, "Aldatılıyoruz, aldatıldık. Ben dahi aldatıldım.' dediğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sen çocuk muydun? Aldatıldım değil, sen bilerek yaptın. Bu ülkenin en önemli kuruluşlarından bir tanesi MİT'tir. MİT, her Millli Güvenlik Kurulu toplantısına FETÖ ile ilgili rapor getirmedi mi? Getirdi. Okudun mu? Okudun. Gereğini yaptın mı? Yapmadın. 'Aldatıldık' diyor. Ne aldatılması. Eğer aldatıldıysan, bir terör örgütü devletin tepesindeki en önemli kişiyi aldatma kapasitesine sahipse senin o koltukta oturmaman lazım; oturduğun her dakika vatana ihanet ediyorsun.

Bir yıl sonra 19 Mart 2015'te, Harp Akademileri Komutanlığına gitmiş, Balyoz ve Ergenekon davalarından söz ederek, 'Bu operasyonlarla şahsım başta olmak üzere tüm ülke yanlış yönlendirildi. Aldatıldık.' Ne demek tüm ülke. Balyoz, Ergenekon operasyonları yapılırken biz karşı çıktık. Silivri'de dönemin Genelkurmay Başkanını ziyaret ettik. Çıktığımda da 'Burası bir Nazi kampı gibi. Almanya'daki kamplar ne ise burada da aynı tablo var.' dedim. Eğer seni aldattılarsa, senin o koltukta ne işin var. Her gelen seni kandırıyor. Her gelenin kandırdığı adamdan devleti yöneten devlet adamı mı çıkar?

3 Ağustos 2016'da, darbe girişiminden sonra, 'Rabbim de milletim de bizi affetsin.' diyor. Peki, 251 şehidin kanı ne olacak? Sen Marmaris'te saklanırken 251 kişi meydanlarda hayatını verdi. Ne yüzünden? 'Beni kandırdılar...' Seni kandırmadılar. Bir ipte iki cambaz oynamaz demiştim. Cambazlardan birisi düştü, diğeri halen yerinde duruyor.

26 Eylül 2017'de şöyle bir açıklama yapıyor: 'Açıkçası biz son ana kadar Barzani'nin böyle yanlış düşüneceğine ihtimal vermiyorduk. Demek yanılmışız.' Her gelen seni yanıltmış ve adam halen koltuğunda oturuyor. İnsanda ar damarı olsa der ki, ben burayı bırakıyorum, ülkeye büyük zararlar verdim, 251 kişi hayatını kaybetti, ben devleti yönetemiyorum, en iyisi 'izzet ü ikbal ile devlet erkanından çekileceğim' diyeceksin. Demiyorsun.

20 Nisan 2017, 'Obama maalesef PYD ve YPG konusunda bizleri aldatmıştır.' Obama'ya gidip bütün iradeyi teslim eden kim? Obama'nın her dediğini yapan kim? Milletin çıkarlarını değil de Obama'nın çıkarlarını savunan kim? Bir de itiraf ediyor. 'Bizi aldatmıştır' diyor. Aldatır tabii. Çünkü senin iraden yok ki. Sen devlette liyakatı bitirdin, devleti yok ettin, devletin dibine dinamit koydun, her gelen seni aldatacak zaten.

18 Şubat 2018, 'Sayın Obama ile defalarca konuştum. Ama hep aldatıldık. Bir değil, iki değil, üç değil hep aldatıldık.' Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hep aldatılan bir cumhurbaşkanı gelmiş mi? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde egemen güçlerin talimatını koşulsuz yerine getiren bir başbakan, bir bakan, bir cumhurbaşkanı gelmiş mi? Beni üzen de şu: 'Erdoğan çok kararlı.' 'Erdoğan dünyaya meydan okuyor.' 'Erdoğan şunu yapıyor, bunu yapıyor.' Erdoğan egemen güçlerin talimatını yerine getiriyor. Erdoğan'ın iradesi yok. Erdoğan, kim güçlüyse onun önünde esas duruşa geçen kişidir. Bakmayın böyle hava atmasına. Kendi ifadeleri. Hiçbir cümle bana ait değil, kendi cümleleri. Bunları da vatandaşlara anlatın. Öyle ortalıkta kahraman gibi gezmeye hakkı yok. Herkesin aldattığı, herkesin kendi taleplerini onun üzerinden Türkiye'de gerçekleştirdiği bir adamdır."

