- 30 Eyl 2021 - 13:45 G: 30 Eyl 2021 - 13:46

Bakan Pakdemirli, Bugün dünyada yaklaşık 1 milyon tür yok olma riski altında

Bakan Pakdemirli, Bugün dünyada yaklaşık 1 milyon tür yok olma riski altında

mask

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dünyada son 20 yılda en az 1 milyar 650 milyon insanın selden, 1 milyar 430 milyon insanın da kuraklıktan etkilendiğini belirterek "Eğer tedbir alınmazsa 2050 yılında iklim değişikliği ile birlikte dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sinin sel riski ile karşı karşıya kalacağı, nüfusun yarısının ise susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor." dedi.

Pakdemirli, kentteki programları kapsamında ilk olarak Adana Valisi Süleyman Elban'ı ziyaret etti. Valilik Ek Hizmet Binası tarihi Adana Kız Lisesi'nde Vali Elban ile bir araya gelen Bakan Pakdemirli, basına kapalı görüşme gerçekleştirdi.

Daha sonra Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Amfisi'nde düzenlenen İklim Değişikliklerinin Bitkisel Üretime Etkileri Toplantısı'na katılan Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin dünya gündeminin en önemli konularının başında geldiğini söyledi. Sorumluluk alanları iklim şartlarından en çok etkilenen Bakanlık olarak iklim değişikliğinin bitkisel üretime bölgesel ve ulusal boyuttaki etkisini belirlemek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Bu amaçla küresel ısınmanın tarımsal üretime etkisini azaltmak için 'Bitkisel Üretim Sektöründe İklim Değişikliğinin Etkisi ve Değerlendirilmesi' konulu bölge toplantılarımızın 5'incisi bugün Adana'da gerçekleştiriyoruz. Toplantımızın Çukurova'nın merkezinde ve en önemlisi de içerisinde köklü bir ziraat fakültesi barındıran Çukurova Üniversitesinde yapılmasından dolayı ayrı bir memnuniyet duyduğumu da ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle toplantımızın ülkemize ve sektörümüze hayırlar getirmesini diliyorum."

Pekdemirli, "Bitkisel Üretim Sektöründe İklim Değişikliğinin Etkisi ve Değerlendirilmesi" toplantılarının ilkini Trakya Bölgesini kapsayacak şekilde Tekirdağ'da, ikincisini, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için Şanlıurfa'da, üçüncü ve dördüncü toplantıyı da Doğu Anadolu Bölgesi için Malatya ve Van illerinde gerçekleştirdiklerini anlattı.

Ayrıca, 15 gün önce iklim değişikliği ve tarım konusunda, tarımsal kuraklıktan etkilenen 41 ilden gelen katılımcılarla İzmir’de bir çalıştay düzenlediklerini ifade eden Pakdemirli, böylece hem yerelde hem de ülke genelinde küresel ısınma ve iklim değişikliğinin eklilerini çok boyutlu olarak masaya yatırdıklarını aktardı.

Bu toplantılara Bakanlık birimleri, ilgili sivil toplum kuruluşu temsilcileri, sektör temsilcileri, akademisyenler ve çiftçilerin katıldığını belirten Pakdemirli, geniş tabanlı katılım sayesinde sürecin tüm yönleriyle ele alındığı, değerli bilgi alışverişleri ve önemli tartışmaların yapıldığı oldukça verimli toplantılar düzenlediklerini söyledi.

Pakdemirli, bu toplantıdan sonra da Marmara, Karadeniz ve Ege bölge toplantılarını yaparak elde edilen sonuçlar doğrultusunda ülkesel nihai toplantılarını gerçekleştirmeyi planladıklarını anlattı.

Son yüzyılda, dünyada nüfus artışı, sanayileşme, plansız kentleşme ve endüstriyel tarımın yükselişiyle ekosistem ve doğal kaynaklar üzerindeki baskının da giderek arttığına işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:

"Bu yoğun üretim sürecinin çevreye ve atmosfere verdiği tahribatla küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini artık ciddi boyutlarda hissediyoruz. Fosil yakıtların sanayide kullanımı, enerji üretimi, tarım ve ulaşım gibi faaliyetler nedeniyle atmosferdeki sera gazı, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmıştır.

