Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu

"Mevcut mal varlığı ile eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği gerekçesiyle Şehir Üniversitesi kapatıldı ama gün gelir devran döner, bu üniversite de yeniden faaliyete başlar" "Dinamik, her görüşten akademik kadrosu ile göz kamaştıran üniversite durumundaydı, genç, çalışkan bir üniversiteydi ama intikam almak için üniversiteyi kapattılar" "Gençler asla baskıcı, dikta yönetimi istemiyorlar, özgürlük istiyorlar. Gençler diyor ki biz dayatmayı kabul etmiyoruz. Önce sınav tarihiyle oynayarak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Şehir Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin "Mevcut mal varlığı ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği gerekçesiyle Şehir Üniversitesi kapatıldı ama gün gelir devran döner, bu üniversite de yeniden faaliyete başlar." dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Zor bir dönemden geçildiğini belirten Kılıçdaroğlu, bu dönemin kavga değil uzlaşma dönemi olması gerektiğini söyledi. Ancak yaşanan sorunların da dile getirilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, üniversiteleri korumak ve var olan sorunlarını çözmenin hem iktidarın hem muhalefetin hem de parlamentonun ve toplumun ortak görevi olduğunu vurguladı.

İstanbul Şehir Üniversitesinin kapatılmasına ilişkin kararı değerlendiren Kılıçdaroğlu, üniversitenin yeni kurulduğuna dikkati çekerek, "Pırıl pırıl öğrenciler, dinamik, her görüşten akademik kadrosu ile göz kamaştıran üniversite durumundaydı, genç, çalışkan bir üniversiteydi. Ama intikam almak için üniversiteyi kapattılar. Kimden? Sayın Ahmet Davutoğlu'ndan. Niçin ayrıldın, niçin demokrasi, hak, hukuk, adalet, üniversite diyorsun? Bu nedenle kapatıldı. " diye konuştu.

Kararın Resmi Gazete'de yayımladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, devletin kin ve öfke ile yönetilemeyeceğini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kini, öfkeyi, intikam alma duygusunu öne taşırsanız, devlet kurumunu yıpratırsınız. Devlet yönetiminde, adalet, hak, hukuk, bilgi, deneyim olması lazım. Siz 'bu benim rakibim, benim partimden ayrıldı, üniversite kurdu, üstelik bir de kurucusu. O zaman ben buna dersini vereyim'. Siz bugüne kadar pek çok üniversiteye birçok yardım yaptınız. Yardım yapılan hiçbir üniversiteye CHP olarak neden yardım yaptınız demedik. Bilime, teknolojiye, insana yatırım yapıyorsanız, biz buna karşı çıkmadık. Dolayısıyla mevcut mal varlığı ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceği gerekçesiyle Şehir Üniversitesi kapatıldı ama gün gelir devran döner, bu üniversite de yeniden faaliyete başlar. Biz bütün gençlerimizin, çocuklarımızın iyi bir üniversitede okumalarını isteriz. "

Geçen hafta en çok tartışılan konulardan birinin Z kuşağı olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, gençlerin iradeleriyle oynandığını ifade etti.

Kovid-19 nedeniyle üniversite sınavının ertelendiğini, buna kimsenin itiraz etmediğini, kararı haklı bulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ancak bir süre sonra turizm dolayısıyla sınavın erkene alındığını savundu.

Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın Erdoğan, 'bunları nasıl aldatırım, nasıl kandırır oyunu alırım 'diye YouTube'da bir programa çıktı. Şimdi çok pişman olduğunu biliyorum. Z kuşağıyla bir politikacının muhatap olmasının çok zor olduğunu önce kendisinin bilmesi lazım. Pırıl pırıl, hayatı sorgulayan, kimin doğruları kimin yanlışları söylediğini bilen bir kuşak. Çıktı, bunlara bir sürü laf etti ama bunlar gerekli dersi verdiler. Ben Erdoğan'a seslenmek isterim, sen Z kuşağı ya da Y kuşağından oy almak istiyorsan önce gençler ne istiyor onu bileceksin. Gençlerin beklentileri ne? Önce bunlara bir bakacaksın, ne istiyorsunuz diye soracaksın.

