Üniversitenin koridorlarında "İki devlet bir millet"in ezgileri yankılanıyor

Sanatlarını sürdürmek için Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini tercih eden Azerbaycanlı öğretim üyeleri, ülkelerinde edindikleri müzik bilgisi ve sevgisini öğrencilerine aşılıyor Prof. Dr. Nigar Askerova: "Almanya'ya gitseydim, ABD'ye gitseydim, hem dil hem din farklılığı duyardım. Burada hem dinimiz hem dilimiz bir" Doç. Dr. Ganire Hüseynova: "Avrupa'nın başka ülkelerine de gidebilirdik ama Türk milletimize gidelim dedik, Atatürk'ün Türkiye'sine bu fikirle geldik" Doç. Dr. Afak Cafe

+23
Haber albümü için resme tıklayın

ESMA KÜÇÜKŞAHİN - Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü'nde görev yapan Azerbaycanlı öğretim üyeleri, ülkelerinde edindikleri müzik bilgisi ve sevgisini öğrencilerine aşılıyor.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ERÜ'nün eski rektörlerinden Prof. Dr. Mehmet Şahin'in davetiyle ülkelerindeki müzik kariyerlerini bırakarak Kayseri'ye gelen Azerbaycanlı öğretim üyelerinin "İki devlet bir millet"e olan sevgisi, piyano, çello, viyola gibi enstrümanlarla çaldıkları ezgilerle üniversite koridorlarında yankılanıyor.

Dönemin eğitim modelinden dolayı müzikle ilgilenmeye ve enstrüman çalmaya 5-6 yaşlarında başlayan öğretim üyelerinin arasında, kendi ülkelerindeki üniversitelerde dekanlık yapanlar da Azerbaycan Devlet Senfoni Orkestrası'nda çalışanlar da yer alıyor.

Kısa süre önce hayatını kaybeden, Türkiye sevgisinden dolayı Kayseri'ye defnedilen eşi Prof. Dr. Müsevver Askerov sayesinde Türkiye'yi tanıyan ve seven Prof. Dr. Nigar Askerova, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bakü Müzik Akademisi'nden mezun olduğunu, müzik alanında üstün yeteneği olan çocukların eğitim gördüğü okulda 18 yıl yöneticilik yaptığını söyledi.

Doktorasını Moskova'da yaptığını belirten Askerova, eşinin sayesinde Türkiye'yi sevdiğini belirtti.

Eşinin 23 yıl Kayseri'de öğretim üyeliği yaptığını, kendisinin ise 8 yıl önce kente geldiğini anlatan Askerova, Azerbaycan'ın eski cumhurbaşkanı Elçibey'in yakın arkadaşı olan eşi Müsevver Askerov'un, Azerbaycan'ı da Türkiye gibi görmeyi çok istediğini ve iki ülke ilişkilerini geliştirmek için çok emek verdiğini dile getirdi.

Kayseri'yi ilk günden sevdiğini vurgulayan Askerova, "Havasını sevdim, insanlarını sevdim, sakinliğini sevdim. 23 yıl öncesine kıyasla Kayseri çok değişti, şehir gelişti. Kayseri'nin gelişmesinde üniversitenin rolü çok fazla. Eskiden burada çocuklar için müzik okulları yoktu, şimdi her yerde müzik okulları var. Ben bu gelişimden çok razıyım." dedi.

İki ülkenin dil yakınlığına rağmen Türkçede zorlandığına değinen Askerova, şunları kaydetti:

" Almanya'ya gitseydim, ABD'ye gitseydim, hem dil hem din farklılığı duyardım. Burada hem dinimiz hem dilimiz bir. İlk geldiğimde Türkçe çok farklı geldi, bu kadar farklı olduğunu bilmiyordum. Öğrencilerimiz sayesinde tez zamanda Türkçe öğrendim. Bizde 'dur', 'kalk' demektir. Bir öğrencime 'dur' diyorum çocuk öyle kalıyor, tekrar söylüyorum, değişen bir şey yok. Sonra anladım, şimdi 'dur' derken elimle 'kalk' işareti yapıyorum. Arkadaşlarım 'Hocam sen bize Azerbaycan dilini öğrettin ancak biz sana Türkçeyi öğretemedik.' diyorlar."

- "Kayseri'de sanata, ilime, spora ilgi arttı"

Doç. Dr. Rauf Kerimov ise 21 yıldır müzik bölümünde öğretim üyesi olarak görev yaptığını, 6 yaşında müziğe başladığını belirtti.

1989 yılında Bakü Devlet Akademisi'nden mezun olduğunu aktaran Kerimov, keman ve viyola üzerine çalıştığını ifade etti.

Mezun olduğu okulda 1998 yılında öğretim görevlisi olarak akademik hayatına başladığını anlatan Kerimov, Azerbaycan Devlet Senfoni Orkestrası, Azerbaycan Devlet Yaylı Dörtlüsü ve Azerbaycan Devlet Oda Orkestrası'nda çalıştığını aktardı.