Sera gazındaki bu artış, doğrudan atmosfer sıcaklığının artışına neden oluyor. IPCC 6'ıncı Değerlendirme Raporu'na göre, Sanayi Devrimi'nden bugüne, yani yaklaşık 200 yıldır, dünya ortalama sıcaklığı 1,1 derece arttı. Son 10 yıl ise tüm zamanların en sıcak dönemi oldu. IPCC raporu 1,5 derece sınırına 20 yıl içinde ulaşılacağını, hatta aşılacağını öngörüyor. Artık, hem küresel ısınmanın daha ileri boyutlara ulaşmasını önleyecek hem de mevcutta olası etkilerini azaltacak tedbirleri almak zorundayız."

Pakdemirli, küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle artık, kuvvetli fırtınalara, aşırı yağışa, yoğun sıcak hava dalgalarına ve uzun kuraklıklara daha sık şahit olunduğunun altını çizdi.

- "Bugün dünyada yaklaşık 1 milyon tür yok olma riski altında"

Son 50 yılda sel, fırtına, kuraklık gibi doğal afetlerin sayısının 5 kat arttığına dikkati çeken Pakdemirli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dünya'da son 20 yılda en az 1 milyar 650 milyon insan selden, 1 milyar 430 milyon insan da kuraklıktan etkilendi. Eğer tedbir alınmazsa 2050 yılında iklim değişikliği ile birlikte dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sinin sel riski ile karşı karşıya kalacağı, nüfusun yarısının ise susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.

İklim değişikliği yeryüzündeki tüm ekosistemi ve tüm canlıları olumsuz etkilemekte. İklim değişikliği ve habitatın tahribatından dolayı bugün dünyada yaklaşık 1 milyon tür yok olma riski altında.

Küresel ısınmanın en fazla darbe vuracağı sektörlerin başında tarım ve gıda geliyor. Tarımsal üretimde ise iklim değişikliğinin etkisiyle 2050'ye kadar verimde yüzde 10 ile 25 arasında bir düşüş bekleniyor. Evet, tablo çok da iyiye gitmiyor. Bu tablo ve yaşanan bütün bu olumsuzluklar da gösteriyor ki bizler, iklimden daha hızlı değişmek zorundayız."

Türkiye'nin de içinde yer aldığı Akdeniz havzasının, sıcak hava dalgalarına en fazla maruz kalmakla birlikte kuraklık riski fazla olan bölgelerin başında geldiğini vurgulayan Pakdemirli, bu durumun bazı bölgelerde aşırı yağış ve sel afeti, bazı bölgelerde kuraklık ve bazı bölgelerde de büyük orman yangınları olarak karşılarına çıktığını dile getirdi.

- "Su stresi çeken ülkeler grubundayız"

Temmuz ayının dünyada son 142 yılın en sıcak ayı olarak tarihe geçtiğini bildiren Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Ülkemizde son 2 yılda toplam 5 büyük orman yangını yaşanmışken 28 Temmuz ile 13 Ağustos tarihleri arasında, toplam 17 günde 16 büyük orman yangınıyla mücadele etmek durumunda kaldık. Bu afetlerin yanı sıra iklim değişikliği su döngüsünü de olumsuz etkiliyor.

Son dönemde sel afeti yaşadığımız Bartın, Kastamonu ve Sinop illerimizde yıllık ortalama yağış metrekareye toplam 500 ile 800 kilogram arasında iken 10-13 Ağustos tarihleri arasında, yani 4 günde, bu illerimiz yıllık yağışın yüzde 40 ila 70'inden daha fazla yağış aldı.

Diğer taraftan meteorolojik ve tarımsal kuraklık riskimiz de giderek artıyor. Kişi başına düşen su miktarı bakımından, su stresi çeken ülkeler grubundayız. Suyumuzun dörtte üçünü kullanan tarım, bu süreçten en fazla etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Türkiye'de 2021 yılı ilk 8 ayında ortalama sıcaklık 15,7 derece olarak gerçekleşmiştir. Bu değer uzun yıllar ortalamasının 1,7 derece üzerindedir.