- "Sendikalara da soruyorum: Niye sesiniz çıkmıyor?"

Türkiye'nin en temel sorunlarından birisinin işsizlik olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, pandemi sürecinde esnafın büyük sıkıntılar çektiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, AK Parti'ye en büyük desteği veren esnafın, pandemi sürecinde en büyük mağduriyeti yaşadığını, gerçeği gördüğünü söyledi.

TBMM'ye getirilen mini istihdam paketiyle ücretsiz iznin bir yıla çıkarılacağını, ücretsiz izne çıkana da aylık bin 168 lira ödeneceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, bu parayla ev kirasının mı, elektrik, su, doğalgaz parasının mı, çocuğun okul masrafının mı ödeneceğini sordu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bunlarda vicdan yok. Bari asgari ücret ödeyin. Bin 168 lira ile ne yapacaklar? Bu adam yeni bir iş arayamayacak. İyi bir iş bulsa işinden ayrılamayacak. Çünkü işsiz değil. İstifa etse kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alamayacak. 50 bin dolarlık çanta ile hava atanlar, dönüp vatandaşa diyor ki, sana bir yıl ücretsiz veriyorum, bak bir de kıyak yapıyorum sana, bin 168 lira veriyorum, günlük 39 lira, krallar gibi yaşa... Neresi sosyal devlet? Sendikalara da soruyorum: Niye sesiniz çıkmıyor? Kıdem tazminatında çıkıyor, bunda da çıksın. Sendika başkanları da ayda bin 168 lira alsınlar. Bakalım ev kiraları nasıl ödeniyor."

Kılıçdaroğlu, ücretsiz izne çıkarılan, aylık bin 168 liraya mahkum edilen 1 milyon 100 bin işçinin "Neden ben bu durumdayım? Neden ben bin 168 liraya mahkum edildim?" diye sorması gerektiğini söyledi. Türkiye'de paranın olduğunu ancak bu paranın Londra'daki tefecilere gittiğini savunan Kılıçdaroğlu, "Bu 1 milyon 100 bin kardeşime sesleniyorum, ülke zengin, bu ülkede para var ama egemen güçlerin taşeronluğunu yapan bir saray iktidarı olduğu için bütün kaynakları Londra'daki tefecilere tahsis ediyorlar." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğan'ın bugün, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin iki yılını değerlendireceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Bin 168 liraya mahkum ettiğin 1 milyon 100 bin kişiye anlat bunları. Benim külahıma anlat bunları. Tek kişilik saray hükümeti ölü doğmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ölü doğmuştur. Ölüdür. Bir kişi için 83 milyon çalışıyor. Bir aile için 83 milyon çalışıyor. Sarayın beslemeleri için 83 milyon çalışıyor. Beşli çete için 83 milyon çalışıyor. Orta sınıf tamamen yok oldu." dedi.

- "15 Temmuz ile ilgili tören yaptılar, gazileri almadılar"

15 Temmuz şehitlerinin yakınları ile gazilerin haklarını aramaya devam ettiklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, dönemin başbakanı Binali Yıldırım'ın, 16 Ağustos 2016'da, darbe girişiminin sıcaklığı devam ederken, "O meydana inenler, tırnağı bile yaralanmışsa onlar da gazilik haklarından yararlanacak.' dediğini anımsatarak, "Yalan söylemede bunların eline kimse su dökemez. Bu kadar yalanı nasıl rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Üstelik çıkıyor, milletin gözünün içine baka baka bunları söylüyor, nasıl olsa unutur diyor. Ama biz unutmayız. Bir söz verilmişse, o sözün gereği yerine getirilecektir." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Burada 15 Temmuz ile ilgili tören yaptılar, gazileri almadılar. Niçin? Ya birisi çıkar, 'Sayın Cumhurbaşkanı, bizim hakkımız ne oldu?' diye bir soru sorarsa ne olacak? Polis toparladı, hepsini aldı götürdü, gözaltına aldı. Erdoğan, şehit yakınlarını topluyor onlara yemek veriyor, 'Ortaya attıkları safsatalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin zihnini bulandırmaya çalışıyor...' diyor. Hangi zihni bulandırdık. Kampanyayı açan sensin, parayı toplayan sensin, bu paraların gazilere verileceğini taahhüt eden sensin.

