Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gözlem Noktalarımızın Güvenliği Önceliğimizdir

Biz yapılan ateşkese bağlı kalırız. Tabii, gözlem alanlarımıza herhangi bir saldırı gelmediği müddetçe. Eğer böyle bir şey vuku bulursa karşılığı daha sert olacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan Sayın Kıldaroğlu'nun söylemlerini eleştirdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib'deki gözlem noktalarının güvenliğinin önceliklerinin en başında yer aldığını belirterek "Buralara yapılacak en küçük bir saldırıda, sadece karşılık vermekle kalmayacak çok daha ağır mukabelede bulunacağız." dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki gelişmelere yer verdi.

Rusya ile İdlib'de yaşanan krizi, ateşkesin de dahil olduğu bir dizi önlemle en azından bir süre için engelleyen bir sonuçla Moskova'dan döndüklerini anlatan Erdoğan, Türkiye'nin İdlib'de bir ay boyunca fiilen yürüttüğü operasyonlar ve başlattığı Bahar Kalkanı Harekatı'nın, sınırlara dayanan tehditlerin önüne geçme kararlılıklarının bir ifadesi olduğunu belirtti.

Erdoğan, harekata katılan tüm askerlerin alınlarından öptüğünü söyleyerek şehitlere Allah'tan rahmet diledi. Gaziliğin, şehadetin kendileri için çok yüksek mertebeler olduğunu dile getiren Erdoğan, "Suriye'de bulunma amacımız ne bu ülkenin topraklarını işgal ve ilhak etmektir ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşine tutuşmak, kapışmaktır." diye konuştu.

Erdoğan, Suriye topraklarında attıkları her adım gibi İdlib'deki mücadelenin de Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamayı ve katliam tehdidi altındaki milyonlarca insanın hayatını kurtarmayı hedef aldığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, Suriye'de özellikle vermekten geri durduğu her mücadeleyi, kısa bir süre sonra kendi topraklarında yürütmek zorunda kalacağı gerçeğinin asla akıllardan çıkarılmamasını istedi.

Terörle mücadelede binlerce güvenlik görevlisini, on binlerce vatandaşını kaybeden Türkiye'nin, yeniden benzer bir kısır döngünün içine düşürülmesine izin vermeyeceklerini belirten Erdoğan, "Suriye ile 911 kilometrelik sınır hattımızın her karışını hem terör örgütlerini hem de mezhepçi rejim güçlerini uzak tutacak şekilde güvenlik altına almakta kararlıyız.

Cereblus'ta ne yaptıysak, Afrin'de ne yaptıysak, Tel Abyad, Resulayn'da ne yaptıysak, İdlib'de de aynısını yaptık, aynısını yapıyoruz." dedi.

- "Bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür"

Erdoğan, sınır hatlarının diğer kısımlarını da bu güvenlik çemberine dahil etmeyi sürdüreceklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"İdlib'de gerçekleştirdiğimiz harekat, diğerlerinden farklı olarak sadece terör örgütüne değil aynı zamanda çok daha donanımlı bir güce karşıydı. Bu süreçte ülkemizin, ordumuzun, kamusu ve özel sektörüyle savunma sanayimizin kabiliyetlerini görme, tartma imkanı bulduk.

Hamdolsun, çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük. Aksaklıkları gidererek, eksikleri tamamlayarak, koordinasyonu güçlendirerek, projelerimizi hızlandırarak Türkiye'yi bölgesinde ve tüm dünyada etkin güç haline getirme kararlılığımızı bu vesileyle teyit ettik.

İdlib'deki masumları bombalayarak katleden rejim, ülkemizin gücü ve askerlerimizin kahramanlığı karşısında Suriye krizinin başından beri en ağır kayıpları vererek, bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür. Ateşkes kararının akabinde İdlib halkı uzun bir aranın ardından ilk kez rahat nefes almıştır. Elbette henüz İdlib'de kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değildir.

Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkese ne kadar bağlı kalacakları belirsizdir.

