AIDS Nedir, Nasıl Bulaşır, Tedavisi?

AIDS, HIV (Human Immunodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) olarak bilinen virüsün neden olduğu, kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşan, bağışıklık sisteminin tamamen çökmesine neden olan, bulaşıcı bir hastalıktır. AIDS, İngilizcede Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu (Acquired Immune Deficiency Syndrome) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir sözcüktür.

HIV vücuda girdiğinde hastalıklara karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemini yavaş yavaş çökertir ve soğuk algınlığı gibi hafif bir hastalığa bile direnç gösteremeyecek hale getirir. Vücut enfeksiyonlara ve daha birçok hastalığa karşı kendini koruyamaz. Erkekler ve kadınlarda her yaşta ortaya çıkabilen AIDS ise HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır. HIV virüsünün en kötü özelliği ise vücuda girdikten sonra uzun yıllar bile belirti vermemesidir.

Kanında bu virüsü taşıyan kişiye HIV pozitif denir ve HIV pozitif birinin 10 yıla kadar bile AIDS’e yakalanmadığı görülmüştür. Bu virüs vücuda girdikten sonra kişi kendini iyi hissedebilir, herhangi bir şikayet ve belirti görülmez. Ancak yapılacak kan testleriyle virüsün vücutta olup olmadığı kesinleşebilir. Bulaşmanın tahmin edildiği zamandan 3 ay sonrasında yapılan ELİSA testleri teşhis konusunda en doğru sonucu veren testtir.

Oldukça ciddi ve tehlikeli seyreden AIDS vakalarının % 80’inde, hastalığa yakalanan kişi teşhisin konulmasından sonraki 2 yıl içerisinde, eklenen başka bir enfeksiyon ve genellikle de kanser yüzünden hayatını kaybetmektedir. Hastalığın kuluçka döneminin çok uzun olması nedeniyle teşhis edilmesi de zordur.

İlk olarak 1981 yılında ABD’nin New York kentinde ortaya çıkan AIDS ülkemizde 1985 yılından sonra görülmeye başlandı. Bilinen ilk AIDS vakalarında hastaların eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan uyuşturucu bağımlısı kişiler olduğu bilinmektedir. Dünyadaki HIV pozitif vakalarının % 65’i Afrika’dadır. Dünya Sağlık Örgütünün 2004 raporuna göre ise dünyada HIV pozitif olan 38 milyon kişi bulunmakta ve her yıl 3 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetmektedir. 1981-2007 yılları arasında AIDS hastalığından ölen insan sayısı ise 20 milyondur.

AIDS’in Nedenleri

AIDS hastalığına neden olan HIV retrovirüs ailesine mensupbir lentivirüstür. Sağlık uzmanlarının ilk olarak Afrika’da rastlanan HIVvakalarından yola çıkarak yaptığı araştırmalar neticesinde, bu bölgede yaşayanşempanzelerde HIV’e çok benzeyen bir virüsün varlığı tespit edilmiştir. Bugünekadar virüsün şempanzelerde herhangi bir hastalığa neden olduğu saptanmamıştır.Tahminlere göre 20. yüzyılın başlarında maymunların etleri için avlanma sısırasında insanlara geçtiği ve HIV virüsünün oluştuğu düşünülmektedir.

AIDS’in Belirtileri

HIV’in bulaştıktan sonra hemen AIDS hastalığına neden olmadığını ve uzun yıllar herhangi bir belirti vermediğini belirtmiştik. Virüsün bulaşmasından sonra kişinin vücut direncine, yaşam koşullarına bağlı olarak hastalık hemen de oluşabilir, birkaç yıl sonra da ortaya çıkabilir. Virüs vücuda girdiğinde ilk olarak kan hücrelerine saldırır ve burada gittikçe çoğalır. Zarar gören kan hücrelerinin sayısı çoğaldıkça vücudun bağışıklık sistemi ve savunma mekanizması tamamen çöker.