Ben sana söyleyeyim üstelik ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak söylüyorum. O kuşaktan oy alacaksan bu dediklerimi asla unutmayacaksın. Gençler asla baskıcı, dikta yönetimi istemiyorlar özgürlük istiyorlar. Sen bunu sağlayabilecek misin? Maskeyi kaldırabilecek misin? Tek adam rejimini sonlandırabilecek misin? Bunu yapacak mısın? Çünkü gençler diyor ki biz dayatmayı kabul etmiyoruz. Önce sınav tarihiyle oynayarak dayatmanın nasıl olduğunu onlara gösterdin. Onlar sana güvenirim mi? Güvenmezler. "

Kılıçdaroğlu, gençlerin kendi seçimleriyle oynanmamasını, seçimleri ve tercihlerine karışılmamasını talep ettiğine dikkati çekti.

Gençlerin "ben özgürce seçimimi yaparım, benim tercihlerim de herhangi bir politik alanın unsuru olmasın, ben tercihlerimde özgür olayım." dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Sen bunu yaparsan oy sana gelir. Yapmayacaksan bunlar sana yarın güle güle diyecekler. 'Beni formatlamaya kalkma, beni tornadan geçirmeye, tek tipleşmeye özenme sakın' diyorlar. 'Herkes aynı benim gibi düşünecek'. Gençler bunu kabul etmiyor. " diye konuştu.

Gençlerin, "eğitimde evrensel değerleri göz ardı etmeyeceksin, ben dünyayı bilmek istiyorum, dünyayı okumak, sorgulamak istiyorum. Beni eğitimle, dar bir alanla hapsetme' dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Başka ne diyor? 'Soru sormamı engelleme, sorgulama hakkımı elimden alma, beni kobay olarak kullanma' diyor. Ne demek bu? Erdoğan bütün gençleri kobay olarak kullandı. 18 yılda 15 kez eğitim politikası değişti. Dünyada örneği yoktur. Bu gençler sana güvenir mi, senin söylediğini doğru kabul eder mi, seni samimi bulur mu?" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında YÖK'ün kaldırılacağını vadederek "Üniversitelerin bilimsel özerkliği olacak, makale yazdı diye adam atılır mı? Yönetsel özerkliği olacak." dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Kılıçdaroğlu, gençlerin baskı değil adalet, fırsat eşitliği ve saygı görmek istediğini söyledi.

Gençlerin "adamını bulanın değil işini iyi yapanın kazandığı" bir sistem talep ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Yani liyakat istiyorlar. Adamını bulan işe girecek, bilgisiyle birikimiyle zor sınavları aşarak gelen KPSS'de iyi başarı elde eden kişi, adamını bulamadığı için sistemin dışında kalacak. Gençler bunu affetmez. Gençler iş istiyor. Gençler diyorlar ki 'Bilgimiz var, birikimimiz var, taşı sıksak suyunu çıkartırız ama bize iş vermiyorsun, iş alanı yaratmıyorsun, Anayasa'yı ihlal ediyorsun. Bana diyorsun ki Amerika'ya, Kanada'ya, Kore'ye git diyorsun. Beni dışarıya gitmeye mecbur ediyorsun' diyor. Erdoğan sen bunları yapabilecek misin? Bu yolu sen açtın, düzelt bakalım gençlerden oy istiyorsan."