Daha şimdiden ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanmaya başlamıştır. Rusya tarafıyla vardığımız anlaşmaya uygun şekilde bu gelişmeleri paylaşıyor ve tedbir alınmasını bekliyoruz. Rejimin ve onu destekleyen milislerin, ateşkes hattına yaptıkları yığınakları da yakından takip ediyoruz.

Biz verdiğimiz söze, karşı taraf da aynı hassasiyeti gösterdiği sürece sonuna kadar bağlı kalırız ama karşımızdakiler sözlerini tutmazsa, bir öncekinden daha ağır şekilde üzerlerine gitmekten de asla kaçınmayız. Gözlem noktalarımızın güvenliği önceliklerimizin en başında yer alıyor. Buralara yapılacak en küçük bir saldırıda sadece karşılık vermekle kalmayacak, çok daha ağır mukabelede bulunacağız."

-"Dersini bir çalış"

Erdoğan'ın, "Bay Kemal, kaç tane gözlem noktası olduğunu dahi bilmiyor." sözleri üzerine salonda bulunanlar, "Yuh" çekti. Yuha gerek olmadığını söyleyen Erdoğan, "Bunlara bedeli, sandıkta ödettiğiniz sürece neyin ne olduğunu anlayacaklar." dedi.

Bir şeyi çok iyi kavramaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, AK Parti davasının sıradan bir dava olmadığını belirtti. Erdoğan, icraatla ortada olduklarını dile getirerek "17-18 yıldır lafla mı yürüdük, icraatla mı yürüdük?" diye sordu.

"Dersini bir çalış. Burada kaç tane gözlem kulesi olduğundan haberin yok. Bay Kemal, 12 gözlem noktası var." diyen Erdoğan, harita üzerinden gözlem kulelerini gösterdi.

- "Akıl hocaları farklı"

Erdoğan, 12 gözlem noktasında, Türkiye'yi Suriye askerlerinin korumadığını, Suriye askerlerinin, verilen söze, yapılan mutabakata uymadığını ifade etti. Uymadığı için de uyarılar yaptıklarını belirten Erdoğan, 12 gözlem noktasında çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. Erdoğan,"12 gözlem noktamız şu anda var.

Bay Kemal, bunu da öğren. Eğer arzu edersen seni de oraya gönderebiliriz. Ama gidemez. Son Moskova seyahatinde yaptığımız anlaşmanın içeriğinden de bunun haberi yok. Ne yaptılar, ne konuştular inanın haberi yok. Takip etmiyor çünkü bunun akıl hocaları çok çok farklı." diye konuştu.

Erdoğan, Tel Rıfat bölgesindeki bölücü terör örgütü mensuplarının saldırı teşebbüslerinin de giderek arttığını, buradaki teröristleri buldukları yerde etkisiz hale getirerek Türkiye'ye yönelik tehditleri bertaraf ettiklerini söyledi.

Erdoğan'ın konuşmasının bu bölümünden sonra Suriye'deki gelişmelere yönelik bir sinevizyon gösterisi sunuldu.

Ekrana yansıyan Agne Kampı'nda, on binlerce kişi bulunduğuna işaret eden Erdoğan, bu insanların yaşam koşullarının insani olmaktan çok uzak olduğunu belirtti. Erdoğan, herhangi bir desteğin olmadığının altını çizerek şöyle devam etti:

"Bay Kemal, 'Bizim gözlem kulelerini Suriye askerleri koruyor' diyor. Eline, diline dursun. Ne Suriye askeri? Suriye askeri kendini korumaktan aciz. Kendi vatandaşlarını acımasızca katleden Suriye askerini savunuyor. Hale bak. Bizim askerimizi koruyormuş. Türk askeri, bu milletin evlatları, hiçbir zaman zalim Esed'in korumasına muhtaç değildir. Bunu böyle bil Bay Kemal.

Sen kendin korunmaya muhtaç olabilirsin ama bu milletin evlatları asla. Bugüne kadar El Bab, Cerablus, Afrin'de nasıl dimdik durduysak, ardından en son İdlib'de nasıl dimdik durduysak, bundan sonra da aynı şekilde dimdik durmaya devam edeceğiz."

