Covid-19’un Türk sağlık turizmine etkisi

Korona virüs salgınının, ekonomik alanda birçok sektörü olumsuz yönde etkilemesiyle, bu bağlamda sağlık turizmi türleri olan medikal turizm, termal turizm, SPA-wellness, yaşlı ve engelli turizm sektörlerinde de çeşitli değişimler yaşanacağını belirten Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, “Ancak sağlık turizmi sezonluk bir turizm türü olmadığı için, bu değişimlerin turizm sektöründeki gibi etkisinin çok fazla olmayacağı kanaatindeyim. Kaybı telaf

Korona virüs salgınının, ekonomik alanda birçok sektörü olumsuz yönde etkilemesiyle, bu bağlamda sağlık turizmi türleri olan medikal turizm, termal turizm, SPA-wellness, yaşlı ve engelli turizm sektörlerinde de çeşitli değişimler yaşanacağını belirten Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, “Ancak sağlık turizmi sezonluk bir turizm türü olmadığı için, bu değişimlerin turizm sektöründeki gibi etkisinin çok fazla olmayacağı kanaatindeyim. Kaybı telafi etme şansı vardır. Çünkü sağlık turizmi 12 aya yayılan bir turizm türüdür” dedi.

Korona virüs salgınının Türkiye’nin sağlık turizmi sektörüne etkisi hakkında İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan Ankara Sağlık Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, sektörde sağlık çalışanı faktörünün ön planda tutulması gerektiğini belirterek, virüsün yayılma süreci ve sağlık personelinin durumu hakkında yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi:

“Virüs Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019’un Aralık ayının sonunda görülmüştür. Mart 2020 itibariyle Çin’de salgın hızı yavaşlarken, İran, Kore, Güney Kore ve İtalya, İspanya’da Covid-19 vakaları ve buna bağlı ölümler hızla artmaya başlamıştır. DSÖ tarafından pandemi ilan edilmiştir. Ülkemizde ise ilk Covid-19 vakası 11 Mart 2020’de bildirilmiştir. Bu sure zarfında ülkemizde Sağlık Bakanlığı oluşturduğu bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda önlemleri kademeli olarak başlatmıştır. Son günlerde vaka sayısı diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de artışa geçmiştir. Türkiye Nisan ayı ortasına doğru vaka sayısında 9. sıraya yükselmiştir. Ölüm oranı dünya ortalaması 6.7 iken ülkemizde 2,2 düzeylerindedir. Bu süreçte Covid-19 ile savaşta ön cephede savaşan kahramanlarımız sağlık çalışanları tanı ve tedavi süreçlerinde önemli başarılar sağlamışlardır. Bundan dolayı Covid-19 gibi salgın hastalıklarda risk altında çalışan sağlık çalışanları için ihtiyaç duyulan her türlü koruyucu ekipman ve araç gerecin sağlanması, tedavide ihtiyaç duyacakları ilaç ve respiratör ve benzeri tıbbi cihaz ve araçların temini, iş performansını ve yaptıkları işten elde edilen verimliliği artırmaya yönelik uygulamalar yapılmalıdır. Çalışanların motivasyonu desteklenmeli ve buna yönelik ödül ve teşvik politikaları süratle uygulamaya konulmalıdır. Sağlık çalışanları, salgınlar ve pandemiler sırasında, kendileri ve ailelerinin sağlıkları bakımından endişe duymaktadırlar. Virüsün bulaşma endişesi, birlikte çalıştığı sağlık personelinin güvenliği, yalnızlık, kendisinden yüksek beklentiler sebebiyle sağlık çalışanlarında anksiyete, kızgınlık-öfke, stres ve uykusuzluğa yol açabilir. Stres ve hormonsal aktivite bir kısır döngü şeklinde uykusuzluk ile sonuçlanabilir. Kriz sonrası normal hayata geçişleri birkaç hafta alabilir.”