Yine bu yılın ilk 8 ayında ise yağış miktarımızda uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 6, tarımsal üretim sezonuna göre yüzde 21'lik bir azalma gerçekleşti. İklim değişikliğinin etkisiyle kuraklığın sıklık, süre ve şiddetinde artış meydana gelmesi beklenmektedir.

Daha önce her 10 yılda bir yaşanan kuraklıklar da bundan sonra 5-6 yılda bir karşımıza çıkacak. O sebeple tarım, orman ve su alanında iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak tedbirleri almak, küresel ısınmayı azaltacak üretim yöntemlerine geçmek ve doğal kaynakları verimli kullanmak, artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline gelmiştir. Tarımı dönüştürüp, ormanı güçlendirip, suyun verimli kullanımını sağlayarak, değişen iklim koşullarına hazır olacağız."

Pakdemirli, ayrıca iklim değişikliğinin ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinin tarım ve gıda piyasalarını önemli ölçüde etkilediğini söyledi. Başta gübre, yem ve enerji olmak üzere birçok emtiada dünya fiyatlarının artış gösterdiğini anlatan Pakdemirli, "Biz tarımsal ürünlerdeki bu artışları, yurt içi ve yurt dışı piyasaları Bakanlık olarak faaliyete geçirdiğimiz 'Ürün Masaları' vasıtasıyla üretimin her anını yakından takip ediyoruz.

Politikalarımızı bu birimden çıkacak değerlendirme raporlarına göre oluşturuyoruz. Bundan dolayı üreticilerimiz, maliyetlerindeki artıştan endişe etmesin, gönüllerini ferah tutsunlar. Tohumu toprakla buluşturmaya devam etsinler." dedi.

Son 3 senedir dövizdeki hareketten dolayı hızlı maliyet artışlarıyla karşılaştıklarını ifade eden Pakdemirli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Elbette ciddi bir pandemi riskiyle karşı karşıyayız. Hala bu pandemiyle ilgili beklentiler dünyayı da terk etmiş değil. Yani ne zaman bu pandemiyle ilgili beklentiler dünyayı terk eder o zaman buradaki fiyat yapısının da daha rahatlayacağını düşünmemiz lazım. Bugün itibarıyla ciddi bir şekilde dünyadaki tüm emtialar artmış durumda bugün çiftçimizin maliyetinin arttığının da fevkalade farkındayız, onu da çok yakından izliyoruz.

Bu konuyu da çiftçimizin açısından geçici bir maliyet artışı olarak da görmek gerektiğini düşünüyorum ancak geçici maliyet artışları ekim ve dikim sezonuna geldiğimiz dönemde çiftçinin maliyetine en azındaki bu sezondaki maliyetine yansıyacak.

Bunun da çok ciddi bir şekilde farkındayız ancak son 3 senedir bakan olduğumdan beri bir söz verdim çiftçimize, dedim ki; 'maliyetler artabilir maliyetlerin artışına bakmayın ekmeye, dikmeye devam edin hasadınızı yapın hasadınızın sonunda sizleri zarar ettirmeyecek iyi fiyatlarla karşınıza çıkacağız'.

En başta Sayın Cumhurbaşkanı'mızın desteği Rabb'imizin de yardımıyla bugüne kadar çiftçimize bu açıdan mahcup olmadık, inşallah bundan sonra da mahcup olmayacağız yani çiftçimizin bugün artan maliyetlerini hesaba katarak çiftçimize hasat öncesi iyi alım fiyatlarında TMO tarafından açıklayarak ciddi bir desteğimiz olacak. Çiftçimiz hiç endişe etmesin, ekmeye biçmeye devam etsin.