Bağışıklık sistemi çöken bir insan kolayca hasta olur ve en basit hastalıklarla bile mücadele edemeyecek hale gelir. Akciğer hastalıkları, lenf bezlerinde büyüme, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, ağız ve çenede uçuk, ishal, yara ve lekeler, uzun süreli kırgınlık, halsizlik, öksürük, aşırı kilo kaybı ve gece terlemeleri AIDS’in bilinen en genel belirtileri arasında yer almaktadır. Ek olarak tüberküloz, pamukçuk ve mantar hastalıkları gibi enfeksiyonların aynı anda görülmesi de AIDS’in varlığını düşündürmelidir. Hastalığın kesin tanısı ise ELİSA (anti-HIV) testi ile yapılabilmektedir.

AIDS’in Bulaşma Yolları

Halk arasında genel olarak sadece cinsel ilişki nedeniylebulaştığına inanılan AIDS’in daha farklı bulaşma yolları da bulunmaktadır. ÖncelikleHIV’in çok hassas bir virüs olduğunu, havada uzun süre canlı kalamadığı için elsıkışmak, hapşırık, öksürük, gözyaşı, tükürük, deriye dokunma, idrar, dışkı veaynı eşyaları kullanma ile bulaşmadığını söylememizde fayda var. Çünkü toplumiçinde bu konuyu yanlış bilen insan sayısı azımsanmayacak kadar fazladır.

Geçmişten günümüze kayıtlara geçen milyonlarca AIDS vakasından sadece bir tanesinin öpüşme ile bulaştığı, onda da çiftlerin ikisinde de diş eti kanaması olduğu tespit edilmiştir. Yani virüsün bulaşma şekli tükürük değil kandır. AIDS’in bulaşması için vücut sıvılarının doğrudan teması gerekmektedir. Bunlar cinsel birliktelik sırasında sperm veya cinsel sıvılar üzerinden, kan yoluyla ve anneden bebeğe süt yoluyla gerçekleşen bulaşma şekilleridir.

Genital bölgedeki hastalıklar, bel soğukluğu (gonore) ve klamidya gibi cinsel hastalıklar bu bölgelerde yaralara yol açtığı için HIV’in bulaşma riskini de artırmaktadırlar. Virüs vajinal, anal ve oral ilişki esnasında bulaşabilir. Bilinmesi gereken önemli bir nokta da korunmasız anal ilişki esnasında HIV bulaşma riski, korunmasız vajinal ilişkiden daha yüksektir. Şu an dünya genelinde HIV’in en yaygın bulaşma şeklinin homoseksüel cinsel ilişki olması da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

AIDS’ten Korunma Yolları

Bulaşma yollarından söz ettiğimiz AIDS’in korunma yolları dabuna paralel şekilde oluşmuş yöntemlerdir.

  • Kesinlikle kondomsuz cinsel ilişkiye girilmemelidir. Kondomun aslında güvenilir bir yöntem olmadığı bilinmeli ancak sağlam olmasına dikkat edilmelidir. Cinsel ilişki esnasında kayganlaştırıcı kremler gibi prezervatife zarar veren maddeler kullanılmamalıdır.
  • Acil olarak bir kan nakli yapılması gerekiyorsa, AIDS testi yapılmamış kan kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • HIV pozitif biri, test sonucunu öğrendikten sonra hiçbir şekilde kan bağışı yapmamalıdır.
  • Daha önce kullanılmış olan iğne, cerrahi alet, jilet, şırınga, makas, akupunktur ve diş hekimliği malzemeleri tekrar kullanılmamalıdır.
  • Güzellik merkezlerinde yaptırılan manikür ve pedikür gibi işlemlerde kullanılan malzemelerin dezenfekte edildiğinden emin olunmalı; temizliğinden şüphe edilen salonlarda bu tarz işlemler yaptırılmamalıdır.

AIDS Tedavisi

Günümüzde ilerlemiş tıpa ve gelişmiş teknolojiye rağmen AIDSiçin geliştirilmiş kesin bir tedavi yöntemi veya aşı bulunmamaktadır. Uygulanantedavilerin amacı hastanın ömrünü uzatmak ve yaşam kalitesini yükseltmekyönündedir. Genel olarak iki tür tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Birincisi doğrudanHIV virüsü üzerinde etki eden ve virüsün çoğalmasını engellemeye yarayan ilaçtedavisi; ikincisi ise hastalık sürecinde meydana gelen fırsatçı enfeksiyonlarave kansere karşı mücadele eden ilaç tedavisidir.

14 Eyl 2019 - 01:30 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.




Anket Tekrar sokağa çıkma yasağı gelmeli mi ?