Bu süreçten medikal turizm, termal turizm, medikal SPA, yaşlı ve engelli turizm sektörlerinin nasıl etkileneceği hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Dilaver Tengilimoğlu, Covid-19 salgınının, ekonomi, sağlık, eğitim başta olmak üzere pek çok sektöre yansıması olan bir süreç olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Nispeten virüsün yayılma hızı plato yapmaya başladı. Belli bir süre sonra pik yapıp Haziran ortalarında düşüşe geçmesi ve Temmuz -Ağustos aylarında normalleşmeye geçmesini ümit ediyoruz. Nitekim virüs ile mücadelede erken başlayan ve nüfusları daha az olan Danimarka, Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde normal hayata dönüş sinyallerini vermeye başlamıştır. Covid-19 tüm hayatımızı ve sektörleri önemli ölçüde etkilemiştir. Bu sektörlerin başında turizm ve ulaşım sektörü gelmektedir. Sağlık turizmi de doğal olarak bu süreçten önemli ölçüde etkilenmiştir. Sağlık turizminde anahtar insan kaynağını oluşturan sağlık personeli en fazla etkilenen grubu oluşturmaktadır. Tüm diğer ülkelerde olduğu gibi sağlık turizminde öncü ülkelerde de sağlık, insan gücü ve hastaneler kendi ülke vatandaşlarına yetemeyecek duruma gelmiştir. Bu açıdan zaman zaman koruyucu önlemlerde sıkıntı yaşansa da alınan önlemler ve başarılı politikalar sayesinde Türkiye’de şu ana kadar henüz kapasite sıkıntısı yaşanmamıştır. Bunda gelişmiş ülkelere nazaran nüfusun genç olması, sağlık çalışanlarının genç ve dinamik oluşu, sağlık alt yapısı, yeterli teknolojik donanım açısından daha iyi durumda oluşu, yeni hizmete açılan şehir hastaneleri gibi fiziksel şartların iyi ve enfeksiyon kontrol açısından uygun oluşu ( hasta odalarının tek ve iki kişilik oluşu), nüfusun neredeyse tamamına yakınının sosyal güvenlik kapsamında olmasının pozitif etkisi olmuştur. Bu avantajlar yanında beş milyona yakın göçmenlerin varlığı, yaşam ve konaklama şartları nispeten dezavantaj bir durum oluşturmaktadır. Bu bağlamda sağlık turizmi türleri olan medikal turizm, termal turizm, SPA-wellness, yaşlı ve engelli turizm sektörlerinde de çeşitli değişimler yaşanacağı kesin. Ancak sağlık turizmi sezonluk bir turizm türü olmadığı için, bu değişimlerin turizm sektöründeki gibi etkisinin çok fazla olmayacağı kanaatindeyim. Kaybı telafi etme şansı vardır. Çünkü sağlık turizmi 12 aya yayılan bir turizm türüdür.”

Sosyal izolasyonun Covid-19 virüsünün yayılımının önüne geçilmesi için en etkili yöntem olduğunu bildiren Prof. Dr. Tengilimoğlu, ancak yapılan çalışmalarda kişilerin uzun süre evde izole kalması sonucunda fiziksel inaktivite nedeniyle kilo alma, sigara kullanma gibi davranış bozukluklarına eğilimin artması, güneş ışığından yeterince faydalanamama, anksiyete düzeyinin artması gibi fiziksel ve psikolojik etkileri olacağını belirterek, “Avrupa’da sosyal izolasyon sonucunda aile içi şiddet vakalarında yüzde 35’lik bir artış olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla salgın süreci sona erdiğinde bireyler diyet kampları, geleneksel tıp uygulamaları, vücut direncini arttırmaya, stresten kurtulmaya yönelik uygulamalar ve obezite cerrahisi, estetik kozmetik cerrahi için sağlık turizmi türlerine talep oluşturacaktır. Türkiye termal turizm potansiyeli açısından değerlendirildiğinde dünyada ilk yedi ülke arasında değerlendirirken, Avrupa’da ise birinci sırada yer almaktadır. Termal turizmde de diğer turizm türleri gibi sezonluk olmayıp talebi 12 aya yayılabilmektedir. Covid-19 sonrası özellikle de yaşlı grubun zinde kalmak için termal tesislere yöneleceği gibi, salgının sona ermesi ve insanların normal rutinlerine dönmelerinin sonbaharı bulduğu öngörüldüğünde tatil ve dinlenme için yaz sezonu önemli ölçüde kapanmış olacaktır. Bu açıdan da termal turizme olan talep artabilir. Ayrıca sağlık turizmi türlerinden biri de beden, zihin ve ruhsal dinlenmeyi odağına alan SPA ve Wellness turizmidir. Salgın sonrası insanların hem zihinsel hem de ruhsal dinlenmeye ihtiyacı oldukları düşünüldüğünde ve bunu fitness, yoga gibi aktivitelerle ve detoks programlarıyla desteklemeyi tercih ettiklerinde Wellness otellerine olan talebin artacağını düşünmekteyim” dedi.