Z kuşağının, geleceğin rüyasını gören ve o rüyanın gerçekleşmesi için çaba harcayan bir kuşak olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Siyaset kurumu olarak sen gençleri anlayabildin mi? Gençlerin önüne oturduğun zaman gençlerin senin her söylediğini samimi bulmadıklarını anlamadın mı? Z kuşağından oy istiyorsan samimi olacaksın, dürüst olacaksın. Gençlerin her söylediğine kulak kabartacaksın. Z kuşağı sınava girdi ama onlar ailelerinin olmadığı şehirde bir üniversiteyi kazanırlarsa önlerine çıkan ilk sorun yurt sorun olacak. Bu gençler dönüp sana '18 yıldır iktidardasın 1 yılda çözülecek sorunu 18 yıldır çözemeyene ben asla oy vermeyeceğim' diyecektir. Gençler, bizden daha iyisini inşa edecekler. Bundan en ufak bir endişen yok. Çünkü bu ülkenin geleceği sadece gençlere emanet edilmiştir."

- "Adamını bulan işe giriyor, bulamayan kapının önüne konuluyor"

Konuşmasına, Kanada'da yaşayan Atakan Kartal isimli gencin kendisine gönderdiği e-postayı okuyarak devam eden Kılıçdaroğlu, İstanbul Üniversitesi Uçak Teknolojisi bölümünün ilk mezunlarından olan ve Türk Hava Yolları Teknik'e iş başvurusunda bulunan Kartal'ın AK Parti'den tanıdığı olmadığı için işe alınmadığını ama okul arkadaşlarının AK Partili bir milletvekili aracılıyla işe alındığını aktardığını anlattı.

Kartal'ın iletisinde, söz konusu uygulamalar nedeniyle kendisi gibi çok sayıda kişinin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını yazdığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bu öğrencimizin günahı ne? Daha yeteneksizler kamuda torpil bulup işe başlarken, yeteneklilerin göz ardı edilip onlara yurt dışı alan gösteren iktidardan hesap sorulmayacak mı? Adamını bulan işe giriyor, adamını bulamayan yeteneği ne olursa olsun kapının önüne konuluyor."

Eski bir milletvekilinin kızının Ankara'da yaşarken, Kütahya'da memur kadrosu verilerek özel kalem müdürü yapıldığını, Kütahya'ya gitmeden memur maaşı almaya devam ettiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Kütahyalı gençlere soruyorum. Sanki Kütahya'da işsiz bir genç yok. Bu kişi işe gelmedi diye şikayet ediliyor. Hiçbir tahkikat yapılmıyor. Soruşturma açılmamasını isteyen de Süleyman Soylu. Sonra ne oldu, Kütahya'ya gitmedi Ankara'da oturuyor. Maaşını alıyor. Ne yapalım şikayet de geliyor, Ankara'ya TOKİ'ye uzman olarak atıyorlar." ifadelerini kullandı.

- " Türkiye bilgi üretiminde Suudi Arabistan, İran ve Yunanistan'ın gerisine düştü"

Son dönemde yapılan rektör atamalarını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sarayda oturan zat, 6 üniversiteye 6 rektör atadı. 4 rektörün uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmış tek bir makalesi bile yok. Döküntü yani. Bundan rektör olur mu? Hani liyakat vardı? Nerede bu liyakat? Bir makalesi olmayanı üniversitenin başına getiriyorsun. O kıskançlığından makale yazanları cezalandıracak göreceksiniz. 'Ben yazmadım, sen de yazmayacaksın. Çünkü sen fazla yazınca herkes dönüp bana bakacak' diyecek. Böyle bir anlayışla devlet yönetilir mi, böyle bir anlayışla üniversite yönetilir mi, böyle bir anlayışla üniversite bilgi öğretebilir mi? Emin olun bunları anlatırken vicdan azabı duyuyorum ve Türkiye adına üzülüyorum."

Türkiye'de üniversitelerin bilgi üretemez noktaya geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, 18 yılda bilgi üretiminde Suudi Arabistan, İran ve Yunanistan'ın gerisine düşüldüğünü öne sürdü. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Ben Y kuşağına da Z kuşağına da sesleniyorum; sizin tercihlerinizle biz iktidar olduğumuzda söz veriyoruz YÖK denen darbe kurumunu kaldıracağız. YÖK olmayacak. Üniversitelerin bilimsel özerkliği olacak, makale yazdı diye adam atılır mı? Yönetsel özerkliği olacak. Üniversite hocaları kendilerine rektör seçmesini bilmiyorlar mı? Üniversite hocalarının böyle bir yeteneği yok mu, saraydaki bir kişiye teslim ediyorsunuz bütün üniversiteleri. Yani üniversitelerin idari özerkliği olacak, bunun yanında mali özerkliği olacak. Üniversite tam anlamıyla bilgi üreten bir kuruma dönüşecek. O zaman Türkiye gerçek anlamda kakınmış ve büyümüş olur."