Gayret çiftçimizden destek imkanlar doğrultusunda bizden bereket de Allah'tan ama bunun daha da bereketli olmasına çiftçimiz açısından daha da memnuniyet getirmesi konusunda biz çok ciddi bir çaba sarf edeceğiz o açıdan özellikle bu yeni ekim dikim sezonuna girdiğimizde de çiftçilerimize özellikle bu mesajı vermek istiyordum: 'Alın terleri karşılıksız kalmayacak, mahsulleri maliyetlerinin üzerinde değer bulacak.' Tarımsal destekler yanında, uyguladığımız alım fiyatları ile de her zaman çiftçimizin yanında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Üreticimizi koruyan, tüketicimizi kollayan politikalarımızı da kararlılıkla sürdüreceğiz."

"2050 yılındaki nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için bugünkünden yüzde 60 daha fazla üretmek, bu üretim için de yüzde 15 daha fazla su kullanmak zorundayız." diyen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bu ihtiyaca, iklim değişikliğinin etkilerini de katarak hem politikalarımızı hem de sahadaki projelerimizi doğru planlamalı ve etkin şekilde uygulamalıyız. 2019 yılında 15 yıl aradan sonra yaptığımız 3. Tarım Orman Şurası'ndaki konular içerisinde iklim değişikliği, ana başlıklardan biri olarak yer alıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da hafta başında açıkladığı üzere, yeşil kalkınma devrimi hedefi çerçevesinde, iklim değişikliği konusunda tarihi bir adım atıyoruz.

Paris Anlaşması onaylanmak üzere, yeni yasama yılının başlamasıyla Gazi Meclisimize sunulacaktır. İnşallah kasım ayında Glasgow'da yapılacak İklim Değişikliği Zirvesi'ne kadar onay süreci tamamlanmış olacak. Daha önce Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı'na uyum için eylem planını başlatmıştık.

Şimdi de bunu Paris İklim Anlaşması'yla orta ve uzun vadeli hedef haline getiriyoruz. Bu kapsamda bizler de Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalarımızı daha da geliştirecek ve uzun vadeli planlarla daha da güçleneceğiz.

Yine bu yüzyılın en kıymetli ve en stratejik meselelerinden olan suyumuzu daha detaylı incelemek, değerlendirmek ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışı benimsemek maksadıyla 1. Su Şurası çalışmalarını mart ayında başlatmıştık.

Şura komisyonlarının çalışmalarını neticelendirdik ve inşallah önümüzdeki hafta pazartesi günü şurayla ilgili detaylı bir bilgilendirme toplantısı düzenliyor olacağız. Tüm projelerimizde, kaynak verimliliği ve çevrenin korunması önceliğimizdir. Bu toplantı vesilesiyle iklim değişikliğine yönelik yürüttüğümüz bazı çalışmaları sizlerle paylaşmak istiyorum."

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Türkiye genelinde 2021 yılında Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamında, 1,5 milyon alanda 905 milyon liralık ürünü sigortaladık. Bugüne kadar 14 bin 213 üreticimize kuraklık kapsamında 214 milyon lira hasar tazminatı ödedik." dedi.

Pakdemirli, Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Amfisi'nde düzenlenen İklim Değişikliklerinin Bitkisel Üretime Etkileri Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, üreticinin emeğinin sel, kuraklık gibi afetlerle yok olduğunu, verimde kayıplar yaşandığını ve tüketicinin ise gıdaya daha fazla ücret ödemek durumunda kaldığını söyledi.

-"Kuraklığa toleranslı 42 buğday ve 19 arpa çeşidi geliştirerek tescilini yaptık"