Müzik akademisindeki kariyerinin kısa sürdüğünü çünkü 1999 yılında Kayseri'ye davet aldığını anlatan Kerimov, Türkçeyi anlamak açısından değil ama izah etmek, anlatmak açısından zorlandığını, öğrencilerinin desteğiyle bu problemi aştığını aktardı.

Kerimov, Türkiye'deki çocukların da müzikle küçük yaşta tanışmaları amacıyla ilk yıllar yarı zamanlı müzik okulu açtıklarını, üniversitede çalışan memurların, öğretim üyelerinin çocuklarına müzik eğitimi verdiklerini aktararak, "Kayseri 20 yılda 20 kez değişti. Sanata, ilime, spora olan ilgi arttı. Aileler çocuklarını artık yan flüt, viyolonsel, keman, piyano, bateri gibi çalgılara yönlendiriyor. Burada da müzik merkezli okullar açıldı." diye konuştu.

- "Kendi türkülerimizin isteği içimizde yaşadı"

20 yıldır öğretim üyeliği yapan Doç. Dr. Ganire Hüseynova da "kanlı ocak" olarak bilinen olayların Kayseri'ye gelmesinde etkisinin büyük olduğunu söyledi.

"Ermenistan'ın ve Rusya'nın el birliğiyle bize karşı yaptığı acımasızlıklar yüzünden bunalıma girdik." diyen Hüseynova, şöyle devam etti:

"Kendi türkülerimizin isteği içimizde yaşadı. Avrupa'nın başka ülkelerine de gidebilirdik ama Türk milletimize gidelim dedik, Atatürk'ün Türkiye'sine bu fikirle geldik. Hiçbir zaman yabancılık çekmedim. Öğrencilerimiz de bizi yabancı görmüyor. Öğrencilerimi çok seviyorum. Ben burada olmaktan mutluyum. Sovyetler döneminde yaşamış insanlar olarak biz Türk milletleri, birbirimizden ayrı kalmıştık. Buraya gelerek biz birlikteyiz, beraberiz, kardeşiz."

Hüseynova, Kayseri'de Batı müziğine ilginin arttığını, mezun öğrencilerin müzik kursları açtığını ve enstrüman dersleri verdiğini dile getirdi.

Dünyaca ünlü şeflerden, müzisyenlerden eğitim aldığını anlatan Hüseynova, bildiklerinin çoğunu öğrencilere aktarmaya çalıştığını ifade etti.

- Kara Karayev'in öğrencisi ERÜ'de

Azerbaycan'ın ünlü bestecisi Kara Karayev'in öğrencisi 76 yaşındaki Doç. Dr. Afak Caferova ise Güzel Sanatlar Fakültesine davet üzerine geldiğini, Bakü Devlet Konservatuarı'nda dekanlık yaptığını belirterek, "Türkiye'den çok memnunum. 20 yıldır buradayım. Müzik nazariyatı derslerine giriyorum. Yüksek lisans danışmanlığı yapıyorum, tez öğrencilerim var." sözlerini kullandı.

İlerleyen yaşına rağmen müzikten kopamadığını dile getiren Caferova, "Bir zamandan sonra müziği bırakmak mümkün değil. Bence müziksiz yaşam mümkün değil. Öğrencilerimle de bu duyguları paylaşıyorum. Onlar da hayata müzikle bağlanıyor." ifadelerini kullandı.

"İnsan yer ile göğün arasında kalmış. Azerbaycan benim vatanım, toprağım. Burası da bize vatan gibi geliyor." diyen Caferova, "Türkiye bize vatan duygusunu hissettiriyor. Dilimiz aynı, buraya gelince hiç problem olmadı. Birkaç aydan sonra birbirimizi anlamaya başladık." şeklide konuştu.

- "Burada çok huzurlu bir ortamımız var"

Çello ve piyano derslerine giren Doç. Dr. Ayna İsababayeva ise Bakü'de yüksek lisans yaptığını, Erciyes Üniversitesinde kurulacak orkestra için 21 yıl önce kente geldiğini söyledi.

"Kayseri nerede, nasıldır hiç bilmeden buraya geldim." diyen İsababayeva, "Güzel bir orkestra kurduk. Türkiye'nin birçok yerinde konser verdik. Arkadaşlarımla çok güzel müzikler yaptık. Kayseri'yi, Türkiye'yi seviyorum ama en çok üniversitemi ve bölümümü seviyorum. Burada çok huzurlu bir ortamımız var." ifadelerini kullandı.

10 yıldır müzik bölümünde hocalık yapan Dr. Öğretim Üyesi Nargiz Eminova da önce annesi Doç. Dr. Afak Caferova'nın kente geldiğini, daha sonra da kendisinin burada çalışmaya karar verdiğini belirtti.

Kayseri'de çocuklarıyla beraber mutlu olduğunu dile getiren Eminova, burada yaşamaya devam etmeyi diledi.

10 Mar 2020 - 09:30 Kayseri- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Tekrar sokağa çıkma yasağı gelmeli mi ?