- "TARSİM'in yeniden düzenlenmesi gerekiyor"

Kılıçdaroğlu, gençlerin tarım alanından çekildiğine dikkati çekerek, yeni bir tarım politikasıyla gençlerin tarıma tekrar yönlendirilebileceğini vurguladı.

Mayıs ayında aşırı sıcak ve ardından ani soğuk nedeniyle birçok tarım üründe verim ve kalite sorunu yaşandığını dile getiren Kılıçdaroğlu, bunun üzerine partisinin 58 milletvekilini sorunun yaşandığı bütün illere gönderdiğini bildirdi.

Milletvekillerinin ziyaret ve incelemelerinin ardından bu konuda bir rapor hazırladığını belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Özellikle narenciye üretiminde zararın belli bölgelere göre yüzde 50 ile yüzde 90 arasında olduğu söyleniyor. Ben bazı yöneticilerle bazı yerlerde de muhtarlarla görüştüm. Bu söylediğim rakamı muhtar da üretici de veriyor. Zeytin, yenidünya, şeftali, erik, kavun ve karpuzda yüzde 30 ila 45 arasında çiftçinin kaybı var. Aşırı sıcağın doğurduğu bu kaybı, tarım sigortası yani TARSİM karşılamıyor. Niçin? Bunu hiç düşünmemişler.

Türkiye'ye sıcak gelmez dolayısıyla bunu koymamışlar. Ne olacak bu zarar? '2021'de programı alacağız, o zaman bu ödenecek.' Buradan bütün çiftçilere söylüyorum; sigortası olsun veya olmasın, TARSİM ödesin veya ödemesin eğer bir siyasal iktidar 'Ben çiftçimizi seviyorum, alın terine değer veriyorum onların büyük emekleri var, zarar gördüler, ben bunu karşılayacağım diyorsa bunun yolu var. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı İl Acil Destek ödeneğinden karşılanır. Karşılamıyorsa bilin ki sizi gözden çıkarmışlardır."

Tarım alanlarının önemli bir kısmının TARSİM'in kapsamı dışında olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, TARSİM'in yeniden düzenlenmesi ve çiftçinin sigorta priminin en az yüzde 80'inin devlet tarafından ödenmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Ziraat Bankasından kredi çeken çiftçilerin borçlarının afet dolayısıyla yeniden yapılandırıldığını ancak özel bankalardan kredi alanlarla ilgili hiçbir şey yapılmadığını sözlerine ekledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, barolara ilişkin düzenlemeye yönelik "İktidardan yana barolar, iktidara karşı olan barolar, etnik kimlik bağlamında bölünen barolar, inanç bağlamında bölünen barolar... Böyle bir baro yaratmak istiyorlar." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hakim, savcı ve avukatların olmadığı yerde adaletten söz edilemeyeceğini, bu kuralın tüm ülkeler için geçerli olduğunu belirtti.