Salgında en riskli grupların başında immün sistemi zayıf olan yaşlı yetişkinler yer aldığını, hastalık sebebiyle gerçekleşen ölümlerin yüzde 95’inden fazlasının 60 yaşından büyüklerde meydana geldiğini bildiren Prof.Dr. Dilaver Tengilimoğlu, açıklamasında şu bilgilere yer verdi:

“Tüm ölümlerin yüzde 50’sinden fazlası ise 80 yaş ve üstü kişileri içermiştir. Yaşlı nüfusu korumak amacıyla dünya ülkelerinde çeşitli önlemler alınmıştır. İspanya’da birinci basamak hekimleri telefon ile yaşlı bireylere ulaşarak konsültasyon yapmakta, Japonya test sayısını arttırarak yaşlı bireyleri hastane gibi ortamlardan uzak tutmaya özen gösterdi. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun 60 yaş üstü nüfusa ve yaşlı nüfusla teması olan ve taşıyıcı niteliği taşıyan 20 yaş altı nüfusa sokağa çıkma yasağı getirilmesi hususunda tavsiye kararının hayata geçirilmesi ile bu süreçte dünyaya örnek olarak yaşlılarına verdiği önemi kanıtlamıştır. Ayrıca kolluk kuvvetleri ve yerel yönetimlerin yaşlılarımızın market alışverişini yapma, tarla işlerinde yardımcı olma gibi destek faaliyetleri de takdire şayandır. Görüldüğü gibi bu süreç özellikle tüm dünyada yaşlı popülasyonun sağlık ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması, bu tür krizlerde yaşlı nüfusu korumaya yönelik eylem planlarının geliştirilmesi gerekliliğini gün yüzüne çıkarmıştır. Bu sebeple yaşlı turizminin daha aktif hale geleceği, sağlık köyleri, aktif yaşlanma merkezleri, yaşlı bakım merkezlerinin çok daha ön plana çıkacağı kanaatindeyim. Termal kaynakların zenginliği açısından dünyada önemli bir yere sahip olan Türkiye sahip olduğu bu önemli potansiyeli yeterli ölçüde kullanamadığını söyleyebiliriz. Ancak sigorta kuruluşlarının bu tesislerde yapılan konaklamaları ödeyebilmesi için turizm tesislerinde sunulan nitelikli hizmetin arttırılması ve hizmet kalitesinin uluslararası veya ulusal kuruluşlarca (TÜSKA) akredite edilmesi ve sigorta kuruluşları ile sözleşme yapması gerekir. Bunun içinde tesislerde standartları sağlayacak gerekli iyileştirmeler yapılmalı. Termal turizm tesislerine gelen turistlerin konaklama sürelerinin uzaması için termal otellerde sağlık hizmetleri ile entegrasyonu sağlanmalı ve turistlerin seansları dışında kalan sürelerde sıkılmaması için programlar sportif, sanatsal, sosyal ve kültürel etkinliklerle zenginleştirilmeli.”