Kuraklığın etkilerini en aza indirmek amacıyla Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı'nı başarıyla uyguladıklarını ifade eden Pakdemirli, "Susuz topraklardan daha çok verim almak amacıyla dünyanın 3'üncü Kuraklık Test Merkezi’ni Konya’da bulunan Bahri Dağdaş Araştırma Enstitümüz bünyesinde hizmete açtık. Bugüne kadar araştırma enstitülerimizde kuraklığa toleranslı 42 buğday ve 19 arpa çeşidi geliştirerek tescilini yaptık. Bakanlığımızca yürütülmekte olan 'Tarım Havzaları Üretim ve Geliştirme Projesi' kapsamında, iklimle uyumlu ürün yetiştirilmesi ile doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını amaçladık." diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kuraklığın etkilerini en aza indirmek için birçok destek uygulamasını ihtiyaç durumunda hızlıca devreye aldıklarını aktardı. Türkiye'de su kısıtlı olan ve yeraltı suları açısından yetersiz havzalarda, su kullanımının azaltılmasını sağlamak için mısır gibi su tüketimi yüksek olan ürünler yerine, su tüketimi az ürünlerin ekimine destek sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Mercimek ve nohut gibi su tüketimi az olan ürünlere ilave yüzde 50 fark desteği, fiğ, burçak, yem bezelyesi gibi ürünlere de ilave yüzde 50 yem bitkileri desteği vererek suya göre üretim anlayışını yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.

Bitkisel ürünler içerisinde en fazla su kullanan çeltikte, maliyetlerin düşürülmesi, su kaynaklarının etkin kullanımı ve metan gazı salınımın azaltılması amacıyla damla sulama yöntemiyle çeltik yetiştiriciliğini proje bazında desteklemeye başladık. İnşallah bu hafta sonu Çanakkale’de bu yöntemle üretimi yapılan çeltiklerin hasadını yapıyor olacağız. Türkiye genelinde 2021 yılında Köy Bazlı Kuraklık Verim Sigortası kapsamında, 1,5 milyon alanda 905 milyon liralık ürünü sigortaladık. Bugüne kadar 14 bin 213 üreticimize kuraklık kapsamında 214 milyon lira hasar tazminatı ödedik."

İklim değişikliğinin etkilerinin bölgeler özelinde farklılık gösterdiğini vurgulayan Pakdemirli, düzenledikleri toplantılarla bölgesel sorunları yerinde tespit etmeyi hedeflediklerini söyledi. Planlanan toplantıların tamamlanmasının ardından yapacakları çalışmalara ilişkin altı adımlık yol haritasını paylaşan Pakdemirli, şunları belirtti:

"İklim değişikliğinin bitkisel üretim sektörü üzerindeki etkilerine ve tarım havzaları bazında tespitine yönelik çalışmalar yapacağız. Kaynakların kullanımını optimize ederek tarımsal hasılayı artıracak ürün deseni belirleyeceğiz. Tarım havzalarına uygun bitki türü ve çeşitleri tespit edeceğiz.

İklim ve toprak isteğine göre en uygun gübreleme ve sulama yöntemlerini planlayıp çiftçilerimizle paylaşacağız. Tarım takvimini tekrar gözden geçirerek üretim süreçlerini iklim değişikliğine uygun olarak yürüteceğiz ve sürdürülebilirliğini sağlayacağız. Kısa ve uzun vadede alacağımız tedbirleri içeren bir sonuç raporu hazırlayacağız."

- Adana'da yapılacak projeler

Pakdemirli, ülkenin stratejik tarımsal merkezlerinden biri olan Adana'ya elleri boş gelmediklerini ifade ederek kentte yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Adana'da bu yıl toplam 1,4 milyon lira kaynakla bitkisel üretimi geliştirmek ve mera ıslahı amacıyla 4 yeni proje başlatılacağını dile getiren Pakdemirli, bu kapsamda Tufanbeyli ilçesinde kuru fasulye tohumu teminiyle
ilave 2 bin dekar alanda ekim yaptırarak üretimi arttıracaklarını söyledi.

Yem bitkisi tohumu teminiyle ilave 5 bin dekar alanda yem bitkisi ekilişiyle kaba yem üretimini arttıracaklarını aktaran Pakdemirli, ilave 100 dekar alanda avokado, keçiboynuzu, alıç, muşmula ve ceviz bahçesi tesis ederek meyvecilikte ürün desenini zenginleştireceklerini dile getirdi.

Pakdemirli, Adana’da Entegre Tarımsal Kalkınma Projesi kapsamında yangından zarar gören 5 ilçe, 17 köy ve mahallede çiftçilere destekte bulunacaklarını belirterek, "31 bin zeytin, keçiboynuzu, badem ve defne fidanını yüzde 100 hibe ile temin edeceğiz.