Barolara ilişkin kanun teklifine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, düzenlemeye karşı çıkarak Ankara'ya yürüyüş başlatan baro başkanlarına yönelik tutumu da eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, baronun ayrıştırıldığını iddia ederek, "İktidardan yana barolar, iktidara karşı olan barolar, etnik kimlik bağlamında bölünen barolar, inanç bağlamında bölünen barolar... Böyle bir baro yaratmak istiyorlar. Açık ve net söylüyorum, böyle bir amaçla baroların bölünmesi vatana ihanettir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ihanettir." diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye seslenen Kılıçdaroğlu, "Eğer bu ülkenin bekasından söz ediyorsan, yarın etnik kimlik bağlamında bölünen bir baroyu nasıl savunacaksın? Yarın inanç bağlamında bölünen bir baroyu nasıl savunacaksın?" ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, düzenlemenin, ülkeyi parçalamak yolunda atılan adımlardan biri olduğunu ve ileride olumsuz tablolar doğurabileceğini öne sürerek, "Barolar dernek değildir. 50 tane dernek kurabilirsin, avukatlar da istiyorlarsa dernek kurabilirler. Nitekim pek çok avukatların ayrı ayrı dernekleri var. Bir ülkede iki tane odalar ve borsalar birliği başkanlığı olur mu? Bir tane olur. Ama TÜSİAD vardır, MÜSİAD vardır, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu vardır. Bunlar olur ama tüzel kişiliğe sahip bir tane Türkiye Odalar Borsalar Birliği olur." değerlendirmesinde bulundu.

- "Bu teklife hep birlikte karşı çıkacağız"

TBMM Başkanlığına sunulan Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin CHP grubundaki tüm milletvekillerine görev düştüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu ucube, Türkiye'yi bölmeyi amaçlayan, Türkiye'yi kutuplaştıran bu teklife hep birlikte karşı çıkacağız." dedi.

Kılıçdaroğlu, yargının özgür şekilde karar alamadığını, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde belediyelerin başlattığı yardım kampanyasının İçişleri Bakanlığının genelgesi nedeniyle yapılamadığını savundu.

"Bütün belediye başkanlarımız bütün baskılara rağmen ülkede tarih yazmaya devam ettiler ve edecekler" diyen Kılıçdaroğlu, şu bilgileri paylaştı:

"29 Haziran itibarıyla belediyelerimiz, 6 milyon 211 bin 978 aileye ayni yardım yapmışlar. 290 bin 976 aileye nakdi yardım yapılmış. 254 bin 27 hanenin suyu açılmış, 21 bin 147 belediye iş yerinin kirası ertelenmiş. Bazı belediye başkanlarımız kira almama yönünde karar aldılar. 156 bin 940 kişiye evde bakım hizmeti yapılmış, yapılmaya devam ediliyor. 47 milyon 788 bin 539 yani yaklaşık 50 milyon dezenfektan, maske vesaire dağıtımı yapılmış. 9 bin 114 sağlık çalışanına konaklama imkanı sağlanmış. 2 milyon 406 bin 942 bina ve araç dezenfekte edilmiş."

Kılıçdaroğlu, gazeteci Barış Terkoğlu, Aydın Keser ve Ferhat Çelik'in serbest bırakıldığını ama Barış Pehlivan, Hülya Kılınç ve Murat Ağırel'in hala hapiste olduğunu hatırlatarak, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Herkesin bildiği bir olayı yazdılar diye, halkı aydınlattılar diye, kalemlerini satmadılar diye, birilerinin önünde eğilmediler, özgürce yazdılar, gerçek anlamda gazetecilik yaptılar diye hapse atılıyorlar. Sanıyorlar ki biz bunları hapse attık, dolayısıyla bunlar yarın gelecekler önümüzde eğilecekler, 'ben yaptım sen yapma beni affet' diyecekler. Bunlar onurlu gazetecilerdir, kimsenin önünde eğilmezler. Bunlar gerçek anlamda gazetecilik yapıyorlar."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, emeğiyle geçinenlerin demokratik ortamda edindikleri hakların ellerinden alınmasının darbe dönemlerinin en büyük özelliği olduğunu söyleyerek, "Şimdi 20 Temmuz sivil darbe sürecini yaşıyoruz. Ne diyorlar? 'İşçilerin ellerinden kıdem tazminatını alalım' diyorlar. Darbe dönemine özgü bir davranış." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Çorlu'da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasına ilişkin davanın iki yıldır devam ettiğine dikkati çekti ve "kazanın sorumlusunun kim olduğunu" sordu.