Sen parayı vermiyorsun, ben de parayı niye vermiyorsun diyorum. Bunu da sıkılmadan kalkıyorsun şehit ailelerine anlatıyorsun. (Erdoğan) devam ediyor, '15 Temmuz şehit yakınlarımız ile gazilerimizin ihtiyaçlarında kullanılmak üzere burada 340 milyon lira civarında bir yardım toplanmıştır. Sizlerden şehitlik nedir, şehadet nedir bilmeyen, emanete hürmet göstermeyen kifayetsizlere kulak asmamanızı bilhassa rica ediyorum.' diyor. Kılıçdaroğlu'nu dinlemeyin demek istiyor. Şehitlik nedir ben gayet iyi bilirim. Sen şehitliği para ile satamazsın. Şehitlik ayrı bir olaydır.

Eline bayrağı alıp tankın altında hayatını kaybeden adam demokrasi şehididir. Sen nerdeydin? Marmaris'te saklanıyordun. Bir de sıkılmadan diyor ki, 'Ey Kılıçdaroğlu sen o havaalanından nasıl gittin?' Sorsana Hayati Yazıcı'ya, aynı uçaktaydık. O nasıl çıktıysa ben de öyle çıktım. Yürüyerek gittik. Arabayla gittik. Belediye başkanının evine gittik. Sen nerdeydin? 'Bu unvanların sorumluluğunu taşımakta zorlananlar elbette olabilir' diyor. Buradan da şehit yakınlarına açıkça hakaret ediyor. Şehitlik bir unvan değildir. Burası ticari firma mıdır? Şehitliğin kutsiyetini bilmiyor. Her şeyi para ile veriyor, para ile ölçüyor. Hiçbir şehit ailesi, bu onuru taşımakta zorlanmaz. Paraya el koyup, o parayı vermeyenler işte böyle zorlanıyor."

Şehit yakınları ile gaziler için toplanan paraların durumunu soran Kılıçdaroğlu, "Sizin yatacak yeriniz yok. Size cehennem bile lüks gelecek. Siz nasıl el koyarsınız şehidin parasına?" ifadesini kullandı.

Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner'e teşekkür etmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Mehmet Metiner bir televizyon kanalında sunucuya soruyor: 'Hiç FETÖ'cü arkadaşınız olmadı mı?' Sunucu, 'hiçbiri ile arkadaşlığım olmadı' diyor. Aslında bu biraz soru işareti ama öyle cevap veriyor. Metiner buna biraz şaşırıyor, 'maşallah' diyor. 'Bizim cumhurbaşkanımızın oldu, sabah akşam oturdular, getirdikleri listeyi milletvekili de yaptılar. Bürokraside önemli yerlere de atadılar. Cumhurbaşkanımız bütün bu imkanları kendilerine açtı...' Teşekkür etmez misiniz? Teşekkür edersiniz. Doğru; yanlış bir şey söylemiyor. Erdoğan'ın bu ülke için nasıl bir felakete ortam hazırladığını artık hepimizin bilmesi lazım. Kendi günahlarını, kabahatlerini örtmek için tek buldukları yol, CHP'ye saldırmak. Bir şeyden emin olmanızı isterim; eğer bu ülkede hakkı, hukuku ve adaleti bir parti savunuyorsa, o partinin adı CHP'dir."

Reklamı Kapat

21 Tem 2020 - 17:15 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.

01

Gulsev - Hadi canim chp zamaninda vatandas avanak apti gibi goruluyordu.insan yerine bile sayilmiyordu vatandas.gec o isleri.yutmuyoruz artik anam babam.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ağustos 16:59



Anket SİZCE OKULLAR AÇILMALI MI?