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin Suriye'de birlikte çalıştığı insanları 'terörist' sıfatıyla yaftalayan bir Esed var bir de CHP'nin başındaki zat." dedi.

Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki duruma dikkati çekerek, "İşte tüm bu fotoğraf içinde bize düşen sükunetin devamı için her türlü gayreti gösterirken aynı zamanda rejimin ve terör örgütlerinin saldırılarına karşı da hazırlıklı olmaktır. Bu hazırlıklarımız var. Oradaki bütün en ileri teknolojiye sahip olan silahlara, hava savunma sistemlerine karşı hamdolsun bizler bu mücadeleyi verdik, bunun neticesinde de buradan geçici ateşkesi Moskova'da imzaladık." diye konuştu.

Şimdi meselenin, bu geçici ateşkesi "kalıcı ateşkes haline dönüştürmek" olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Hızla şu anda onun peşindeyiz. Onu da bitirdiğimiz andan itibaren işimiz çok daha kolay olacaktır." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları, rejime veya terör örgütlerine gücü yetmediği için değil İdlib'deki krize tüm taraflar açısından makul, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir çözüm yolu bulunabilmesi için yaptığının altını çizdi.

İdlib'in kuzeyinde, Türkiye'nin sınırlarından güneye doğru 25-30 kilometre derinliğinde, o bölgede briket barakalar yapmaya başladıklarını bildiren Erdoğan, "Şu an itibarıyla 1500-2000 civarında yapılmış vaziyette. Bunları hızla devam ettiriyoruz. İstiyoruz ki oradaki mültecileri daha konforlu barınaklara yerleştirelim.

Şu kış mevsiminde, şu soğukta onları çadılardan kurtaralım. İçinde ufak tuvaleti, banyosu olan bu tür briket barakaları yapmak ve zeminine de tahta döşemek suretiyle böyle bir adımı şu anda attık. Orada 10, 20 bin kadar bu tür briket baraka yapma çalışmalarını sürdürüyoruz. Bunları yine Kızılay'ımız, AFAD'ımız vasıtasıyla sürdürüyoruz. Hızla bunu bitirmenin de gayreti içindeyiz." değerlendirmesini yaptı.

- "Uluslararası toplumu daha çok gayret göstermeye davet ediyoruz"

Suriye krizine kalıcı bir çözümün, bu ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde atılacak adımlardan geçtiğinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ülkenin üçte birin, bölücü terör örgütünün kontrolü altındayken böyle bir çözüme ulaşılabilmesi mümkün değildir. PKK'ya, YPG veya SDG etiketi yapıştırmakla gerçekler ortadan kalkmıyor, hakikatlerin üzeri örtülmüyor. Suriye rejimi ve onu destekleyenlere çağrımız: Önce ülkenin üçte birini bölücü terör örgütünün işgalinden kurtarmalarıdır. Bunu sağladıklarında İdlib'de ve diğer bölgelerdeki sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır.

Yeni anayasa, özgür ve adil seçimler ile halkın desteğine sahip bir yönetimle Suriye'nin çok kısa sürede istikrara kavuşacağına inanıyorum.

Bu doğrultuda atılan ve atılacak olan her adıma Türkiye olarak tüm gücümüzle ve samimiyetimizle destek vermeyi sürdüreceğiz. Ancak diğer yerlerdeki sorunlar devam ederken ısrarla ülkemizin ve kontrolümüz altındaki bölgelerde huzur içinde yaşayan halkın taciz edilmesine de izin veremeyiz. Uluslararası toplumu daha çok gayret göstermeye, ülkemizin çabalarına destek vermeye davet ediyoruz."

- "Türkiye'nin asıl gücü..."

Türkiye'nin, Suriye'de yaşanan krizin de bunun sınırlarda yol açtığı sorunların da üstesinden bir şekilde geleceğini belirten Erdoğan, asıl sorunun, birlik ve beraberliğe yönelik içerideki sabotajların önüne geçebilmek olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, "Türkiye'nin asıl gücü; milletin bir olma, iri olma, diri olma, kardeş olma, hep birlikte Türkiye olma iradesidir. Bu iradeyi kırmayı hedef alan her saldırı, bizim için terör örgütlerinin ve diğer tüm güçlerin saldırılarından çok daha tehlikelidir." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Milletimizin birlik ve beraberlik iradesini, ülkemizin mücadele azmini kırmaya yönelik saldırıların koçbaşlığını ise CHP'nin başındaki zat yapmaktadır. Bu şahıs dün yine Moskova'daki görüşmemiz üzerinden akılla ve izanla asla bağdaşmayacak değerlendirmelerde bulunmuş.