Sakarya'daki tren kazasının ardından "İki tane makinist bulurlar, onları sorumlu yaparlar" dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "gerçekten de iki makinistin suçlu bulunduğunu" kaydetti. Çorlu'da da benzerinin olacağını savunan Kılıçdaroğlu, asıl suçlu olanların, hesap vermesi gerekenlerin mahkemede tanık olduklarını ifade etti. Türkiye'de adaletin böyle işlediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Çorlu'da yakınlarını kaybeden ailelerin yanında olacaklarını, onların hakkını sonuna kadar savunacaklarını dile getirdi.

Trakya'daki bütün vatandaşlardan, özellikle ülkücülerden kazada hayatını kaybeden çocukların hakkını ve hukukunu neden sadece muhalefet partilerinin savunduğunu sormalarını isteyen Kılıçdaroğlu, "Bir bedel ödenecekse suçluyu bulacaksa mahkemenin çalışması lazım. Ne zamandan beri suçlular tanık olmaya başladı bu ülkede? Adaletin yok olduğunu gösteren en tipik örneklerden birisidir." diye konuştu.

- Kıdem tazminatı

Kılıçdaroğlu, darbe dönemlerinin en büyük özelliğinin emeğiyle geçinenlerin demokratik ortamda edindikleri hakların ellerinden alınması olduğunu vurgulayarak, "12 Eylül, 12 Mart darbesi bunun tipik örneğidir. Grev hakları ellerinden alındı, pek çok hakları ellerinden alındı. Şimdi 20 Temmuz sivil darbe sürecini yaşıyoruz. Ne diyorlar? 'İşçilerin ellerinden kıdem tazminatını alalım' diyorlar. Darbe dönemine özgü bir davranış." dedi.

Türk-İş'in 26 Haziran 2020'deki Başkanlar Kurulunun ardından yayınlanan bildirideki "Kıdem tazminatı Türkiye işçi sınıfının ve Türk-İş'in kırmızı çizgisidir. İş ve gelecek güvencesidir. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren kıdem tazminatı hakkından hiçbir şekilde vazgeçilemez. Kıdem tazminatının fona devredilmesi, süresinin azaltılması gibi bu hakkın tasfiyesine ve zayıflatılmasına yönelik her türlü girişim karşısında işçinin haklı tepkisi ve talepleri kararlılıkla savunulacaktır." ve "Türk-iş Başkanlar Kurulu bugün çalışanlar ve gelecekte çalışanlar için kıdem tazminatının mevcut haliyle korunmasından yanadır. Kıdem tazminatının özüne yönelik hiçbir düzenlemeye katılım ve onay verilmeyecektir." maddelerini okuyan Kılıçdaroğlu, kıdem tazminatına sahip çıktıkları sürece Türk-İş'in, DİSK'in ve Hak-İş'in parlamentodaki temsilcisi olacaklarını söyledi.

- Maden kazalarında hayatını kaybedenler

Kılıçdaroğlu, TBMM'de bugün CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın, maden kazalarında hayatını kaybedenlerin yakınlarının da şehitlere sağlanan imkanlardan yararlandırılmasına ilişkin kanun teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergenin görüşüleceğini belirtti.

Maden kazalarında hayatını kaybedenlerin "maden şehidi" olmasını istediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Şimdi Zonguldak'a sesleniyorum. Özellikle de Zonguldak'ta MHP'ye oy veren kardeşlerime, Zonguldak'ın ülkücülerine sesleniyorum. Sizin alın terinize değer veren, hayatınızı kaybettiğiniz zaman en azından şehit çocukları gibi çocuklarınıza, yakınlarınıza devletin bir imkan sağlamasını öngören bu kanuna MHP evet mi diyecektir, hayır mı diyecektir, bunu izleyin. Hayır diyorsa geldiklerinde 'Niye hayır dedin?' diye sorarsınız. Evet diyorlarsa başımın üzerinde yeri var. Oyunuzu gidin seve seve verin. Çünkü Zonguldak'ta yerin metrelerce altında çalışan işçinin çocuğuna hakkını teslim ettiniz, ailesine hakkını teslim ettiniz. Aksi halde, başkalarına tanınan hak, yeni kaza sonucu hayatını kaybeden maden işçilerine tanınmayacak."