Dünya genelinde veriler incelendiğinde, 18 Nisan 2020 tarihi itibari ile dünyada toplam vaka sayısının 2 milyon 252 bin, hayatını kaybeden kişi sayısının ise 154 bin 322 olduğunu belirten Tengilimoğlu, “Türkiye’de zaman içerisinde test sayısının artması ve vaka sayısının kontrollü artışının en önemli sebebi filyasyon olduğunu bildirdi. Sağlık Bakanının gerçekleştirdiği açıklamaya göre 4600 ekip ile gerçekleştirilen filyasyon ile pozitif vaka ve temas ettiği çevrenin tespiti ile salgın süreci kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Salgınla mücadelede diğer bir faktör de sağlık insan gücüdür. 100 bin kişiye düşen toplam hekim sayısı OECD ortalaması 3,48 iken, Türkiye’de bu oran 1,87’dir. 100 bin kişiye düşen hemşire ve ebe sayısın OECD ortalaması 9,38 iken, Türkiye’de bu oran 3,01’dir. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihi itibariyle hızlandırılan sağlık çalışanı atamaları, ek ödeme düzenlemeleri, diş hekimlerinin de filyasyon ekibi içine dahil edilmesi gibi uygulamalarla sağlık insan gücünü en efektif şekilde kullanmaya başarmıştır. Dolayısıyla bu süreç pek çok dünya ülkesine örnek teşkil etmektedir. Bu noktadan hareketle Türkiye sağlık sisteminin ve etkili sağlık politikalarının gücünü kanıtlamış oldu. Sağlık turizminde sağlık turistinin ülke tercihindeki en önemli etkenlerin başında güvenirlik, tesis alt yapısı ve sağlık insan gücünün genç ve dinamik olması yanı sıra yetkinliğidir. Covid-19 salgınında gerçekleştirilen uygulamalar ile gelecekte Türkiye sağlık turizmindeki yerini üst sıralara taşıyacaktır. Sağlık turizminde öncü ülkeler arasında bu krizden en az etkilen ülkenin Türkiye olması yabancı hastalar açısından aradıkları güven duygusunu oluşturacaktır. Hastaların ülke ve hastane seçiminde aradıkları kriterlerin başında güven ve kalitedir. Türkiye akredite olmuş hastaneleri ve yetenekli sağlık insan gücü, zengin turizm imkanları, gastronomisi ile kriz sonrası uluslararası hastaların tercih edeceği ilk destinasyon arasında yer alacaktır. Bunun için şimdiden rekabetçi pazarlama ve tanıtım stratejileri geliştirilmelidir” ifadesini kullandı.

Önümüzdeki hafta İstanbul’daki Avrupa’nın en büyük hastanelerinden biri olan şehir hastanesinin de faaliyete geçeceği, ayrıca salgının en fazla etkilediği ve nüfus açısından kalabalık olan İstanbul’da 45 gün içerisinde yeni hastanelerinde hizmete geçecek olması yatak kapasitesi açısından önemi bir rahatlama sağlayacağını bildiren Prof. Dr. Tengilimoğlu, “Bu süreçte gördük ki, hastanelerimizin bazıları hemen pandemi hastanesi haline getirildi, özel hastaneler destekleyici uygulamalar ile hızlı şekilde sürece dahil oldu. Öte yandan şehir hastanelerinin teknolojik alt yapısı yanı sıra gerektiğinde yoğun bakıma bile çevrilebilen hasta odalarının enfeksiyon kontrolde ve salgın sürecinde büyük bir konfor oluşturduğu aşikardır. Kapatılan ve şehir hastanesine taşınan eski Sağlık Bakanlığına ait bazı hastanelerin de bu süreçte karantina hastanesi olarak kullanılması da önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda gelecekte sağlık turizminde özellikle şehir hastanelerinin amiral hastane haline geleceği kesindir. Diğer taraftan toplam 577 hastane sayısı ve 50 bin 156 yatağı, 231 bin 915 iş gücü ile özel hastaneler bu süreçte mücadeleye büyük katkı vermektedir. Ayrıca 459 tomografi cihazı (toplam 915) ve nitelikli yatak kapasitesi özetle modern ve konforlu alt yapısı ile virüsle mücadelede önemli katkı sağlamaktadır” dedi.

Reklamı Kapat

19 Nis 2020 - 11:23 Ankara- Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Bu sene Tatil Planınız var mı ?