İlave 5 bin dekar alanda yağlık ayçiçeği tohumu temin ederek ekiliş yaptıracağız. Yine ilave 5 bin dekar alanda buğday ve arpa ekilişi yaparak hububat üretimi yapacağız. 23 ton gübre teminiyle girdi maliyetlerini azaltacağız. 195 budama ekipmanı teminiyle yangınlardan kısmen zarar gören ağaçların budamasını yaparak meyveciliği geliştireceğiz." ifadesini kullandı.

Adana'da hayvancılıkla ilgili yapacakları çalışmaları da anlatan Pakdemirli, kentte küçük aile işletmelerine uyguladıkları yüzde 40 hibeli düve desteğine başvuran tüm yetiştiricileri destekleme kapsamına aldıklarını söyledi.

Akkaraman ve ivesi koyunu ile kıl keçisini soy kütüğü kapsamına aldıklarını aktaran Pakdemirli, soy kütüğü kaydı tutulan işletmelere hayvan başına 100 lira, bu işletmelerden koç ve teke alanlara da 500 lira destekleme ödemesi yapacaklarını belirtti.

Pakdemirli, Adana'da kurulan Damızlık Düve Üretim Merkezi’ni 1 milyon lira hibeyle desteklediklerini, kentte bal ile katma değerli arı ürünleri üretiminin artırılmasına yönelik üreticilere güneş enerjisi sistemleri, arıcı barınağı, arı kovanı, alet ve ekipman alımında hibe desteği sağlayacaklarını söyledi.

Adana'da doğal afetlerden zarar gören çiftçilere TARSİM kapsamında bu yıl içerisinde şu ana kadar 38,6 milyon lira hasar tazminatı ödediklerini vurgulayan Pakdemirli, yıl sonuna kadar 8,2 milyon lira daha ödeme gerçekleştireceklerini ifade etti.

Pakdemirli, bu yıl Adana’da ormancılık alanında yapacakları 32 milyon lira yatırımla yöre halkına 15 milyon liralık ek gelir sağlamayı hedeflediklerini, bu kapsamda 3,5 milyon fidanı toprakla buluşturacaklarını, 8 milyon fidanı da Adana'da üretiyor olacaklarını belirtti.

Ceyhan ve Feke'de kuracakları bal ormanlarıyla bal üretimine yıllık 300 ton katkı sağlamayı hedeflediklerini dile getiren Pakdemirli, 3 mesire yerini de bu yıl içerisinde vatandaşların hizmetine sunacaklarını söyledi.

Bakan Pakdemirli, 414 aileye 17,4 milyon lira ORKÖY kredisi ve hibe desteği sağlayacaklarını, 25 mahallede 2B orman kadastro çalışmalarını tamamlayacaklarını kaydetti. Karaisalı ilçesi Kapıkaya Mahallesi'nde toplam 200 dekar alanda lavanta ve harnup türleri ile Tıbbi ve Aromatik Bitki Bahçeleri oluşturacaklarını anlattı.

Pakdemirli, Karaisalı, Kozan, Aladağ ve Sarıçam ilçelerinde meydana gelen yangınlardan etkilenen yerleşim yerlerine yakın alanlarda yangına dayanıklı türlerle 70 kilometrelik yangın önleyici çalışma yapacaklarını, bu tesislerin kenarına da 100 bin gelir getirici tür fidanı dikeceklerini belirtti.

Çukurova’nın bereketli topraklarında verimi maksimum seviyede artırmak için
su ve sulama yatırımlarına hız verdiklerini vurgulayan Pakdemirli, bu kapsamda Adana'da 22,3 milyar lira maliyetli 23 sulama projesinin yapılacağını sözlerine ekledi.

Toplantıya, Adana Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Meryem Tuncel ile bazı milletvekilleri katıldı.

30 Eyl 2021 - 13:45 Adana- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberso Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberso hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberso editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberso değil haberi geçen ajanstır.