- "Siyaset halk için yapılır"

Konuşmasının devamında, "Şimdi gelelim Erdoğan'ın hiç hoşlanmadığı sorulara" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, "15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan paraların nerede olduğunu" sordu. Kılıçdaroğlu, "Herkese rahat rahat 1 milyon lira düşüyor. Niye vermiyorsunuz? 15 Temmuz şehit yakınlarının ve gazilerinin hakkını savunuyorum, beylerde tık bile yok." dedi.

Kılıçdaroğlu, 10 Aralık 2016'da Beşiktaş'taki terör saldırısında hayatını kaybeden polisler için düzenlenen yardım kampanyası sonucunda 52 milyon lira toplandığını anlatarak, "Ne oldu o 52 milyon lira? Hadi ben soruyorum da Emniyet Genel Müdürlüğü niye sormuyor? Polislerin de örgütleri var, onlar niye sormuyorlar?" diye konuştu.

Bu paranın vatandaşlarca bağışlandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ama sen sarayda oturan zat, aldın bu parayı yedin. Ben bunun hesabını sormak zorundayım. Sormazsam siyaseti niye yapıyorum o zaman? Siyaset halk için, adalet için yapılır." dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Erdoğan, Kaddafi'den 250 bin dolar aldı. 'Türkiye'ye gidince şehit yakınları derneğine bağışlayacağım' dedi. Güzel. Haberi kim yaptı? Sabah gazetesi yaptı. Yani havuz medyasının amiral gemisi yaptı. Peki Sabah gazetesi şu soruyu soruyor mu, biz bu haberi yaptık. Sayın Cumhurbaşkanı, 250 bin doları şehit yakınlarının derneklerine bağışlayacaktın. Şimdi bizim okuyucular da soruyorlar, bu hangi dernek diye. Biz bir türlü bu derneği öğrenemedik. Öğrenemezsin kardeşim. Bilemezsin kardeşim. Çünkü bunu kimse bilmiyor. Çünkü böyle bir para hiç bağışlanmadı. Nereye gitti 250 bin dolar? Ben bu ülkenin adalet duygusu için sormayacak mıyım? Nereye götürdün 250 bin doları?

Sanatçılara yardım yapılsın, kültür hayatımız gelişsin diye bir fon kurdular. Gayet güzel. Kanun çıktı, Kültür Fonu. Bugün için kaç para olduğunu kimse bilmiyor. Sonra ne oldu? Bir soru üzerine 2017'de 320 milyon lira para olduğu söyleniyor. 2020'deyiz. Herhalde şimdi 500 milyon falan olmalı veya bir milyar. Pandemi dolayısıyla niye bu sanatçılara yardım yapmıyorsunuz? Nereye gitti bu para? Kim kullandı? O da belli değil. Namuslu, düzgün, ahlaklı, adaletli bir siyasetçi, vatandaşın her kuruşunun hesabını millete veren siyasetçidir. Millete hesap vermiyorsa o siyasetçide ahlak yoktur.

Sakarya'daki Tank Palet Fabrikası Katar ordusuna peşkeş çekildi, Ethem Sancak'a peşkeş çekildi, Talip Öztürk'e peşkeş çekildi. Kaç liraya? 1 lira bile değil. Bu soruyu sordum, sordum, sonunda dedi ki 'Katarlılar buraya 50 milyon dolarlık yatırım yapacaklar'. Şimdi soruyorum, ne oldu yatırımlar? 50 milyon dolar yatırımdan vazgeçtik, 1 dolar yatırımı var mı? Hala onların emrinde. Tank Palet Fabrikası, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin soygun fabrikasına dönmüş durumda. Yakında onun da faturalarını getireceğim. Bir daha söylüyorum. Tank Palet Fabrikası, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin, Savunma Sanayii Bütçesinin soyulması düzenine dönüşmüştür, o fabrikaya dönüşmüştür. Tamamen çıkar ilişkileri."