Bu kişi, hayatında liderler düzeyinde uluslararası hiçbir toplantıya katılmamıştır. Böyle bir toplantıya nasıl girilir, nasıl çıkılır, nasıl oturulur, nasıl konuşulur, nasıl müzakere edilir, nasıl anlaşılır bilmiyor. Baş başa görüşme nedir, heyetler arası görüşme nedir haberi yok.

CHP kürsüsünden sorumsuzca konuşmakla devlet yönetimini birbirine karıştıran sadece cahil değil aynı zamanda densiz bir zatla karşı karşıyayız. Sen bir kaset kumpasıyla, bir CD kumpasıyla CHP'nin başına getirildin.

O günden bugüne izlediğin tek bir siyaset var; o da ülkemizin ve milletimizin taraf olduğu her meselede sadece bizim değil Türkiye'nin de karşısında yer almaktır. Yaptığın iş bu. Gidersin Avrupa'ya bizi şikayet edersin.

Onlara bizi şikayet ettiğin zaman burada terfi mi alacaksın? Burada da çukura batacaksın. Kendisinden özellikle bunun dışında hiçbir siyaset ışığı, feraset ışığı, sağduyu ışığı göremedik."

- "Husumet çizgisinde yürümekle ısrarcı"

Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile siyasi tarihe altın harflerle yazılacak derecede önemli ve örnek bir işbirliği zemini oluşturduklarını dile getiren Erdoğan, diğer partilerin bir kısmıyla anlaşamadıkları hususlar olsa da ülkenin ve milletin temel çıkarları doğrultusunda asgari bir zeminde buluşmaya gayret ettiklerini söyledi.

"Sadece Kılıçdaroğlu ve bölücü terör örgütünün güdümündeki parti, her hal ve şart altında ülkemize ve milletimize husumet çizgisinde yürümekle ısrarcıdır." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Türkiye, vesayet zincirlerinden kurtulmak için çalışır, CHP vesayetin sözcülüğüne ve avukatlığına soyunur.

Türkiye, PKK ile mücadele eder, CHP 'arkadaşlar' diyerek teröristlerden yana olur. Hatta bazı milletvekilleri de bu teröristlerin cenaze merasimlerine katılıp, tabuta omuz verir. Türkiye, FETÖ ile mücadele eder, darbecilerin karşısına dikilir, CHP 'kontrollü darbe' diyerek işi sulandırmaya çalışır.

Türkiye, DEAŞ'ın başını ezdiğimiz Fırat Kalkanı Harekatı'nı yapar, CHP bundan rahatsız olur. Türkiye, sınırlarımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunu kırmak için Zeytin Dalı Harekatı'nı yapar, CHP var gücüyle karşı çıkar. Türkiye, aynı amaçla Barış Pınarı Harekatı'nı yapar, CHP yine feveran eder.

Türkiye, İdlib bölgesindeki insani krizi önlemek ve rejimin ülkemize yönelik saldırılarını durdurmak için Bahar Kalkanı Harekatı'nı başlatır, CHP her zamanki gibi yine ülkesinin değil eli kanlı rejimin safında yer alır. Türkiye'nin Suriye'de birlikte çalıştığı insanları 'terörist' sıfatıyla yaftalayan bir Esed var bir de CHP'nin başındaki zat var. Bu kişi, rejimin 34 şehit verdiğimiz saldırısını, o mübarek Regaib Gecesi'nde, 'Esed'in askerleri bizim askerleri koruyor' diyebilecek kadar zıvanadan çıkabilmiştir."

11 Mar 2020 - 13:29 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Tekrar sokağa çıkma yasağı gelmeli mi ?