- Tank Palet Fabrikası

Kılıçdaroğlu, Savunma Sanayii Başkanının 9 Kasım 2018'de "ilk Altay tankının 18 ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edileceği"ne ilişkin tweet attığını belirterek, "Kaç 18 ay geçti? Nerede bu tank? Nerede bu tankın motoru?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"AK Parti'ye, MHP'ye oy veren bütün vatandaşlarıma sormak istiyorum. Dünyada kendi ülkesinin milli silah fabrikasını yabancı bir orduya peşkeş çeken kişiye ne denir? Ben söyleyeyim, 'vatan haini' denir. Hani 'Sattık' deseler anlarım. 'Katar ordusuna 2 milyar dolara sattık' de. Bunu anlarım, para almışsın. Ya 1 lira bile almadan, 1 dolar bile almadan... Ortada ne tank var ne palet var ne motor var. Fabrika devletin fabrikası, çalışanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, işletenler yabancı. Parayı kim veriyor? Devletin kendisi. O zaman ben niye oraya parayı veriyorum? Kendim yaparım. Fabrika zaten benim. İşçi de zaten benim.

Orada çalışan subaylar, askerler de zaten bu ülkenin subayı, askeri. O zaman ben niye yabancıya 'Sen üret, ben senden alayım?' diyeyim. Tank nasıl yapılır Ethem Sancak bilir. En iyi o bilir. Tank nasıl, palet nasıl yapılır, en iyi Talip Öztürk bilir. Bunların bu alanda hiçbir deneyimi yok. Belki hayatında bir askerde tankı görmüştür. Sen devleti yöneten olarak hayatında tanka binmemiş adama, tankın ne olduğunu bilmeyen adama 'Gel, tank yap' diyorsun. Nasıl yapacak? Devletin bütün imkanlarını sana sağlayarak. Sonra da çıkacaksın 'Ben yerliyim, ben milliyim' diyeceksin. Senin yerliliğin de batsın, milliliğin de batsın."

Kılıçdaroğlu, yerli otomobil üretimi için 2016'da İsveçli bir firmadan alınan prototipe 40 milyon avro ödendiğini ifade ederek, "Bu prototip nerede? Depoda. 40 milyon avro nerede? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı nerede? Bunlarda din var mı, bunlarda iman var mı, bunlarda ahlak var mı? Bunlar hangi anlayışla devleti yönetiyorlar? 40 milyon avroyu fakir fukaranın boğazından kesip alıyorsun? Hadi Tank Palet hiç değilse burada. Ne oldu bu prototip? Bunu bilmek zorundayız." diye konuştu.

"Serik'teki 500 bin lira rüşveti kim aldı?" diye soran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Hepsi dut yemiş bülbül gibiler. Çünkü hepsi o rüşvete ortak. Rüşvete ortaksan sesin çıkmaz. Rüşvete karşıysan derhal müdahale edersin, rüşvetin yerini yakalarsın, çıkarırsın meydana. Burdur Belediyesi maske dağıtıyor diye karakola götüreceksin, 500 bin lira rüşvet alan adamın sırtını sıvazlayacaksın ve 'Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetiyorum' diyeceksin. Hayır kardeşim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetilmiyor, soyuluyor. Kampanya açtılar, 'Biz bize yeteriz'. El hak, doğru isim. Kendi kendilerine yetiyorlar. Parayı kendi aralarında bölüşüyorlar. Kimden alıyorlar? Fakirden fukaradan, garibandan alıyorlar parayı, sonra 'Biz bize yeteriz' diyorlar. Doğru, siz size yetersiniz ama bu millet size gösterecek, ilk seçimde gösterecek. Kimin kime yettiğini size gösterecek."

Reklamı Kapat

30 Haz 2020 - 16:39 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Bu sene Tatil Planınız var mı ?